
--> Anladın artık, özel dedim mi, madde sayısı iki katına falan çıkıyor.
--> Recep İvedik isimli filmin üçüncüsü çıkacak yakında. Etrafımda bundan neşeli bir habermiş gibi bahseden insanlar var fakat? Adam ciddi ciddi bu filmin vizyon tarihinin yaklaştığına seviniyor, filmden bahsederken gözleri parlıyor resmen.
--> Sigara karşıtı bir reklam; Akciğer kanseri hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, sigara içmeye devam edin.
--> O değil de yeni yıla taş gibi kızlarla girmeyi kabul eder misin deseler, "Yok hafız, Victoria's Secret defilesi var. Kaçırmiyim. Geçen sene kaçırdım, bütün senem bombok geçti." derim. Derim bunu.
--> Kızlı-erkekli bir ortamda tuvalete gitmek istiyorsan "Lavaboya gideyim." dersin. Erkek erkeğe bir ortamda tuvalete gitmek istiyorsan da en fazla "Helaya gideyim." dersin. Ama ben "Rahadınan bi zıçayım." diyenleri de gördüm. Ne pis bi ortamım var lan benim. Ayrıca illa bir şey söyleme ihtiyacı da olmamalı. O ortamda durup dururken kalkan birine "Nereye?" diye sorulmamalı. Çünkü belli ki "rahadınan zıçacak."
--> Seneye görüşürüz deme, dedirtme. Bir ülkenin gelişmişlik seviyesini öğrenmek istiyorsan etrafında bu espriyi yapan insanları birbirine çarp, pekmezlerini akıt. Sonra kaza süsü ver.
--> Merve'yi Tavla tarzı siteler var ya. Hani orda otomatik bir hatun cevap yazıyor, sen de tavlamaya çalışıyorsun. Bak bu da Rectoa'yı Tavla versiyonu: Tavlamaya çalışacak kişi-Selam, Rectoa- Selam, akşam 8'de evinden alırım seni. / Düşün artık halimi.
--> İrfan ismini, İrtifa diye okuyan ender organizmalardan biriyim. Başka yanlış okuduğum şeyler de oluyor ama hepsini söylemiyorum. Rezilliğimi kendi içimde yaşamak, kendi içimde bir utanç şöleni yaşamak istiyorum.
--> Bak bak fıkraya bak. Ben buldum; Temel eve gitmiş. Bide bakmış ki Fadime, Dursun'la halvet halinde. Temel "Bu ne hal olm!!?" demiş. Dursun da "Lan karım değil mi, ister sevişirim, ister güreşirim. Çıkşarı!" demiş. Meğer bizim salak Temel, yanlış eve girmiş. Dingil.
--> İkea'yı Aykiya diye okuyorum. Bundan da büyük haz duyuyorum. Ama gel gör ki çevremde bunu hala yazıldığı gibi okuyanlar mevcut. Sırf bunun için bir bilinçlenme kampanyasına girişmeye hazırım. Aykiya deyin, dedirtin. Valla çok zevkli.
--> Feysbuk'ta Paylaşmayan Bizden Değildir'ciler türedi. La olm siz kimsiniz? Bide ben bayaa bişeyler paylaşmadım. Şimdi piç gibi ortada mı kaldık?
--> Tarık Tarcan vardı, Çarkıfelek'i sunardı. Naif yıllardı.
--> Yakında Feysbuk'ta şöyle bir grup açacağım; "2 Kişi olalım. Halihazırda ben varım. 1 kişi daha bulursam misyonunu tamamlamış bir grup olacağız." Evet, grup ismi bu. O 1 kişi de üye olunca kapatıcam grubu. Böyle de manyaklıklar, çılgınlıklar, serserilikler peşindeyim.
--> Ordan Oraya serilerine reklam alsam ya ben artık. Böyle sen normal normal okurken birden bir reklam olsa falan. Ne samimiyetsiz, ne kandırıkçı dimi? Yapmam öyle şey ama. Okura saygısızlık bi kere. Hem benim de içime sinmez. Hem daha teklif bilem yok. Ama açığım. Şaka şaka. Kapalıyım. Olmaz öyle şey. Teklifler için mailime bişeyler atın, düşünürüz. Görüldüğü üzre kafam karışık.
--> O değil de hani bi ara Gazman vardı ya. La yayınlandığının ertesi günü okulda arkadaşlarla geyiğini çevirip deli gibi gülmüşlüğümüz var. Dönemine göre değişen komedi anlayışı ne pis bişey arkadaş.
--> Geçen gün bak neyi fark ettim; Uzun zamandır zıplamıyormuşum ben hafız. Bi zıplayayım da bünyeye değişik heyecanlar katayım diye bir zıpladım, yerden yüksekliğim gözümü korkuttu resmen. Demek ki dedim ben uzun zamandır zıplamıyormuşum, demek ki benim ayaklarım yere sağlam basıyormuş. Ama iyi adrenalin oldu ayaklar yerden kesilince. Şu sıralar hayatımdaki en büyük heyecanın bu olduğunu söylesem nerenle gülerdin? Anca gül zaten, bi gözümün yaşını silmeye gelme, mahsun bırak beni.
--> Keyif Kahyalığı demode oldu artık. Keyif CEO'luğunda deli paralar dönüyor hafız.
--> Amerika'nın Cincinnati beldesi, benden borç para istese düşünmeden veririm. Lan isimdeki şirinliğe baksana. Sinsinati diye okunuyor ama okurken de gönülleri hoş ediyor. Bir çocuk saflığında resmen. Parayı bırak, servetim bunun olsun be. O kadar açık konuşuyorum.
--> Bir ara Harun Kolçak, Esra Ceyhan'a katıldıydı. Yıllar evvelinden bahsediyorum. Harun Kolçak "Benim bünyede birtakım enerjisel olaylar dönüyor hacı. Gittiğim yerin enerjisini sömürüyorum." vari laflar etti. Birkaç dakika sonra, bak abartmıyorum, stüdyonun ışıklarında hafif bi sönüklük oldu. Bayaa bildiğin karardı inceden ortam. Esra Ceyhan telaş yaptı accık falan. Sanıyorum televizyon tarihinin en fantastik anlarından birine tanıklık etmiştim kendi çapımda. Bildiğin Harun Kolçak.
--> Bak hayatta şöyle bir şey var; Mesela bir arkadaş grubun var. Daha birbirinize ısınma evrelerinde kendinle ilgili şakayla karışık bir şeyler anlatıyorsun. O sırada da kendin için birtakım sıfatlar söylüyorsun, ben biraz şöyleyim böyleyim diye. Ama tamamen öyle olmadığını da vurgulamak için şakayla karışık söylüyorsun. Sonra bir zaman sonra bu söylediklerin senin karşına "Sen zaten şöyle değil misin?" diye çıkıyor. Anlatamadım sanırsam ama bu durum kötü yani. Bu.
--> Hani lüks yerlerdeki lavabolarda musluğun, kağıt havlu veren o zımbırtının altına üstüne elini götürmen gerekiyor ya çalışması için, ki genelde de ilk anda çalışmıyor şerefsizler. Yani dünyanın en rahatlatıcı eylemini yaptığın yerde dünyanın en stresli işini yapmak ironik değil mi sevgili Cincinnatililer?
--> Fenerbahçe 58 milyon dolar verdi, aldı. diye haber başlığı gördüm. Korkudan nedir, ne değildir diye tıklayamadım bile.
--> Hadi amuda kalkmayı anladık, anlamadık ya hadi anladık diyelim. Parende nedir? Hadi bakalım anlat, parende nedir? Neye hizmet eder, işleyişi, hayattaki amacı nedir? İnsanlığa şu şu yararları dokunmuştur de, özrümü dileyeyim, kapansın konu.
--> Sürekli bir şeyler öğreniyorum ama 2009 yılında öğrendiğim en güzel şeylerden biri kendin olmak, kimseye kendini ispatlamaya çalışmamak. Ne güzel yılsın lan 2009, bişeyler kattın da gidiyorsun en azından. Şeker şey seni.
--> Ben var ya hiç bir Selena olsun, bir Bez Bebek olsun, oturup başından sonuna kadar seyretmiş insan değilim. Nasıl eksikliğini hissediyorum biliyor musun? Bilemen.
--> Bak şurda 2010'a girmemize saatler kaldı. Eğer 2010'da güzel şeyler olmayacaksa girdiğim gibi çıkmasını da bilirim ben. Zorla değil ya.
--> O değil de hiç yeni yıl coşkusuymuş, aman da aman türü şeyler yok bende. Eskiden olurdu. En kötü bi kıpırtı olurdu. Şimdi yaprak kımıldamıyor fücudumda. Bence bu kadar kanıksanmamalı hiçbir olay.
--> Bak bu da bir silginin günlüğü: " " Bide bişey yazmış diye bekliyosun dimi? Silgi la bu, yazmaz ki. Anca siler. Hala bakıyo ya, hadi bi aşağıya geç.
--> Öksürdüğüm vakit, hapşırdığımı zannedip "Çok yaşa." diyenler oluyor. Nasıl öksürüyorsam ben de artık.
--> Çok uzadı serinin bu bölümü dimi? Artık 1 sene yazmam herhalde, eheh.
--> Bitirsek mi artık?
--> Sıkılmadıysan devam edebilirim, sorun değil.
--> Yok yok, bitirelim.
--> Yeni yılda uykunu almayı unutma. Verebileceğim nacizane tavsiye budur.
hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!
cemal safi

31 Aralık demiştim ama o gün Ordan Oraya patlatırız diye şimdiden yayımlayayım dedim.
Malumunuz bir önceki yazıda yeni yıl için aldığım kararları yazmıştım. O yazının en altına da bir form yerleştirip sizin kararlarınızı bana göndermenizi istemiştim. Yalnız bu okurla etkileşimi keşfettim ya, 2010'da bol bol etkileşicez, şimdiden söyleyeyim. Neyse işte, sağolun, yurdun dört bir yanından yeni yılla ilgili beklentilerinizi, kararlarınızı yolladınız. Binlerce mail yağdı, aralarından seçtiklerimi yayınlayacağım.(Yok lan hepsi bu kadar) Ama iyi geldi yine, sağolun yolladığınız için. Başlıyorum;
Nick: w
Yeni yıl kararı: eskisi gibi kal. değiştirecek birşey yok...
Nick: muhaber
Yeni yıl kararı: Tezini yaz. Bir türlü yazamıyorum :(
Nick: littleiv
Yeni yıl kararı: okulu bitircem, askere gitcem ama korkuyorum bilemedim belki gitmem. heyecanlı şeyler hep bunlar
Nick: cc
Yeni yıl kararı:
*kocamın yüzü kara çıkarılıp trafik canavarı olma bahasına araba kullanmak öğrenilecek
*bu dünyaya yeni bir canlı getirmenin hala endişesi içinde olunsa da artık zamanı gelmiştir denilip bebek yapılacak:S
*italyaya gidilecek...
Nick: Bgwm
Yeni yıl kararı: Kararsızım.
Nick: loana
Yeni yıl kararı: bloguma artık dişi yakarış modunda değil de aşk böcüğü tadında yazılar girerek daha da bir mide bulandırmak. gerçi bu yeni yıl dileği oldu. her şey kısmet kardaş.
Nick: PoLLy
Yeni yıl kararı: sigarayı, yemek yemeyi, sinüslerimi, işi ve dolayısıyla on milyar tazminatı bırakmayı planlıyorum.. planlamakla kalmaktan korkuyorum..
Nick: mitsubüşü
Yeni yıl kararı: şunca zamandır camper almak istiyorum ama malum pahalı meretler. artiz campercılar da artizliklerinden ödün vermemek adına fiyat yazmıyolar hiç bi yere ne kadar para biriktirmem gerektiğini bilmiyorum dolayısıyla.. yeni yılda kararlıyım cesaret edip camper satıcısına fiyat sorucam. artizlik yaparsa da "ne be sanki yedi sülale camper la mı geziyonuz dübük?" konulu bi çirkeflik çıkarıcam.
o fiyat öğrenilicek!!
Nick: VodviL
Yeni yıl kararı: Malın Gözü'ne maaşlı yazar ol.
Nick: bi dost
Yeni yıl kararı: az uyuycam.
az espri yapıcam.
çok gülücem.
çok ders çalışıcam.
yeni kimseyle tanışmıycam.
eski tanışlarımla bol bol görüşcem.
bol kot pantolon alıcam.
saçımı boyıycam.
sinirlenmiycem.
az konuşucam.
malın gözünü hep okuycam.
Nick: lunawar
Yeni yıl kararı: yemeklerin yemeden önce değil, yedikten sonra fotoğraflarını çekeceğim.. (nefsinle savaş herbişeyle savaştan daha zor.. hem soğuyor zaten..)
Nick: R.Özer
Yeni yıl kararı: 31 aralık günü arkadaşlarına seneye görüşürüz gibi bi espri yap ve yılbaşını hastanede geçir güzel fikir dimi kabul et..
Nick: ibrhyme
Yeni yıl kararı:
*Yeni yılda yani 2010 yılı içerisinde 2 adet single albüm çalışmam olacak.
*Yarıyıl tatiliyle beraber rahata kavuşacağım.
*Bol bol gülmeye eğlenmeye yer yerde duygusalizme önem vereceğim.Bana vermeyen kızların lezbiyen olduğu kanısını hiç yitirmeyeceğim.
*Yaz tatiliyle beraber Balıkesir/Altınoluk'taki evime müzik çalışmalarımın devamını sağlayabilmek için yeni bir stüdyo düzeneği kuracağım.
*Önüne gelen kıza yüz vermeyip çıktığım yani sevgili olduğum kızları özenle seçeceğim.
* MalınGözü'nü okumaktan ve okutturmaktan vazgeçmeyeceğim.
* Yemin ediyormuş gibi olduk bu yazıda
*Şimdilik ilk aklıma gelenler bunlar,Gerisini Allah bilir herşey nasib tabikide.İnşallah diyoruz her maddenin önünde.
Nick: esidat
Yeni yıl kararı: iki elim kanda da olsa bu sefer metallica konserine gidecem.
Nick: manik
Yeni yıl kararı: alkolizmimden kurtulmak :P hayır ulen içmeye devam etmek ama çaktırmamak istiyorum ben yeni yıldaaaa
Nick: biberli
Yeni yıl kararı: paraya para dememeyi ve altı kilo daha vermeyi planlıyorum... ay ne plansız bi insan olmuşum ben, bi de yaşlanmamayı planlıyorum ama yemez galiba. neyse bakıcaz..
Nick: Gabriélle 'Coco' Chanel JR
Yeni yıl kararı:
Öncelikle çok okudum bu "yeni yılda napacan? noğel dayıdan ne istiyon?" benzeri yazıları. Ama oturupta yazmadım. Çünkü bişey istemek istemiyordum.Ama bu yazıyı okuyunca olmadı yazıverneye karar verdim. Bismillah;
*Öcelikle çok sevdiğim biricik işimde sigortalı olarak çalışmak istiyorum. Hayati güvencenin olmadığını bilmek çok kötü :(
*Sevgilim gerçekten sevgilimse ona ahtapot gibi sarılmak istiyorum değilse (ki buda olağan) Onu evden kovmak sonra pencereye koşup ardından bakmak ve kafasına tükürmek istiyorum. Yapabileceğim en acı ve koyucu şey.
* Motor ehliyetimi artık alabilmek istiyorum. Sıkutırımla dünyayı keşfetmek istiyorum. Ki; bu imkansız nere keşfediyon mal derler bana kesin.
*Şimdi ben böyle güzel güzel yazıyorumda dediklerim dilediklerim olacak mı sorarım size? Böyle beni gaza getirip yazdırdınız ki bunu birtek siz başardınız. gerçek olmazlarsa bendeki hayal kırıklığının bi düşünün. Düşünün hele :( Neyse başladık madem bismillahla, bitirelim elhamdülillahla.
*Çok istediğim ve bana tokat atan o maymunu alıp böğrüme basmak onu beslemek onu sevmek öpmek elinden tutup gezdirmek istiyorum. Gerçekten istiyorum. Ayrıca bide 2 milyar olmasın o ya.
*Şu uhrevi suratım (fazla beyaz) 1 ocak tarihinden itibaren zenci olsa fena olmaz.
*Çok yok ama yinede kilo vereyim ama gözlerimin altı çökmesin. (bak naısl önemli şeyler diliyorum) Bana hep bana bana.
*Toplumsal şeyleride düşünebiliyorum. Ama toplumsal bişey istemiyorum. Ne yapsalar birileri zarar görüyor nasılsa.
*Ama televisyona çıkıp vikvivkvik konuşanların ses telleri ortadan kaybolsun, konuştuklarını sansınlar ama ses çıkmasın. Kafa şaapmasınlar.
Yani bu kadar geldi aklıma. Birinden biri olsun sana hediye alcam :(
Nick: turuncuyesil
Yeni yıl kararı: 1.bu sene icinde muhakkak rectoa ile tanisilacak, yanaklari mincirilacak,alnindan opulecek, "sirin sey seniii" diye sevgi gosterisinde bulunulacak
Nick: annunaki
Yeni yıl kararı: ikircikli olmaktan vazgeçip delişmen levelına atlayacagım, işte orada oyunu save edecegim.
Ellerinize sağlık, şahane insanlarsınız. Malın Gözü'ne maaşlı yazar olmak ve yanaklarımı mıncırmak da olası yeni yıl kararları tabii. Malın Gözü'nü okumaya devam etmek ise kararların en yücesi nazarımda.
Yeni yılınız hakkaten yepisyeni olsun.

Yazının en altında sana özel bir bölüm var.
Hafız, geçen sene daha 2009'a girmeden 2009'un En'leri diye yazı yazdım. Semeresini şimdi görüyorum. Arama motorlarından gelen gelene. Böyle de küçük hesaplar peşindeyim arkadaş, nasıl tiksiniyorum kendimden bazen.
Neyse gelelim yeni yıl için alınacak kararlara. Elin amerikalısı New Year's Resolution diyor buna. İşte benim yeni yılda yapacağım şeylerin listesi;
+ Her güne bir kız arkadaş sığdır. Kız arkadaşsız geçen günlerin acısını çıkar. 365 gün boyunca bir günü bile aksatma. Daha sonra bir zorluk çıkmaması maksadıyla şimdiden sevgilin olabilecek kızların listesini çıkarmaya başla. Çıkan sayının 2 olması moralini bozmasın. Yeni yıl lan bu, boru mu!
+ Uçmayı dene. Gülme lan, bi dinle önce. Bi dağdan paraşütle atlamak olur, bungee jumping olur. Yükseklik korkunu yenmek adına senin için büyük, dünya için küçük bir adım at. Çünkü takdir edersin ki dünya napsın senin uçmanı. Zaten muhtemelen senin dışında yaklaşık 6 milyar dünyalı uçmuştur bir şekilde. Bi sen kaldın. Zibidi.
+ Malın Gözü'ne maaşlı yazar al. "Güldüreceksin ulaaan!!" diye başında dur. Onu yazmaya teşvik için elinde kırbaç bulunsun. Yazması için beline beline indireceğin kırbaç darbeleri ilişkinize heyecan katabilir.
+ Askere git. Kışlanın kapısından şöyle bir içeri bak. Sonra eve dön.
+ Çarşıda amuda kalk. Hazır amuda kalkmışken amut diye bir kelimenin varlığına şaşır, hayretler içinde kal. "Neymiş lan bu amud, habire ona kalkılıyor?" diye soru sor. Soru soran beyin paslanmaz.
+ İstediğin rüyayı gör. Misal birine mi sinirlendin; "Olm kendine büyük düşman kazandın. Rüyamda ağzını burnunu kırıcam!!" diye tehdit et. Sonra bi hırs gir yatağa. Bu bahsettiğim lucid dreaming'in 50 seviye ilerisi. Rüyayı kontrol etmek de neymiş, keramet istediğin rüyayı görebilmekte.
+ Sorusu olmayan cevaplar bul. Yani öyle şeyler söyle ki dinleyenler "La yürü git kafasına osurduğumun ibişi!!" deyip kapıdan kovsunlar. Olsun. Sen bacadan gir.
+ Bloga reklam al. Bakkal abiden başlayabilirsin misal. "En İyi Çıbıh Makarna Mahallenizin Bakkalında" deyu. Öyle deme, ufak ufak başlayacan. Bak feysbuk ilk açıldığı zamanlar bilinmiyordu. Bu yazıyı okurken bile orayı da kontrol ediyorsun muhtemelen.
+ Toplum için soyun. Sanat için soyunmanın faydası yok. Soyunduktan sonra teker teker toplumun kapısını çal, "Nasıl beğendiniz mi?" diye. Sanat için soyunsan asosyal asosyal dolaşacan büyük ihtimal. Bak şimdi en azından bir etkileşim oldu.
+ Artık yavaş yavaş okurlar için hizmetlerde bulun. "E-posta şifrelerinizi bize verin. Her gün yeni bir şey var mı diye kontrol edip önemsizleri sizin için ayıklayalım. Hatta yer yer sizin yerinize yazışalım." Fikir güzel ama kabul et. Ben olsam gözü kapalı verirdim şifremi.
+ Blog yazarlarının hepsine Adsız bir şekilde "Kim olduğunu biliyorum" maili at. Eheh, adrenalin salgılasınlar bir an için. Lan şimdi böyle söyledik diye bi mail geldi mi de benden bilinir. Peşinen söyliyim; O ben değilim.
Yeni yıl için sizin aldığınız kararları yollamanız maksatlı bir form vardı buralarda. Süre bitti, form da yok tabii. Yeni yazıda sizden gelenleri yayımladım ama korkmayın.
Fotoğrafta Obama ve eşrafı temsili olarak 2009'u uğurluyor.
Dediler ki "Aman rectoa, yaman rectoa. Yeni yılla ilgili bir yazı döşemezsen halin nice olur. Hadi yaz bi yazı gurbanın olam, hadi gadasını aldığım." Direkt böyle iletişime geçildi benle, bilemiyorum.
2010 ile ilgili her blog yazarının fikir-düşünce-sevgi-hüzün hezeyanları var gördüğüm kadarıynan. İki, üç gün ayrı kaldık, yüzlerce yazı yazılmış ve yüzde 91.5'i bu konuyla ilgili. Salladım mı küsüratlı sallarım bebek.
Açıkçası 2010'un benim açımdan tek avantajı, doğum günü hesaplamalarında elimde yuvarlak bir rakam olmasıdır. Ben bunun sevincindeyim, bunun coşkusundayım.
Şimdik bilenler bilir. Geçen sene 2009'a gireyazmışken, 2009'un En'leri şeklinde bir yazı yazmıştım. Bu beklenmedik hamlem yurtta ve dünyada oldukça ilgi çekmiş, Cnn, Bbc ve Rize Tv röportaj için sıraya girmişler idi. Bu sene onu yapmayacağım. Klişenin dibine vurup 2009'u özet geçmek istiyorum. Geçmişe göz atarken kah gülecek kah eğleneceksiniz. Malın Gözü'yle geçmişe çıkacağınız bu eşsiz yolculuğa hazır mısınız? Hayır diyeni fururum.
Ocak;
& Barack Obama "Şerefsizim Bush'un yaptıklarını yapmayacam, iki gözüm önüme aksın la!" diye yemin ederek görevine başladı. Obama'nın eşi, "Taam balım abartma." diyerek kendisini uyardı. Yemin törenini izleyen Nobel Ödül Verme Şeysinden Sorumlu Komite, "Geleceği parlak. İleriki aylarda buna bi ödül patlatak hafız." dedi.
& Tayyip Erdoğan, Davos Ekonomi Forumu'nda "One tu tiri foroooo. Sıkıldım gidiyom lan ben." diyerek ortamı terk etti. Arkasından gözü yaşlı bir şekilde bakan forum moderatörünün daha sonra bileklerini keserek intihara teşebbüs ettiği haberi geldi. Çıkışta gazetecilere konuşan Erdoğan çok sertti; "Bu kadar saat konuşturulur mu lan? Acıktık olm."
Şubat;
& Çocuklarının ismini Polat ve Memati olarak değiştirmek isteyen aileye, devlet "İki kişinin koyduğu isim değildir." diyerek karşı çıktı. Söz konusu aile, bir dahaki sefer çocuklarının ismini Behlül ve Bihter olarak değiştireceklerini söyleyip kararlarını erteledi.
& Slumdog Millionaire, en iyi film oscarını aldı. Filmde adeta "Hindistan'a gitmeyin. Çok tehlikeli olm, sakın ha. Adımınızı atmayın, valla götü kaybedersiniz." şeklinde reklamı yapılan Hindistan, bu ödüle çok sevindi.
Mart;
& Bush'a ayakkabısını fırlatan gazeteci Muntazar El Zeydi'ye üç yıl hapis cezası verildi. Karara itiraz eden El Zeydi, "Aga benim ayakkabının altı açılmış, kendisinde de fazla Nike var mı diye soracağıdım. Elimden pırtmış ayakkap." dedi.
Nisan;
& Microsoft, rakip firmanın patent hakkını ihlal etmekten 388 milyon dolar cezaya çarptırıldı. Bill Gates'in bu parayı "Bu maili listenizdekilere yollayıp bide üstüne para verirseniz 10 gün içinde hayatınızda sevişgenlik oranı artacak." şeklinde bir forward mail zinciriyle toplamayı düşündüğü belirtildi.
& Amerika'da 21 yıldır dondurulmuş bir spermden bebek doğdu. Bebeğin ilk sözlerinin "21 yıl lan dile kolay. Adam mı öldürdük de beklettiniz bu kadar sene!!" olduğu öğrenildi.
& Dünyanın ilk kopya tek hörgüçlü devesi Dubai'de dünyaya geldi. Bu devenin ilk sözünün de "Başka işiniz gücünüz mü yok olm?" olduğu öğrenildi.
Mayıs;
& Eurovision'u aleksandır bilmemne kazandı. Kendisinin keman çalıp bir ordan bir buraya koşturmasını sevimli bulan Avrupa kızları şimdi kendisinin nerede olduğunu merak ediyor. Aha bu kadarsınız işte.
Haziran;
& Michael Jackson hayatını kaybetti. Ölümüne kadar kendisini pek iplemeyen bir güruhun hala sokaklarda moonwalk yaptığı gelen haberler arasında.
Temmuz;
& 3G teknolojisi inceden inceden hayatımıza girmeye başladı. Onun hayatımıza girmesi değil de 3G reklamlarının hayatımıza girmesi daha çok koydu. "Merak ne güzel şey, güzel şey merak." gibi zeka dolu reklam jingle'ları mıdır nedir, peyda oldu. Ülkecek huzurumuz kaçtı. Biz eski biz olamadık.
Ağustos;
& 7 Ağustos'da saatler 12:34:56'yı gösterince bir bok olacağı sanıldı. O anda tarih 123456789 gibi bir kombinasyon oluşturunca gökler delinip ilahi bir varlığın alayımızı seveceği gibi fantastik düşünceler içine girildi. Fakat tam o vakitte sadece Konya'da yaşayan Ramiz isimli bir vatandaşın hafif bir irkildiği ortaya çıktı. Onun dışında doğa üstü bir olaya rastlanamadı.
Eylül;
& Cem Garipoğlu teslim oldu. Ama ondan daha çok teslim olmadan hemen önce yediği sucuk-ekmek konuşuldu. Sucuk-ekmekçiler bir süre bu işin kaymağını yedi.
& Türkiye ve Suriye karşılıklı olarak vizeleri kaldırdı. Sonradan nereye kaldırdıklarını unutmamak için ellerine ufak notlar aldılar.
& Malın Gözü birinci yaşını kutladı. Doğum gününü Bakıngım Sarayı'nda verdiği bir davetle kutlayan Malın Gözü ekibi, gece boyu davetlilere sürprizler yaşattı. Çıkışta başarılarının sırrını soran gazetecilere ise tekme tokat dalan Malın Gözü yazarları mekanı yanlarına aldıkları birkaç sandalyeyle terk eylediler.
Ekim;
& Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi maçı yayını esnasında Digiturk ve D-Smart kavgası yaşandı. İki platform canlı yayında karşılıklı atıştılar. Maçı izleyenler, bu anları daha sonra kabuslarında gördüler. Bazıları hala tedavi görüyor.
Kasım;
& İsmail YK, Feysbuk için şarkı yaptı. "Lokomotif Gülşen, çıtı pıtı Birsen ah bir görsen/Cici bici Ebru esmer Banu tanışabilsen" gibi gönlümüzün bam teline dokunan sözleri bulunan bir şarkıyla yaşamlarımıza farklı renkler katan İsmail YK'ya, yapılacak Oscar ödül töreninde sahne alması için teklif götürüldü.
Aralık;
& Berlusconi'nin sümsüğü yemesiyle finalimizi yapıyoruz. Milano'da miting için halkla kaynaşırken suratına metal bir cisim yiyen Berlusconi'nin ağzı burnu dağıldı. Saldırıyı düzenleyen kişinin soyadının Tartaglia olduğu ve burdan bol bol espri malzemesi çıktığı belirlendi.
Geçtiğimiz seneye damgasını vuran olaylar bunlardı diyerek klişede çağ atlamak istiyorum. Bu arada "Seneye görüşürüz." esprisi duymadım henüz kimseden. İnşallah da duymam. 2010'a adam döverek girmek istemiyorum çünkü.
not: sağa blog içi arama motoru koydum. yazdıklarımı ben bile bulamıyodum, iyi oldu.

Mübarek Christmas'ı idrak ettiğimiz şu günlerde başka önemli bir güne daha geldik çattık.
Sevgili İsmael'in, blog ortağımın, canomun doğum günü bugün, çalsın davullar!!!!!!!!!!!!!
Yeni yılın, yeni yaşın kutlu ve mutlu ossun İsmael. Yalnız 10 gün daha sabretseymişin yeni yıl kutlamaları için atılan havai fişekleri falan üstüne alınabilir, daha da çılgın atabilirmişsin.
Nice bloglamalara, daha nice yepisyeni bissürü şeylere...

Part 3
Previously on 11
[ Beni bi odaya getiriyorlar, aletler, grafikler..
T patron hemen buraya gelmelisiniz!! Kod 11 durumu var!! ]
Kafamdaki aletle etrafa şaşkınlar bakışlar fırlatıyorum ( kod 11 ne lan!?)
Teslime ye bakıyorum, yüzüme bakmıyor.
-öhem. kod 11?
T acıktın mı john? birşeyler almamı ister misin?
- kod 11 diyorum! nedir bu!? ölecek miyim? ( bu sırada aleti çıkarıyorum,kafamdan)
T istersen biraz dinlen, yorgun görünüyorsun
Bu cevap üzerine zaten yıpranmış olan sinirlerime daha fazla hakim olamayıp Teslime ye doğru ani bir hamle yapıyorum, (mnskbok!!! duymuyor musun lan beni!! ) Beraber yere düşüyoruz, kısa bir süre boğuştuktan sonra kendimi Teslime nin altında buluyorum [ :( ]
- Bırak beni!! ne olduğunu bilmek isiyorum tamam mı!! ne yapacaksınız bana!?
T Sakin ol tamam mı!! aynı taraftayız, biz senin dostunuz!!
- ne dostu lan ne dostu!! tanımıyorum hiçbirinizi!
Kısa süren sessizlikten sonra Teslime yavaşça kalkıyor üzerimden, ben sinirlerim boşalmış halde yerde öylece yatıyorum. [ :P ]
T Kalk ayağa, yerine otur. İşimizi daha fazla zorlaştırma.
-(Kalkıp koltuğa oturuyorum) İşiniz!? Bir sabah gelip kapımı çalıyorsunuz, gösterişli elbiseler, güzel arabalar, boş daireler, garip aletler.. Amacınız nedir arkadaşıım!!
T Şu anda neler olduğunu algılaman olanaksız, sadece dediklerimizi yap.
- Olduağ!!. İnanmıyorum bana bu tepkiyi de kullandırdınız ya. sizi..
Tam bu sırada kapı zili sözümü yarıda kesiyor. Teslime kapıyı açmak için odadan çıkınca sinirden klavyeye vuruyorum, ekranda bir resim ve yanında bilgiler beliriyor (Resimdeki benim sanki ama daha yaşlı görünüyorum ve bu fotoyu çektirdiğimi hatırlamıyorum) bilgilere bakıyorum;
Name: John Touret Bigalow
Age: 32
Altındaki diğer kısa bilgiler ve açıklamalara bakamadan ekran kapanıyor. Kafamı çeviriyorum, Teslime nın güç desteğini kapattığını görüyorum. Yanında Nitın.
- (Teslime ye dönüp) John Bigalow? Ben 32 yaşında mı gösteriyorum bi bak allasen, akıl var mantık var! Beni bu adam mı sandınız yani!
T Onun seninle alakası yok.
T Nitın sen burada kal, ben patronun yanına çıkıyorum. (çıkıyor)
- Nitın, kardeş, sen iyi bir insana benziyorsun, sal beni gideyim. N'olur lan.
- Şş. Hadi be.
N Senin John olmadığını biliyorum.
N John cesur bir adamdı çünkü.. gözlerinde o ateşi görebilirdin. Sana baktığımda dünyanın en basit adamını görüyorum. Gözlerinde en ufak bir ışıltı yok.
- Ben de cesurum ki ( gaza geldi bak bak)
- Gidelim Nitın!!
N Nereye?
- Bilmiyorum böyle bitsin istedim.
[Gelecek bölümde; İsmail John mu? Nitın kim? Kod 11 ne? John Bigalow kim?
Bu soruların hepsi yanıtsız kalacak.]
Ya cano, adeta isteniyor ki ben internetten elimi ayağımı çekeyim, maillerime bakmayayım, feysbuk desen ondan da tiksineyim. Ama beni yıldıramazlar, her türlü dış mihraka rağmen dimdik ayaktayım.
Ahanda bak son olay. Yine feysbuk denen sitede dolaşıyorum. Bide ne göreyim? Sağ tarafta neye derman olduğu bilinmeyen bir anket. Türkçe-İngilizce karışımı yeni bir dil icat edilip bir anket hazırlanmış resmen. Nedense işin içinde Google Translate'in olduğuna dair bir inancım var. Zira ilk vakaları değil. Anket şöyle;
Yukarda ne sorulduğunu bilene/bulana tam 3 paket eti cin veriyorum. Bu zibidiliği şikayet etmeden duramazdım tabii. Sağ üst köşedeki çarpı işaretine basınca çıkan "Bu reklamın nesinden rahatsız oldun hacım?" penceresine son derece resmi ve medeni bir dille şikayetimi yazdım;
Görevimi yapmış olmanın verdiği huzurla rahat rahat uyuyabilirdim artık.
Yeni görevler beni bekliyordu.

--> Öyle çok fazla komiklik şakalar bekleme. Bazı fikirsel açılımlar yaptım, bazen de içimi döktüm. Bazen de şaka falan. Hayat da öyle değil mi zaten kuzum?
--> Ergen Tribi diye bir şey var. Kendi kendine hayaller kuruyor, kafasında bir şeyler yaşıyor, birtakım düşler peşinde koşuyor. Sonra sana gelip kendi içinde yaşadığı şeylerin sonucunu yansıtıyor. Sen de "Noliyür yav?!" diye kalakalıyorsun. Ki daha önceki yazımda da belirttim, herkes benim gibi kalakalamaz. Olayı şöyle bir örnekle bitireyim; Misalen sen televizyon izliyorsun. Bu ergen de yanına gelip "Niye bu programı seyrediyorsun, bana mesaj mı vermeye çalışıyorsun?" diyor. Ahanda Ergen Tribi tam da böyle bir şey. İşleyiş olarak Kadın'a da benzeyen yönleri var.
--> Bir ara bana hiç okur maili gelmediğinden yakınmış, adeta kaderimle bir hesaplaşmaya girmiş, "Yoksa yazdıklarım 'ahaha ibiş resmen ya' diye okunup geçiliyor mu?" diye sorgulamalara yönelmiştim. Sanki böyle soğuk, nemrut bi tipmişim gibi insanlar mail yollayıp fikirlerini paylaşmaktan adeta imtina ediyorlardı. O günden sonra aralıklarla okur mailleri geldi. Pek güzel de muhabbetlerimiz olmuştur kendileriyle. Okuyucu açısından nasıl görünüyorum bilmiyorum da muhabbeti seviyorum ben birader. Valla bak. Posta kutumda okuyucu maili görünce sevindirik oluyorum, kah gülüyor kah eğleniyoruz. Okur maili deyip durdum diye sanki çok kurumsal bi blogmuşuz gibi düşüncelere de kapılma yalnız. Alt tarafı 3 katlı bir holdingimiz var. Biz blogu bodrum katından yönetiyoruz.
--> Geçen sene, 2009'a girmezden evvel, 2009'un En'leri şeklinde bir yazı yazmıştım. O yazı 2009'un başından itibaren google aramalarında öyle bir zirve yaptı ki inanamazsın. O gazla ileriki günlerde 2010'un En'leri şeklinde bir yazı yazmayı planlıyorum. Ha daha gelmeyen yılın En'i mi olur zibidi dersen de haklısın ne diyim.
--> 2010'dan itibaren aylık burç yorumları tadında bir şey yapmayı planlıyorum. İyi olur dimi? Nicedir kategori düşünüyordum zati. Bu nicedir lafı da çok efendi geliyor bana. Kızım olsa veririm o derece. Ekmeğini taştan çıkaran bi tipi var. Mert, Anadolu, bizden. Kelimelere böyle anlamlar yüklüyorum ya bi gün de TDK'dan biri gelip "Hafız gel bizle çalış la." demedi.
--> Ağzını doldura doldura Süleymaniye desene bi. Tılsımlı gibi bi havası var.
--> Bir yerine bi diyorum ya bazen(bi üstteki maddeye bak misalen.) Geçen gün sitenin birine aynı şekilde bişey yazıp gönderdim. Baktım mesaj kutum ışıldıyor. Düşünceli bir arkadaş sempatik bir şekilde doğrusunun bi değil bir olduğunu söyledi. Teşekkür edip cevapladım. Ne zamandır fark ettiğim bir şey var idi , bu mesajla tekrar aklıma geldi. Birbirine ayar verme meraklısı bir toplum içinde bu gibi düşüncelerin ince fikirlerle yansıtılması çok önemli. Piçliğin prim yaptığı bir dönemdeyiz maalesef. Olacak O Kadar'ın mesaj kaygısı taşıyan skeçlerine dönmeden bitireyim bu maddeyi. Mesaj kaygısından nefret ederim çünkü.
--> Şu mübarek kış günlerinde miniminnacık etekleriyle endam eden güzeller var sokaklarda. Giysinler tabii de üşümüyorlar mıdır ki onlar? Ama şimdi ben böyle söyledim diye de giymezlik yapmasınlar. Söyleyin, giysinler. Düşünsene, sırf ben söyledim diye, yarın şak diye mini etek giyme şenlikleri kesiliyor. Böyle bir vebali üstüme alamam.
--> Hani Twitter hesabı açtık blog için, aslen ismael açtı. Şifreyi bana da verdi de, sucu geldiğinde her seferinde suyun ne kadar olduğunu soran bir insan olarak, tabii ki şifreyi unuttum. İsmael'e sordum, söyledi. Fakat yine unuttum. İsmael'e soracam yine ama "Eaah ulan bi şifreye sahip çıkamadın, ne pis bi insanmışsın sen!" demesinden korkuyorum. Eheh, şaka lan. Demez ismael. Sever beni. Ama yine de şirinlik yapıp okuyucuların önünde isteyeyim şifreyi. İsmael, olm şifreyi unuttum ben yine.
--> "Sen çok iyisin." lafını hayatımda ilgi duyduğum kızlardan başka kimseden duymadım arkadaş. Bu lafı duya duya kaşarlanıyorsun ve gerçekte ne anlama geldiğini de çözüyorsun tabii:"Senin, yaşamıma bir heyecan katacağını sanmıyorum. Fazla iyisin ve bu bana çok fazla. Çünkü ben acı çekmeyi seviyorum." Bir ara eski sevgililerimden biri bile demişti bunu, yuh artık. Lan sevgilimsin, iyiliği mi kalmış.
--> Delicesine kolbastı oynayanlar vardı bi ara, noldu onlar? Şşş, tamam tamam, uyandırmayın. İyi böyle.
--> Sinameki, sanki yeni bir fikir akımı ismi gibi duruyor.
--> kib, aeo gibi kısaltmalar ülke bütünlüğüne ciddi zararlar veriyor. Nasıl zarar veriyor? Şimdi bu kısaltmaların uzun halini yazmaya üşenen gençlerimiz........off bak bunu açıklamaya bile üşendim. Ahanda ülkenin bütünlüğü sarsılmaya başladı bile. Dış güçlerin oyunları falan hep bunlar.
--> Blogumuzu reader'larından takip eden 400 küsür kişi yazma şevki veriyor bana. Hakkaten bak. Fakat şöyle de bir gerçek var ki, bu 400 kişi bloga bi anda gelse ağzımı burnumu kırarlar. Diken üstünde yazıyorum ne yazıyorsam.
öyle bir kelime söylesem ki diyorum;
dışarıda biri kalmasa...
özdemir asaf

Ne çabuk geçiyor aylar değil mi? Bak daha bir ay önce Siminya ile hoş beş etmiştik.
Bu ayki talihlimiz Cesetizleri. Zaten kendisiyle röportaj yapmayı planlıyordum. Fakat kendisinin "Bir röportajım bile yok, anlıyor musun?" mealli yakarışları bu süreci daha da hızlandırdı ve bu röportajı gerçekleştirdik. O değil de benim de bir tane bile röportajım yok lan. Vay be.
Cesetizleri'ni nasıl bilirsiniz? Kendisini uzun zamandır takip ediyorum. Her şeyini birebir anlattığı, oldukça kişisel bir blogu var. Kendisi bilmese de kaderimiz bir yerlerde birbirine benziyor. Blogunun ziyaretçisi eksik olmuyor ayrıca. Yüzlerce takipçisi ve her yazıya onlarca yorumcusu var. Sevilen bir insan.
Birazdan okuyacağınız röportajda, ilk ikisinde olduğu gibi yine bana geçirgen cevaplar var. Alıştım ama ben. Buldunuz röportajsız bloggerı.(şair burda bişeyler anlatmaya çalışıyor)
Haydin o zaman, uzatmadan başlayalım;
---------------------------------------------------------------------------------
Rectoa: Merhaba kpss dertlisi, merhaba kimsesizlerin kimsesi. Nassın, iyimin?
cesetizleri: İyi değilim, pratik zekalının biri blog yazılarımı çalmış. 150 civarını buldum daha da devam ediyor bakalım :) Gloom'a falan aşık böyle, anlamadım "Hayatımın Erkeği" fantezileri de kuran 89 doğumlu bir oğlan bu. Kendisine buradan selamlarımı iletiyorum. KPSS mi dedi biri o kısmı anlayamadım tam.
Rectoa: Siminya'ya benzemeyip benim halimi hatrımı sorduğunu ümit ederek "Ben de iyiyim, nossun uğraşıyoruz blog falan." demek istiyorum. Hazırsan başlayalım mı?
cesetizleri: Siminya'ya benzemek istemezdim işin aslı ama ben de unuttum sanırım ama bu iş böyle işte, milletin ağız kokusunu çekip -ki nane ferahlığı- öyle işte bir nassın'a muhtaç yaşamak.. Şu an empati kurmaya çalışıyorum bilmiyorum başarabildim mi..?
Rectoa: Gudik sorulara geçmeden önce merakımı önceden beridir dürten bir nokta var. Neden Cesetizleri?
cesetizleri: Aslında blogun dikkatli bir okuyucu olmadığın belli.. Taman şaka be, alınma dur gitme tamam tamam. Daha önceden yazmıştım bunu ben. Ve hatta hâlâ da yazıyorum. Çocukluğum acılar içinde geçti, Emrah gibi annemi gazozlu adamlardan kurtarmak zorunda kalmadım işin aslı ama neyse işte, acıların çocuğu durumları oldu biraz.
6 yaşında intihar hayalleri kuran bir çocuk düşün, ana sınıfına gidiyordum sadece adımı yazmayı öğrenmişim sanırım tam bilmiyorum o kısmı. Tahtaya adımı yazıp "Ces öldü" diyordum. Tabii o zamanlar adım ces değildi, anamın koyduğu adı kullanıyordum ama burada zikretmek doğru olmaz çünkü büyülü bir isim, söyleyeni top ediyor, ki ben futbolu hiç sevmem ne o öyle 20 adam koşuyor bir topun peşinde -diğer ikisi kaleci tam koşuyor sayılmazlar bunu biliyorum- Neyse işte konumuza dönersek, ben öleli çok olmuştu, içim geçmiş, huzur evi sakini gibi hissediyordum kendimi, arayanı soranı olmayan ve örgü dantel örüp Seda Sayan'ı izlemekten bile zevk almayan bir sakin fazla sakin..
Yazdıklarımın da izi olsun dedim ve böyle bir mahlas seçtim kendime. Blogdan önce de vardı bu, geçmiş zamanda kullandığım. Arada birkaç emo çalmaya çalıştı ama forum forum gezip onları bulup zıçtım ağızlarına. Manyaklık parayla mı?
Rectoa: Sevgilin (abi saygılar) dese ki;"Ey Cesetizleri, evlenirsek blogunu kapatıp evinin bloggerı olacaksın." Ne cevap verirdin?
cesetizleri: Sevgilimle zaten evliyiz yani evli olmak sadece noterden tasdiklettirmeye bile üşendiğimiz bir imzaya bakmasa gerek. Gloom çok özel biri, böyle bir şey demeyecek kadar da çok seviyor beni biliyorum ve birbirimizi de çok çok çok iyi tanıyoruz. O benden böyle bir şey isterse saçma salak erkekler gibi bunu egosu için istiyor olmaz bana sağlam sebeplerle gelir ve o sebepleri mantıksız bulmam için sebebim olmaz eminim ve evet böyle bir şey isterse yaparım. Şimdi bu kız feminist geziyor, kadın hakları diyor iki höt zöte oturacak mı olmasın, dediğim gibi bunu egoları için değil, doğru olan bu olduğunu için isteyecek biri, beni üzmeyeceğini biliyorum. Bunu anlayacak kadar çok gözlem deney yaptım.
Onu tanıdığıma, onu sevdiğime hiç pişman olmadım, hiç de olmayacağım. Oh be, o kadar güzel laf söyledim, artık o istediğim ayakkabıyı alır herhalde bana.. Öff tamam şaka, ben zaten ayakkabı giymiyorum, doğa dostuyuz.
Rectoa: Bir yazında blogundan yazı çalanlara ettiğin bedduaları okumuştum. O beddulardan burda da mırıldanabilir misin biraz?
cesetizleri: İlk soruda da bahsettim ya hani, -hafıza tabii, kimine çok kimine az- .Kızmıyorsun değil mi, senin için kafa biri dediler ben de gaza geldim, aaa harbi kafaymışsın. Evet soruya döneyim yine, Herifçioğlunun biri yazılarımı almış, ben öyle aman iki satır aldılar dünyayı dar edeyim diyecek biri olmadığımı biliyordum ama bu kadarına hazırlamamışım bünyeyi.
Ne tür yazıları alırsın mesela, genele hitap eden özelden uzak rastgele bir yazı alırsın şerefsizlikse bu da öyle yani illa tam yapmana gerek yok işini değil mi ama? Adam 150'den fazla yazımı almış bulamadiğim 150 civarı ama dahası da var belki tamamını aldı bilemiyorum. 900 yazının hepsini de almış olabilir emin değilim. Bir de çıkmış açıklama yapmış yok RSS açık sizde oradan direkt geliyor bilmem ne, bir sürü blog yazarının yazıları... Allah'tan kardeşim avukat, şimdi bir de elin pratikzekalısı için para harcayamazdım.
Minareden düşesicenin sitesinde kendi köpeğimin fotoğraflarını görünce ağladım yeminle o an aklıma geldi, büyükbabama yazdıklarımı da almış mıdır acaba, ya öğrencilerimin fotoğrafları dedim. Bu bambaşka bir şey benim için, benimsediğim, benim dediğim bir şeyin elimden alınması ya da ona zarar gelmesi, cinayet sebebi..! Sanal haricinde başıma gelse olacağı o yani.. Gloom'a yazdığım yazıyı da almış, yazılarıma orada rastladıkça o yazıları nasıl bir psikolojide yazdığımı düşündüm hep, film şeridi gibi derler ya öyle bir şeydi.
Komik aslında, bu kadar küçük bir olayı abartmam. Önceden de aldılar ama kimse bu kadar abartmamıştı, köpeğime varana kadar almamıştı kimse. Bu yüzden bu kadar kızgınım yoksa bilmem nerdeki palmiyelerin boyundan bahsettiğim bir yazıyı alsın tepe tepe kullansın, tepesi üstüne gelesice, çok önemli değil ama anlatabildim mi bilmiyorum. Bir dakika ama ya, ben şimdi tarihe not olarak düşecek bu güzide röportajda bunları anlatarak "Yazıları Çalınan Kadın" olarak mı anılmamı sağlamış oluyorum.? Eğer öyleyse çok ayıp çoook, hiç yakıştıramadım bunu kimselereee..
Rectoa: Gökten üç elma düşse "Ulan bunların üçünü nasıl bitiricem." mi dersin, yoksa hatır hutur yer misin?
cesetizleri: Bu musun yani, daha iyilerini yapabilirsin ama neyse dur cevap veriyorum, elma beni sevmiyorsa ne diye yiyeyim ben elmayı, doğaya salarım gider o, nasılsa biri yer, yemese de faydalı toprağa. Vay be, güzel cevap verdim ama itiraf et.
Rectoa: Behlül ve Bihter'in cinsiyetlerini karıştırdığın oldu mu? (Ben olayı yeni yeni çözüyorum da kendime yandaş arıyorum)
cesetizleri: Yok okumuştum ben kitabı yani yarısını, kütüphaneden günü gelmişti ve anladım ki 6 klasik eseri aynı anda okuyamıyor insan 15 gün içinde. Ben o şekil bir karıştırma yapmadım işin aslı onları başbaşa bırakınca kendiliklerinden karışıyorlar zaten ama Behlül ve Bihter deyince aklıma hep Edi ile Büdü geliyor, böyle uyumlu uyumlu.. Çok enteresan değil mi? Şimdi ben kendime nasıl yandaş bulacağım onu bilemedim.
Rectoa: Facebook'ta önüne gelene mesaj atan erkekler sana da uğradı mı? "Danuşalım mı?" diye bir mesaj alsan ne cevap verirdin?
cesetizleri: Facebook'la çok fazla haşır neşir olmadım işin aslı. Önceleri bunun manasız olduğunu düşündüm ve selam bile vermedim sonra Gloom gel dedi, gittim ben de, kendi adımla açtım bir hesap ebeme kadar buldum sonra yine bunun manasız olduğunu anladım kapattım şimdi yine kapalı mesela. Arada öyle mesajlar değil de yaptığım işten dolayı aldığım mesajlar oluyor. Tanışalım mı gibi değil de, bulutların beyazı göğün mavisi hani bu facebook'un ebesi gibi şiirler falan geliyor işte oku bak beğenecek misiniz tarzı şeyler. 60 yaşında adamlardan bunları almak pek komik geliyor ama iş işte..
ceset izleri diye açtığım bir hesap vardı ona da bir kere adamın biri "Keşke bu kadar izleyicin olmasaydı" dedi.. "Hayırdır hacı" dedim. Berbatsın gibi bir şeyler yazdı sonra içinde eyvallah geçen bir şey yazmıştım kısacık. Beni erkek sandı iyice tepindi, bir daha bir şey yazmadım. Eyvallah deyince beni erkek zannediyorlar hacı ya, çok ayıp bir şey bu. Ben bir de teşekkür ederken eyvallah sağ olasın deyip elimi kalbime getiriyorum bir de bunu bilseler demek ki hepten saça başa bakmadan erkeksin diyecekler.
Bir de sevdiğim bir arkadaş söylemişti beni gay zannediyorlarmış. Öyle işte, erkekmişim gaymişim bir de.. Kötü bir şey değil lezbiyen olayım diye o kadar uğraştım olmadı bütün kadınları arkadaşım olarak görüyorum ben. Napayım yani.. Halla hallaah
Rectoa: Diyelim ki uçakla bir yere gidiyorsun. Yolculuğun ilerleyen saatlerde pilotun sesini duydun: "Sayın Cesetizleri, lütfen kabine gelir misiniz? Hayati bir mesele..." Ne düşünürsün ve gider misin?
cesetizleri: Benim paranoyak olduğumu cümle alem bilir. Aklıma bin türlü şey gelir, adam sapık mı, eski düşmanlarım uçağı mı kaçırıyor, yoksa bizim arkadaşlar seslerini duyurmak için uçak mı kaçırdı, alla alla, yoksa Gloom bana evlenme mi teklif edecek öğh ne sıradan falan derim ama sonra kediyi öldüren merak beni de kabine götürür, uçan tekmemi de yanıma alarak kabine giderim ama kapıdan bakarım. Bu arada kabinlerin kapısı oluyor di mi? Ben hiç uçağa binmedim de..
Rectoa: Yine diyelim ki pilotu dinledin ve çağrının çok acil olduğunu düşünerek kabine girdin. Pilot seni görür görmez şöyle dedi: "Hah geldin mi. Ya sana zahmet şu sırtımı ovalayacan mı biraz? Kaç saattir havadayım, tutuldu her bi yanım." Ne yaparsın?
cesetizleri: Sevap tabii yapardm ama sonra Gloom da beni uçaktan atardı ya da adamı atardı, nasılsa o zaman biz de düşeriz, öyle yani.. Elalemin sırtında ne işim var, bir uçak dolusu insan dururken neden ben yani, di mi ama şimdi haksız mıyım? Çok acilse, Gloom, otomatik pilota masaj ayarı da yapabilir, bizim yerimize otomatik pilot masaj yapar. Bu da bir çözüm.
Rectoa: Blogunda verdiğin mail adresine şimdiye kadar aldığın en garip mail hangisiydi?
cesetizleri: Spamlari saymazsak, ki şu an 97 tane var spam klasöründe, Aslında hepsi ilginç geliyor, böyle politik bir cevap gibi oldu ama gerçekten öyle.. Tanımadıkları biriyim sonuçta, beni hissetmeleri bana enteresan geliyor. Büyükbabam öldüğünde, Ivır Zıvır bana bir çizim yapıp göndermişti mesela, çok ilginç geldi bana, çok hoşuma gitti. Gırgır şamatayım yazıyorum falan ama aslında ben hani nasıl desem herkes de güler geçer iki gün yazmasam arayan olmaz gibi düşünüyorum. Ama öyle olmuyor, iki gün kaybolsam bir sürü mail alıyorum neredesin iyi misin diye, yoruma kapalı yazılarım var mesela, "İçten Sesler Korusu" etiketimde, o etikete bir yazı yazdığımda hemen destek geliyor, ben de yaşadım diyenler oluyor, seni anlıyorum hissediyorum diyenler..
Seni tanımak istiyorum, seninle arkadaş olmak istiyorum diyenler ama bunlar asla çirkin mailler değil, hani Facebook'la ilgili sormuştun ya, onun gibi değil işte, çok temiz çok arı duygular bunlar. Çok çok etkileniyorum ve sanalın dışında arkadaşım yok neredeyse, hepsini sildim çünkü arkadaşlık duygumu da kontrol altında tutmaya çalışıyorum çünkü yeterince zararını gördüm o yüzden de işte o mailler benim için altın değerinde ve hepsini beni şaşırtıyor. O tarz mailleri alıp ağladığım çok olmuştur mesela.
Garip.. Aslında o kadar da kafa bir kız değilim, görüldüğü üzere gayet sıradan bir kızım, ağlıyorum falan mesela, o derece..
Rectoa: 2010'a sen de girecek misin yoksa 2009'da kalıp arkamızdan el mi sallayacaksın?
cesetizleri: Tam emin olamadım, girmek için can atıyordum ama bir haber aldım ve son birkaç gündür düşünüyorum da girmesem daha iyi. Biz girmesek o bize giriyor mu acaba, eğer öyleyse, girmek lazım. Akacak kan damarda durmaz..
Rectoa: Senin için 2009 yılının tek cümlelik özeti ve 2009'u unutulmayacak kılan hatıran nedir?
Cesetizleri: Gloom'un varlığı, büyükbabamın gidişi... Eksiltili bir cümle ama cümle yani sonuçta. Gloom'la 2008 senesinde tanıştık. 2009'u beraber geçirdik, onu o kadar çok hissettim ki bu sene benim için Gloom'dan ibaret aslında ve yazın büyükbabamı kaybettim aslında babamı.. İnsanlar acımı anlasın diye babam diyesim geliyor hep. Büyükbabam benim babamdı çünkü. Sorunlu çocukluk falan dedik ya hani, büyükbabam vardı hep, o hep vardı. Onun gittiğine hâlâ inanamıyorum. Alışamadım da.. Düşünmemeye çalışıyorum ama sırtım kaşındığında aklıma geliyor, terliğim ayağımdan düştüğünde aklıma geliyor, sigara alıyorum aklıma geliyor, 5 lira görüyorum aklıma geliyor -cebinden çıkan son paraydı, sigara param için ayırmış onu, sigara içtiğimi söylemedim ama biliyordu. Öyle işte..
Gloom olmasa, çok eminim ki büyükbabamın arkasından giderdim, onsuz hiçbir şeyin anlamı yok gerçekten yok ama işte Gloom var, hayallerimiz planlarımız var, aşkımız var, çoluk çocuk falan işte.. Onları anasız bırakamam ama değil mi?
Rectoa: Uzaylılar dünyamıza indi ve "Hafız aranızdan Cesetizleri'ni seçtik. Bize üç şey sorma hakkı var. Onları sorsun, geri dönecez hemen. Ocakta yemek var." dediler. Alalım o üç soruyu.
cesetizleri: İki hoş beş ederdim ama soru sormazdım ben onları öyle uzaylı gibi görmüyorum ki, Mahsun'un da dediği gibi kardeşiz biz, ortada bir acayiplik varmış gibi soru mu sorayım şimdi iki dakikada, yok ı ıh sormam.. Yine bekleriz falan der yollarım geri, zaten güler yüzümüzden etkilenip yerleşmeye çalışırlar, kötü adamlar senin yüzünden gezegenimiz istila edildi diyerek beni yem olarak kullanıp uzaylıları, uzaylılardan sonra da beni öldürür. Öyle işte.
Rectoa: Uçma veya su altında yaşama yeteneklerinden birini seçecek olsan hangisini seçerdin?
cesetizleri: Valla elimdeki yetenekler bile ağır geliyor bana, yürürken düşüyorum, koşarken birine çarpıyorum falan ne bileyim, daha hazır değilim böyle bir şey ama aç tavuk misali bir hayal kuralım bakalımm ımmm ben bunların ikisini de değil ama bir yerden bir yere ışınlanmayı isterdim ışınlanmak saçma aslında ışın falan istemiyorum bunu doğal yollardan yapabiliriz ne ışını, saçma.. Bir de görünmez olmak isterdim sanırım. İnsanlar beni görmeden tuvalete gitmek için.. Bir ev arkadaşım var acayip sinir oluyorum ona..Tuvalet harici çıkmıyorum odamdan o uyanıkken, o da beni görünce aa sana geleyim mi, yanına geleyim mi diyor, öğhh.. Gelme ulan gelme diyemiyorsun ki..
Rectoa: "Cibuti Cumhuriyeti diye bir ülke varmış ha. Cibuti ne demek ki acep, Ciguli gibi eheh." diye Cibuti Cumhuriyeti'yle umarsızca dalga geçsem böylesine bir ibiş tavır içine girdiğim için kızar mıydın, yoksa benimle birlikte geyiğe mi başlardın?
cesetizleri: Ciguti biliyorum bunu biliyorum. Gittim, gördüm, Ciguli'yle alakası yok olayın tamamen bir isim benzerliği bundan ibaret olay. Ciguli'yle de konuştum haberler iyi, daha gitmemiş bile oraya. Talep olursa gideriz, konserimizi veririz dedi, ben duydum.
Rectoa: Sanırsam çok fazla blogu takip ediyorsun. Özellikle bugün yazmış mı acep diye takip ettiğin birileri de vardır herhalde. Söylesene bana, kimseye söylemem. (Malın Gözü en sevdiğin olduğu için bizi söylemeden geçebilirsin direkt)(Ego oldu sana nal)(Bu üçüncü parantez içi gereksizdi aslında.)
cesetizleri: Çoook hem de çok.. Hatta Reader'ım isyanlarda kendi kendine abonelikten çıkmaya başladı. Türk bloglarını geçtim, yurt dışına açıldım mr. brown is a handsome man'dan ileri gitmeyen ki gördüğünüz gibi ileri değil geri gidiyor, ingilizcemle çevre yaptım falan işte.
Reader'ı tek tek okuyorum desem saçma gelecek ama okuyorum. Sadece geçen Asortik Krep, Sami Hazinses ve bilimum arkadaşı takipten düştüğüm oldu, diyorum neden artık yazı yazmıyor, özellikle gidip bakıyorum anaaa abonelik iptal nasıl oluyor anlamadım ama sürekli başıma gelmeye başladı sanırım reader kafayı sıyırdı sonunda..
Rectoa: Superman ve Batman seni bulup geldiler ve "Abla hangimiz daha süper? Allah'ın adını verdim bak, bi söyle hemen uçacaz zaten." dediler. Çık bakalım işin içinden.
cesetizleri: Hemen gidecekseniz olmaz, bana numaranızı vereceksiniz ve sizi başım her sıkıştığında arayacağım. Kim beni yarı yolda bırakmazsa o süper adamdır derim.. Bilemiyorum artık hangisi süper hangisi değil ama Batman'i pek sevmiyorum nedense, tipi kayık bir adam gibi geliyor.
Rectoa: Sen hiç, hiç oldun mu? Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü?
cesetizleri: Hohoho.. Düşmeyene adam demem ben. Düşeceksin mütemadiyen sonra bağışıklık kazanıyorsun güzel bir şey oluyor ben seviyorum arada öyle. Yok sevmiyorum tamam ama öyle işte aman ne bileyim. Hiç hiç olmadım ama dibe defalarca inip çıktım. Hiç olmadan bunu başarma sebebim de sadece inat.. Çok çok inatçıyım. Gloom'a sorabilirsiniz.
Rectoa: Kral Tv seyrederken (seyrediyorsun, hepimiz biliyoruz) alttan izleyicilerin gönderdiği mesajlar geçiyor ya... Bir ara "Sıradaki şarkıyı cesetizleri'ne gelsin." diye bir mesaj gördün. Hemen karşı bir hamle yapıp "Sıradaki şarkı cesetizleri'ne gelsin olacak o, ey ibiş camiası." diye mesaj çeker misin?
cesetizleri: O yazılar böyle usul usul akıyor ya, elime kırmızı kalemi alıp hepsini düzeltesim geliyor. Kral TV izleyeceğine git iki yazı çalış diyesim geliyor, ama bunun beyhude bir çaba olduğunu da biliyorum. İnsanların bana sarması hiç hoşuma gitmiyor, böyle sıradan zekalı bir insana bir yardım ediyorsun sonra yapışıyor paçana, ceset de ceset öğh bir git ya bir git, yardım ettik diye evlatlık mı aldım seni de diyemiyorum. Hayır da diyemiyorum zaten. Pöff. Empatik bir insan olduğumu söyledim değil mi?
Stajdayken bir öğrencim aşk mektubu yazmıştı bana, tek tek düzeltmek istemiştim, geçenlerde şöyle bir karikatür gördüm, işte ben onu aklından geçiren bir öğretmenim.
Rectoa: Geldik klasik sorumuza. Malın Gözü'nü nasıl buluyorsun? a) Serin b) Derin c) Pelin d) Antin Kuntin
cesetizleri: Seviyorum ben bu blogu. Aslında sırf marjinal olsun diye sevmiyorum demeliyim gibi hissettim şimdi kendimi ama yalan yok bende. Reader'ı okurken ben yazarlara bakmıyorum pek, sadece yazılara bakıyorum yazıları okuyorum eğer etkilendiysem yazarına bakıyorum işte bu yazılara rastladığım bir blog Malın Gözü. Bu yazıyı ben neden yazmadım dediğim birden fazla yazı var bu blogda.
Rectoa: Son olarak eklemek istediğin bir şeyler varsa alabilirim, çekinmem.
cesetizleri: Valla ne bileyim, yeni soralar sorabilirsin :)) Blogu azıcık karıştırıp gel bak neler var neler :)) Beni, röportajsız bir blog yazarı olma utancından kurtardın cidden minnettarım :) Teşekkür ederim. Aslında hep merak etmişimdir bu röportajlar neden teşekkür ederim yok valla olmaz ben teşekkür ederim yok ben yok ben diye bitiyor? Sen o yüzden sakın teşekkür etme bana olur mu, o şeref bana ait.

Güzel bir İtalya akşamında korumalarıyla gezmeye çıkan İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, halk ile sohbet ederken saldırıya uğradı.
Saldırı akşam saatlerinde gerçekleşti. Bir adamın aniden ortaya çıkıp "Ülkenin parasını karıynan kızlan yiyorsun layn!! Ya bize para ver, ya da o kadınları ver!!" diyerek Berlusconi'nin üzerine yürüdü.
Koruma çemberini de bir şekilde atlatan saldırgan, sümsüğü Berlusconi'nin suratının orta yerine koydu. Feleği şaşan başbakan bir süre şaşkınlığını üzerinden atamadı.
Saldırıyı, Silvio'nun kadınlarla yaptığı alemlere kızan ve "Bizim başımız kel mi birader!?" diyen diğer ülke liderlerinin planladığı şeklinde iddialar var.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ise Berlusconi'ye bir geçmiş olsun mesajı iletti. Erdoğan'ın mesajında "Zina günahtır dedik olm, bi türlü akıllanmadın ehe." dediği belirtildi.

--> Godsy şimdi asker. Alfabeden bir blogger eksildi mayısa kadar. Blogunu da kapattı o vakte kadar.
--> Görüntülü bir chat sitesi çıkmış. Yani start'a bastığın anda sana rastgele birisini seçiyor, ikinizde de kamera varsa görüntülü konuşuyorsun elalemin adamıyla/kadınıyla. Siteye girdim ama start'a basamadım korkudan. Orayı da esir almış olabiliriz ve bu sefer işin içinde kamera da olduğundan kelli sürprizlere aşırı gebe bir site. Bi daha sürprizlere aşırı gebe gibi şeyler söylediğim zaman ağzıma ağzıma vurun ayrıca. Aşırı gebe nedir olm?
--> Eskiden Okocha ismi ne pelesenk olmuştu dilimize. Eskiden dediğim çocukkene. "Okocha, bu kaça" gibi iğrenç esprilerle beyin hücrelerimizi öldürdüğümüz zamanlardı. Ondan sonra ismi çok kaos yaratan, kitlelerde infial uyandıran futbolcular, teknik adamlar geldi geçti. Okocha'ya yaptığımı yapmadım onlara ama. Hele bi Toschak vardı ki...Neyse girmiyorum bile.
--> Hafız şu Hangover'ı methedip durdular da benim uykum geldi seyrederken.
--> Hadi her şeyi geçtim dünya üzerinde çekirdek diye bir şey var, ona da mı şaşırmıyorsun? Kitleleri nasıl peşinden sürüklüyor görmüyor musun? Ama bi gün çekirdek çitleyen (yiyen falan işte) bi insana rastlarsan hareketlerini izle. Fındığı kırıp yemeye çalışan bir sincaba benziyorlar. Çekirdekgiller.
--> Yaprak Dökümü aralıkta bitecekti hani. Geçen baktım da o miktarda acıyla bunlar birkaç ay daha idare eder. Ev ev değil. Başka bişey. Benzetme bulamayıp sıçtım farkındaysan.
--> Hayatında hiç sarhoş olmayıp dağıtmanın nasıl bir şey olduğunu merak edenlere tavsiye; Sabah gözlerinizi açar açmaz yataktan fırlayıp yürümeye çalışın. Kaç sabahtır bunu yapıyorum, evde sağlam eşya kalmadı. Ama yaşattığı adrenalin paha biçilemez.
--> Bir yılanın günlüğü; şu dfgtere ağzımlsa yaszmk ço k zorr lamn.
--> Çılgın Bediş'i izliyordum ben zamanında. Jenerik müziği, şarkısı falan hep aklımda. Bediş'in sevinince ettiği dans, arkadaşlarının surat ifadeleri, dedesi falan hep anılarımda. Kaç yıldır profesyonel tedavi görüyorum ama kurtulamadım hala.
--> Tarihteki ilk sevgili de ne acayiptir ama ha. İlk ayrılık, ilk ihanet falan. Hani bide ilk defa oluyor ya, anlamlandıramamışlardır tabii. "Ya ben bi kişiyle daha sevişicem artık." diyen sevgiliye ne diyecen? Nasıl bişey olduğunu da bilmiyosun ki. Aldatmak sözcüğü icat edilmemiş bi kere.
--> Zamanın birinde, sınıfta kapıda duruyorduk bikaç arkadaşla. İçlerinden biri dedi ki; "Lan şimdi hoca gelmiyomuş, ders boş geçiyomuş, negzel olur dimi?" Bikaç saniye sonra öğretmenler odasından, dersimize gelmesi gereken hocayı karga tulumba taşırlarken gördük. Kadın bayılmış meğer. Benim arkadaş da ne mübarek adammış, anında tuttu dileği.
--> Kendimizi hiç kandırmayalım. Ufo'lar olur da bir gün dünyaya inerse "Uuuuv ne değişik yaratıklar" falan filan diye adamları sorgulamayacağız. Direkt geldikleri uzay gemisinin yanına gidip "Hafız bi seferde kaç ışık yılı basıyo bu?" diye teknik sorularla bunaltacağız onları. Bu kadar açık konuşuyorum.
--> Tüy ve Kıl arasındaki bu dağlar kadar farkı açıkla sen bana önce.
--> Bazen kelimeleri insan içinde bilerek yanlış söylüyorum. Sonra da "Lan şimdi hakkaten yanlış bildiğimi zannetmesinler." diyerek hemen doğru şekilde söylüyorum. Sonra "Kim ne düşünürse düşünsün hayret bişey yeaa." diyerek kendime fırça çekiyorum. Tabii bütün bunlar olurken herkes işinde gücünde. Ben ise 10 yaş yaşlanıyorum.
--> Şaka maka 50 yazı olmuş.
bir gün oldu, iki gün oldu, ay oldu, yıl oldu ümitlere
unutmuyor gönlüm seni, seviyor her gün her gece
yoruldu, duruldu, kırıldı, vuruldu birkaç kere
yazılıdır hepsi hikayede.
soner sarıkabadayı

Her şey sevdiceğim Zooey Soyadızorokunurgil'in bana gönderdiği sms ile başladı. "Bi film çektim, aşk filmi desen değil, ayrılık filmi desen değil. Ben de anlamadım la." Mesajın sondaki "la" hitabı, aramızdaki samimiyetten kaynaklandığı için oraya fazla takılmadım. Hemen filmi oldukça yasal yollardan izledim. Hatta iki gece üst üste izledim.
500 Days Of Summer filminin anatomisidir.
Film bir geleceğe atlıyor, bir geçmişe gidiyor. Film esnasında da bir anlatıcı bize yardımcı oluyor. Bir ilişkinin nasıl canım cicimlerle başlayıp "Senin gafangı kırarım!" boyutuna geçtiğini gösteriyor. Tabii ki yine harap olan erkek oluyor. Kusura bakmayın, tarafsız olamayacağım.
Summer, delişmen, hayatı akışına göre yaşayan, evlilikle kendini sınırlandırmak istemeyen bir kızımızdır. Tom ise hayatının aşkını arayan, bulduğunda da ona sımsıkı sarılacak türde, beklenti-gerçeklik hüzünlerinde kulaç atan genç bir delikanlıdır.
Summer başlarda ciddi bir ilişki istemediğini, "Sevişek, gezek tozak, hayatın aklını alak." gibi cümlelerle ifade eder. Tom ise ne kadar içi kan ağlasa da "Taam la." der. Evet, diyaloglar samimi biraz, benim de dikkatimi çekti. Neyse, film bir ileri bir geri sarıyor, malumun yazıda o iş olmayacağı için ben dümdüz gidiyorum. Bunlar başlarda canım cicim ayları falan geçiriyorlar. Gülmece, eğlenmece, dil üstünde kaydırmaca şenlikleri falan derken zaman su gibi akıp geçiyor.
İlişkinin bilmemkaçıncı günlerinden itibaren ise Summer kızımıza bir haller oluyor. Eski heyecanı gitmiş, ölü bir balık gibi etrafına ve Tom'a bakıyor. Tom ise, garibim, Summer'ın sırf yüzü biraz gülsün diye yapmadığı şebeklik kalmıyor. Summer ise belli ki bu ilişkinin de monotonlaşmasına izin veriyor, o neşe dolu, canlı kız gidiyor. İlişki yavaş yavaş ölüyor fakat Tom suni teneffüs yapmaya devam ediyor.
Sonra bildik son geliyor. Ayrılık başlıyor. Tom kendini depresyona vuruyor. "Sıçarım çarkına, yok lan aşk meşk falan. Herbişeyler yalan bu dünyada. 4S kuralı doğruymuş meğer hafız." modunda dolaşıyor, aykırı gidiyor. Sıkıntılı günler geçiriyor, başka bir kızla randevuya çıkıyor fakat gecenin ilerleyen dakikalarında içkiden sarhoş olup kendini maymun edince, kız "Gachayım." deyip mekanı terk eyliyor. Tom da arkasından bakıyor ama üzülmüyor. Çünkü o Summer değil.
Kendini yavaş yavaş toparladığı günlerden birinde Summer ile trende karşılaşıyor. Ortak bir arkadaşlarının düğününe gidiyor ikisi de. Summer onu görünce "Nassın iyi misin?" diye nabız yokluyor. Tom'dan söktüğü kalp elinde duruyor. Belli ki Tom'a acıyor. Tom ise onu tekrar görmenin heyecanı ve fazla da istekli görünmemek maksadıyla mesafeli bir coşku yaşıyor kendi çapında. Çünkü kalbi hala Summer'ın ellerinde.
Düğüne gidip geliyorlar. Bu süreç boyunca Tom, tekrar yavaş yavaş yakınlaştıklarını düşünüyor. Summer ona çok yakın ilgi gösteriyor. Memleketlerine döndüklerinde Summer, Tom'u vereceği teras partisine davet ediyor. Tom, büyük bir beklentiyle parti akşamı Summer'ın evine doğru yola çıkıyor. Burda ekran ikiye bölünüyor. Sol tarafta Tom'un beklentileri, sağ tarafta ise gerçekte olanlar var. Beklentiler kısmında Summer, parti boyunca Tom'la ilgileniyor. Gece boyu diğer davetlileri umursamadan sohbet ediyor, gülüp eğleniyorlar. Gözlerine sevgiyle bakıyorlar. Gerçeklik kısmında ise Summer, parmağındaki yüzüğü bir arkadaşına gösteriyor.
Tom, "Yine giren bize girdi olm!" deyip mekanı koşarak terk ediyor. Bu seferki yıkım büyük oluyor. Tom için dünya bir süre tüm renklerini kaybediyor.
Tom artık kendini işine veriyor. Bir zaman sonra dinlenmek maksatlı hep Summer'la gittikleri parka gidip oturuyor. O sırada Summer'da parkta oturmuş, Tom'u bekliyor. Yan yana oturuyorlar. Tom "Nası bana bunu yaparsın gahpe!" deyip tokat atamaz. Öylesine naif. "Neden?" diyor. Summer ise acımasızca "Sende emin olamadığım şeyleri onda hissettim ve evlendim." diyor. Ama sanki Summer'da, Tom'da bir şeyler bırakmanın hüznü var. Gözleri doluyor ikisinin de. Sonra Summer sırtını dönüp gidiyor.
Tom artık her şeyi atlatıp bir iş görüşmesine gidiyor. Orda aynı iş görüşmesi için gelen başka bir kızla tanışıyor. Anlatıcı "Tesadüf olm her şey. Doğru zamanda doğru yer safsatası, ruh eşi falan hikaye, dalganıza bakın." derken Tom kıza adını soruyor. Kız adeta anlatıcıya "Bu da mı tesadüf ha gadasını aldığımın." der gibi cevap veriyor: Autumn.
Sevgilisinden yeni ayrılanların asla izlememesi gereken, kafa dinlendirici bir film. Hatta kendinizi kaptırırsanız kafa yapıcı bir film. Son olarak;
Bu filmdeki herhangi birisine olan benzerlik tamamen tesadüfidir.
Özellikle sana, Elif.
Bitch.

--> Uyurken hepimiz çok salak görünüyoruz.
--> Acıkınca karnından gurul gurul sesler geliyor, hiç bunun üstüne düşündün mü? Yani resmen bir organın seni "Lan acıktım ben aloooo!!" diyerek uyarıyor. Sen de hala son derece umarsız bir şekilde yemek yememeye devam ediyorsun. Yemek yememeye devam etmek garip bi eylem aslında.
--> Gecenin ikisinde tuvalete veya su içmeye kalkıp o vakitte uyanık olan oğlunu görüp de "Yatmadın mı sen daha, geç oldu hadi yat artık." diyen babaların varlığıdır şu ülkeyi birlik ve beraberlik içinde tutan.
--> Bazen hani muhabbet ediyosun birisiyle. Güzel de gidiyo kaptırmışın kendini. Espriler patlatılıyor karşılıklı falan. Sonra karşındaki yine bir espri yapıyor ama anlamıyorsun ya, o ortamı bozmamak için de "Ha, ney?" diyemiyorsun da anlamış gibi gülüp lafı hemen değiştirmeye çalışıyorsun ya... Bi bana olmuyo dimi bu?
--> Ayın Röportajı --> Cesetizleri, 14 Aralık'ta Malın Gözü'nde.
--> Geçmişten Bugüne İbişlik adlı bir kitap yazmak istiyorum.
--> "Bugün çok muntazamsınız." diye övgü aldım.
--> "Vay çakaaal!" dedim. "Sen de tilkisin o zaman." dedi. Hakaret amaçlı mı iltifat amaçlı mı söyledi anlamadım, kalakaldım. Ki benim kalakalmam da meşhurdur ha, parmaklarını yersin. Neyse işte havada kaldı o konu. Bi ara konuşayım şunla.
--> "- Ooo Sükut nerden böyle? - İkrar'dan geliyorum abi, eve gidicem şimdi."
--> Duyguları belli bir zaman sonra değişmeyen sevgili modeliniz kaçıncı katta?
--> Zooeyimin, helalimin oynadığı 500 Days Of Summer'ı seyrettim. Hem de iki gece üst üste seyrettim. Belki bu filmle ilgili ayrı bir yazı yazarım. Ama sağda solda filmin basitliği, klişe oluşu falanı filanı ile ilgili birtakım yazılar okuyorum. Yengenizden özür dilemeniz için size tam 3 gün veriyorum. O özürler dilenecek. O filme kötü denir mi lan? Günah.
--> Geçen gün "Slm tanışmak istermsn?" diye bir mesaj geldi tanımadığım bir numaradan. Cevap vermedim. Cevap verseydim keşke dedim sonra. Şu rutine binen hayatımda belki bir heyecan, bir değişiklik olurdu. Muhtemelen kendisi erkekti ama en azından ilginç mesajlaşmalara sahne olabilirdi gecemiz. Ben de bunları yazmak yerine garip mesajlaşmalarımızı anlatırdım. Yaşamadıklarından pişman olmak en kötüsü bazen.
--> O değil de köpeklerin işi ne kolay lan. Yediği önünde yemediği arkasında. Üstüne bir de sahipleri seviştiriyor bunları. Kendisi çıkıp eş aramıyor bile. Bu zibidi "Hafız fena sevişesim var." diyor, sahibi de "Miniğimle çiftleştirilmek üzere prezentabl bir eş arıyorum." diye sağa sola ilan veriyor. Ne rahat lan.
--> Mehmet Ali Birand, canlı yayınla bir muhabirine bağlanıp "Rahmi, bir gelişme var mı?" diye sorduğu vakit, Rahmi'nin, o güzel insanın "Yok yok, işine bak sen." diyeceği günü bekliyor deli gönül.
sana yüklediğim anlamları
senmişsin gibi düşünme
aldanırsın.
sen o anlamlarla
sadece bende varsın ...
ben seviyorsam
sen bahanesin
özer bal
Ben böyle bi adam değildim. İlgi çekmek adına yapmazdım böyle şeyler, bi acun ılıcalılaşmazdım. Ama baktım blog endüstrisi şu sıralar sıkıntılı günlerinde, küresel ısınmadan kelli kan kaybı yaşanıyor, hemen kanayan yaraya barnahlarımla suni teneffüs yapıp Porno isimli ilgi çekici başlığı attım.
O değil de yamacıma gel. Porno yıldızlarının twitterlarını buldum olm.
Şimdi bakkal Yahya abiden tut bana kadar herkeşlerin bir twitter hesabı var. Hatta hepinizin var. Napıyoruz orda? Misalen serengeti topraklarında ava çıkan bir çitanın avına koşarken katettiği yol ve hız bölü saniye gibi faideli bilgileri paylaşıyoruz değil mi?
İşte senin benim gibi normal insanların twitterı kullanma şekli bu. Peki ya pornocular, pornocularımız... Dünyanın 7 harikasından biri olan porno endüstrisinde ter döken, emek verenlerin twitterı kullanmaya hakları yok mu? Niye o eller klavye tutmasın, niye hep başka şeyler tutsun!
Bir site tutmuş, 44 adet pornocunun twitterlarını "İşte o pornocular!" diye vermiş. Ben de merak ettim, ne yazarlar, ne yer ne içer bu insanlar diye. Tabii 44'ünü de vermeyeceğim, oha artık. Malın Gözü Özel Dosyası'nı açıp bu konuyu incelemeye başlıyorum:
Jenna Haze (34, 657 followers): Bu can, bu canan hanımkardeşimizin yazdıklarından biri şöyle: Shower and Sleep. Yani diyor ki gavur; "Filmlerimde gördüğünüz fücudumu birazdan duşa sokup bir güzel keseleneceğim, sonra da belli olmaz belki cıbıl bir şekilde uyurum." Bunun dışında yazdıkları çok sıkıcı.
Belladonna (38, 507 followers): Bu ablanın yazdıkları daha ilginç bak. 38 bin küsür takipçisini hayal kırıklığına uğratmıyor, sürekli bir aktiflik sözkonusu. İçeriği genelde "Siteme girin, bah neler göreceksiniz yiğidolar." şeklinde. Olm beni de 38 bin kişi takip etse ben de "Şu an cıbılım. Fakat üşüyorum lan."şeklinde şeyler yazardım.
Sasha Grey (35, 506 followers): Bu kızın da bir zamanlar şöyle bir şey yazmışlığı varmış: "Çekim şimdi bitti. Yorgunluktan ölüyorum!" Sadece şu cümle bile onu takip eden 35 bin kişi için nasıl bir nimet biliyor musun ey tweetçi? Bu cümleyi okumak için twittera üye olan var, filmini seyretse bu kadar zevk almayacak belki ibişoğlan.
Dana DeArmond (9, 804 followers): Kendisi şöyle bir şey yazmış;"Bir şeyi sırf filmde gördünüz diye gerçek hayatta yapmayı denemeyin, canınız sıkılır, üzülürsünüz, dinleyin ablanızı." Nasıl çileler çekildiğine iyi bir örnek bu tweet. Kendisini takip eden 9 bin kişi ise kahırlarından bir gün boyunca twittera bir şey yazmamış. Sonra "Öyle deme apla, kimbilir nasıl zevklidir." diye cevap yazmaya devam etmişler. Hayvanlık resmen.
Tori Black (14, 635 followers): "Birazdan Steve Holmes ile vivid için bir film çekeceğiz. Fakat biraz gerginim. Kendisinin pipisi biraz büyük. Bana şans dileyin!" Aga 14 bin küsür kişinin halini düşünsene. "Kardaş yazık kıza, aramızda para toplayıp yardım mı etsek, çekip alsak mı o dünyadan." diye karalar bağlamazlar mı? "Umarım fazla acı çekmeden filmi bitirir de galada tebrik ederiz onu." diye evrene pozitif saçmazlar mı?
Alana Evans (3, 218 followers): "Duştan yeni çıktım. Her bir noktamı tıraş ediyorum." Alana diyorsa doğrudur arkadaş. İnanırım. Fakat filmlerde daha fazlasını yapmıyor mu bunlar lan? Sırf şu cümleyi okumak için 3 bin kişiyle saf tutulur mu birader?
Malın Gözü (54 followers): "Sen harla ben döneyim, Ateşin etrafında / Bir yanıp bir söneyim, Alice Harikalar Diyarı'nda." Bas git lan manyak. Araya karışmış bu.
Geri kalanlar ise normal bildiğin senin benim gibi insanlar. Senin benim gibi derken meslekleri dışında yani. Okula git-gel, yemek ye falan.
Ahanda yine bir olayı aydınlattım. Yatıp kalkıp "La bu pornocular iyi hoş da günlük hayatta nasıllar acep?" diye düşündüğünü biliyorum. Ben de böyle bir insanım işte. Her kesimden insanı tanıyıp tanıtmaya, acılarına ortak olmaya çalışıyorum. Halk adamı rectoa derler arkadaşlar kısaca. İbiş dedikleri de olur da duymazdan geliyorum artık.

--> Cesetizleri, "Niye kimse benlen röportaj yapmıyor, yakarım bloggerı!!!" deyu hiddetlenmiş. "Ya bekle." dedim. "Biz ölmedik daha."
--> Şu gençtürkcell'in gençken yapacağın 100 şey listesindeki "hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap" ne kadar da tırt bir maddedir değil mi İsmail YK severler? "Hiç olmayacak biri" nedir bi kere? Doğmamış bir insana nasıl bir konuşma yapayım? Gerçi henüz doğmamış bir insana yapacağın konuşma da inanılmaz olur otomatikman. Şimdi düştü jeton bak. Lan az çakal değiller ha.
--> 13-14 yaşlarında bir çocuk. Omzuna kuş pislemiş, izi kalmış. "Bu ne lan?" dedim. Cevap kısa ve özdü: "Sıç."
--> Fuck nasıl da ağzını dolduruyor insanın. Tevekkeli değil her amerikan filminde fuck'tan geçilmiyor. "Tevekkeli değil" kalıbını kullanmak için yaklaşık 7 senedir pusuda bekliyordum, bugüne nasipmiş.
--> Ben bi ülkenin lideri falan olsam direkt Silvio Berlusconi'yle samimi ilişkiler kurarım, kanka olurum adamla. "Hafız ortamlara sok bizi yea" diye yavşaklık yapar, İtalya ile diplomatik ilişkilerimizi cillop gibi yaparım. Herifin etrafındaki kızlara baksana ama. Başbakan değil de bana Playboy'un sahibi sanki.
--> Eski Sevgili olmasaydı tüm yazın dünyası batardı, bu kadar açık konuşuyorum. "Ya ne olacağıdı ibiş!" diyorsun. De tabii. Yaşatma bana haklı olma zevkini. Vur belime belime.
--> Şu Kız-Kadın-Bayan Bermuda Şeytan Üçgeni erkekler arasında çok büyük sorun ha, uyandırayım. Öyle bi strese soktunuz ki (şair burda kadınlara sesleniyor) garipler ne diyeceklerini bilemiyorlar. Arkadaşlarım mesela karşı cinsten birinden bahsedecekler: "O kadın....bayan gelmiş." Bak gördün mü, nasıl bir ikilem, hatta yer yer üçlem. Ha ben çoktan aştım tabii bu tür şeyleri. Hümanizmin dibine vuruyorum, herkeşler benim için insandır, insan evladıdır.
--> Yeni nesil atasözü şeysi: Bana İlk Aşkını Söyle, Hemen Feysbuk'tan Bulayım.
--> O değil de iki sene önce Osman isimli bir profesor keşfettiği bir gezegene Osman adını vermek istemiş. Sonra millet karşı çıkmış, "Gezegeni cümle aleme Osman diye mi tanıtacaz beyfendi!?" deyu. Olmuş la bu hakkat.
--> Üşenmek ile üşümek arasında ince bir çizgi var. O çizgiden saptın mı olmuyor, olamıyor. Şimdi mesela kalkmaya üşendin diyelim. "Kalkmaya üşeniyorum." diyeceğine dilin sürçüp "Kalkmaya üşüyorum." dediğin vakit al sana soğuk algınlığı. Hakkaten iğrençlik yapıyorum ben de bazen. Çekinme, söyle.
--> Dur deminki iğrençliği ört bas etmek için fıkra anlatacağım. Temel bir gün trene binmiş. Trende de bir fransız, bir ingiliz, bir alman bir de japon varmış. Temel de geçmiş bunların yanına oturmuş. Direkt konuya girmiş:"Hafız biz bi dernek kursak artık diyorum. Yıllardır hepimizi fıkralarda beleş oynatıp sırtımızdan haksız ve beleş kahkahalar atıyorlar. Şahsen artık burama kadar geldi."
--> Fıkra da olmadı gibi sanki. Ama usta ellerde adam edilir gibime geliyor.
--> Geçen bi lise dizisine denk geldim. Öğrencileri görsen, dana kadar hepsi. Lisede yüksek lisans yapıyorlar sanki. Hey gidi dedim.
ikiden bir gidince bir kaldığı yalan
sen gitsen ben kalır mıyım o zaman?
Facebook ve Yaratıcılık Sınırları-10

Her ay yapmayı gelenek haline getirdiğimiz Facebook ve Yaratıcılık Sınırları yazı dizimizin yeni bir bölümüne daha hoş geldiniz. 2009'un son Facebook ve Yaratıcılık Sınırları yazısı olması sebebiynen önemi çok büyük gibi görünse de tırtlığını koruyor. Buyrun okuyun;
if 1.170.000 people join, my girlfriend will marry me (996.879 üye): Farkındaysan sınırlarımızın dışına çıkıp yeni bir açılım yapıyorum. Grup isminin Türkçe meali şu şekilde: "Eğer 1 milyon 170 bin kişi toplanabilirsek, kız arkadaşım benimlen evlenecek. Öyle de müşkülpesent, öyle de garip bir sevgilim var. Ha beni soracak olursanız böyle bir ibişliğe soyunduğum için erkek kısmısının yüz karasıyım ama yapacak bişey yok. Ama siz yine de yardım edin şu kardeşinize."
bєηdєη єLєktяik aLaмayaηa tяafo soksaм ηє fayda...!!! (679 hayran): Grubun ismini okuyabilmen için birkaç saniye veriyorum........Okuyabildin mi? Valla yine iyisin, ben bikaç dakika anlamsız harfler bütünü şeklinde gördüm grup ismini. Ha grubun olayı ne diyeceksin, ne biliyim özlü olduğu sanılan sözler, paylaşılan komik videolar falan... Böyle bir kendinden geçmişlik falan. Gençlik nereye gidiyor azizim? Hayır nereye gidiyorlarsa kalsınlar orda bari.
petek dinçöz ; çok güzel ... (72 üye): Niye, yani neden? Nasıl? Amaç ne? Allah'ın var mı matrix? Kimsin? Nereloloyor?
İsraile kafam girsin (201 üye): Hiç kasılmamış aman nüktedan olayım, aman ince esprilerle donatayım şu grubun ismini de hoşluklar yaşayalım, zarafetin beline beline vuralım deyu. Ne rahat lan, kafam girsin, bacaam girsin falan.
eminim twillighttaki denyoya uyuz olan 14.526 turk erkegi bulabilirim (2.469 üye): Küsüratlı sayı verilen ender gruplardan biri. Twilight denilen fenomene ilgim sıfır olduğu için konuyu bilmiyorum ama başroldeki zibidinin fotolarını her yerde görmek mümkün. Kendisi vampirmiş sanırsam. Çok afedersiniz kıçımla gülerim hakkat öyleyse. La vampire tapılıyorsa biz napalım artık? Boyunlara mı çalışalım, "Selam, emebilir miyim?" gibi garip gurabe konuşmalara mı yelken açalım? Türk erkeklerini zorda bırakmak adına oynanan dış oyunlar diyorum ben kısaca bunlara. Grubun profil fotoğrafında bu delikanlının fotoğrafı var. Fotoğrafta okla işaret edilmiş ve yanına şöyle yazılmış; "mına goduğum"
yerli metale grublarına sahip çıkalım tarzından bi oluşum... (294 üye): Ya böyle gruplar daha samimi geliyor bana nedense. Özne desen kafası kızmış bi yere gitmiş, yüklem desen sıçarım böyle hayata deyip basmış gitmiş, edat desen zaten kafa binbeşyüz. Samimi, bizden bir havası var, daha isimden kazandı beni. Üye listesini görsen bide, simsiyah. Herkes siyah giyinmiş. Canlarım.
Fotografima bakanlar, arkada$ listesinden silenler felan umrumda degil (298 üye): Hani sizi kim silmiş görün grupları var ya, onları protesto amaçlı açılmış. Grup açıklamasında şöyle diyor: "Her gun gordugumuz pitirak gibi biten bu gruplar bizi bu yola itmi$ ya da yoldan cikarmi$tir" Sırf "Hafız pıtırak nedir?" diye sormak için üye olabilirim.
Dizilerde Artık Öpüşme Sahnesi Olmasın (210 üye): "dudaktan kalbe, aşk-ı memnu, binbir gece gibi dizilerin yayından kalkmasını istiyoruz" demişler. Taam dedim ya, dert ettiğiniz şeye bak. Olm zaten öpüşmeye öpüşmeye bu hale geldiniz, bi öpüşseniz bütün elektriğinizi alacak ama...
aqırdır laflarım her ßeyin alqılayamazz..! ;) (17.139 hayran): Bence ultra-hiper bir Türkçe ile yazıştığın için anlamıyorlardır balım. Anlamayınca da beynimizin küçük olduğuyla alakalı birtakım mesnetsiz iddialar öne sürülüyor falan. Tikilik zor zanaat.
Her ay, her ay bunları bulacam diye beynim nasıl ısınıyor anlatamam ha. Çok çileli bir iş yapıyorum şaka maka. Elalemin grubuyla uğraşmak kolay mı sanıyorsun adamım? Nerde gudik bir grup var, hop rectoa orada. Niye? Malın Gözü'ne malzeme lazım. Bir kişi de bugüne bugün demedi ki; "Balım her ay çektiğin eziyetin farkındayız, müsaade et bu ay da senin için biz hazırlayalım bu grup şeysini."
Yaftalamayı Severiz
- 11
- Anketsel
- Ayın Röportajı
- Aylık Burç Yorumları
- Facebook ve Yaratıcılık Sınırları
- Foto-Senaryo
- Geç(me)miş
- Gizemli Hikayelere Tırt Sonlar
- Hayatsal
- İnanılmaz Gerçekler
- Linkçi Geldi Hanım
- Meseleler
- Ordan Oraya
- Paragrafsız
- Pazar Neş'esi
- Sinemasal
- Tarihte Bugün
- Test
- Twitter ve Yaratıcılık Sınırları
- Videosal
- Şiir gibi
Yazan Eden
Bitakım Şeyler
Çok Okunanlar
-
eskişehir'in ışık huzmeleri tarafından işgalinin temsili fotoğrafı --> Birkaç gün veya haftalığına Eskişehir 'de bulunacak olmam itibariyl...
-
Mark'çığım (Zuckerberg) geçenlerde bahsetmişti bana böyle bir projesinden. "Abi" dedi, "Ben melek gibi insanların olduğu, sistemi toptan d...
-
1- Babanızla tartışırken birden " Bu kadar yeter genç adam! Cezalısın, doğru odana! " demek. 2- " Ay gül gül öldüm. " diyen birini göstere...
-
2 senedir burdayız. 2 senedir takip eden, katkıda bulunan herkese teşekkürler. Büyüyoruz.
-
Şu interneti bir kazsan neler neler çıkıyor, nasıl ince fikirler, nasıl da böyle bir zeka parıltıları gözleri ışıldatıyor. Şimdi de gaylığı ...
-
KOÇ (21 Mart - 20 Nisan) Bu aya bloggerı yasaklayarak başlamanız bünyelerde size sıkı sıkı sarılma isteği uyandırıyor. Hakkınızda sosya...
-
Aşk-ı Memnu Lafını Duyar Duymaz Kusacaklar Kulübü 'nün hazırlayıp sunduğu Kare Kare Aşk-ı Memnu'ya hoş geldiniz. Sezonun ilk ve son bölümü a...
-
Yeni yaşımıza girdik. Temayı değiştirdik. Zeykur ve Muhammet'le yollarımızı ayırdık. E başka? Bide yeni bir bölüm olsun madem. İşte o böl...
-
Geldik pek fazla ilgi çekmeyen ama yazarken çılgın attığım, eğlendiğim, adeta kendimden geçtiğim bölüme. Bu bölümün olayını kısaca hatırlay...
Oku Diye Yazdık
-
►
2012
(18)
- ► Mayıs 2012 (3)
- ► Nisan 2012 (6)
-
►
2011
(64)
- ► Haziran 2011 (10)
- ► Mayıs 2011 (8)
- ► Nisan 2011 (6)
- ► Şubat 2011 (15)
-
►
2010
(202)
- ► Aralık 2010 (18)
- ► Kasım 2010 (9)
- ► Eylül 2010 (30)
- ► Ağustos 2010 (23)
- ► Temmuz 2010 (4)
- ► Haziran 2010 (8)
- ► Mayıs 2010 (18)
- ► Nisan 2010 (18)
- ► Şubat 2010 (15)
-
▼
2009
(233)
-
▼
Aralık 2009
(18)
- Ordan Oraya Yılbaşı Özel
- New Year's Resolutions- Sizden Gelenler
- New Year's Resolutions
- 2009 Kimdir, Nedir
- Hepi Börtdey!!
- 11
- Feysbuk'a Karşı
- Ordan Oraya-51
- Ayın Röportajı--> Cesetizleri
- Silvio Akıllı Olsun Akıllı!
- Acıyla Baş Etme Yöntemi
- Ordan Oraya-50
- 500 Days Of Summer
- Ordan Oraya-49
- Düğün Dediğin
- Porno
- Ordan Oraya-48
- Facebook ve Yaratıcılık Sınırları-10
- ► Kasım 2009 (9)
- ► Eylül 2009 (22)
- ► Ağustos 2009 (24)
- ► Temmuz 2009 (21)
- ► Haziran 2009 (22)
- ► Mayıs 2009 (23)
- ► Nisan 2009 (26)
- ► Şubat 2009 (8)
-
▼
Aralık 2009
(18)
-
►
2008
(57)
- ► Aralık 2008 (5)
- ► Kasım 2008 (19)
- ► Eylül 2008 (16)
Blog Cenneti
-
Olur Öyle Arada6 dakika önce
-
-
Hellöööööö8 saat önce
-
kardeşler anonim şirketi17 saat önce
-
EUROVİSİON18 saat önce
-
Procrastination Günleri19 saat önce
-
"BeN"LiĞe ÖvGü1 gün önce
-
Kendime Not-62 gün önce
-
-
The Sims Cumhuriyeti3 gün önce
-
-
Aradığınız Emlak Hurriyetemlak.com'da!5 gün önce
-
36 gün önce
-
konar/göçer1 hafta önce
-
İNSAN BAZEN...1 hafta önce
-
Düşlerimizi kim aldıysa derhal geri getirsin1 hafta önce
-
-
hani biz bir aileydik hekimim?1 hafta önce
-
karma.1 hafta önce
-
-
UÇURTMA-RDİN2 hafta önce
-
-
Üç Fidan3 hafta önce
-
-
karpuz ihracatı3 hafta önce
-
-
Tarihi bir mekan olarak internet kafe4 hafta önce
-
-
S.O.Syal Madya1 ay önce
-
Kıbrıs: "Ya Mis Ya Hiç"1 ay önce
-
biryıl1 ay önce
-
7781 ay önce
-
-
-
bu aralar6 ay önce
-
Son.8 ay önce
-
Dön dön nereye kadar..1 yıl önce
-
Yaredir sinede "Pelin Batu Facts"...1 yıl önce
-
hımmm1 yıl önce
-
Hayal.1 yıl önce
-
İyi Bayramlar (:1 yıl önce
-
Blog Dergisi Eylül Sayısı #Sayı: 131 yıl önce
-
-
uzun uzun #381 yıl önce

