
Çok utanıyordu. Yaptığının affedilemez olduğunu düşünüyordu. Artık onun yüzüne bakamazdı. Nihat bunca yıllık kan kardeşi Namık'a bunu nasıl yapmıştı?
Çocuklukları beraber geçmişti. Yedikleri, içtikleri ayrı gitmez; birbirlerinin en ufak sırlarını bilirlerdi. Kan kardeşi olmaya da 12 yaşında karar verdiler. Önce kollarını bir cam parçasıyla kanattılar, sonra da kollarının kanayan yerlerini birbirine yapıştırdılar. Bu küçük ama ölümsüz imzayla sonsuza kadar kan kardeşiydiler artık.
Şimdi eşek kadar olmuşlardı. İkisi de üniversitede okuyordu. Ayrı şehirlerdeydiler. Sadece yaz tatillerinde görüşebiliyorlardı. Onun dışında da durmadan birbirlerine telefon açıp son durumlarını öğreniyorlardı.
Böylesi birbirine bağlı iki gençtiler. Ama şimdi Nihat, yaptığı şeyden çok utanıp onca yıllık kan kardeşlik geçmişlerine bir leke bıraktığına inanıyordu. Namık'ın ise hiçbir şeyden haberi yoktu.
Nihat bu vicdan azabına daha fazla dayanamazdı. Namık ne derse desin kabullenecekti. İçi acıyordu çünkü Namık'ın nasıl tepki vereceğini tahmin edemiyordu. Belki de aralarındaki ilişkiyi tamamen bitirecekti. İşte Nihat buna dayanamazdı.
En sonunda bütün cesaretini toplayıp Namık'ı aradı. Çekine çekine konuşmaya başladı.
- Namık naber?
+ Ooo Nihat iyidir senden naber?
- İyiyim ben de. Ya sana bişey söyliycektim ben. Nasıl oldu bilmiyorum. Hiç tahmin etmemiştim böyle olacağını. Yani umarım anlarsın beni.
+ Söylesene oğlum ne oldu?
- Ya ben senin bana verdiğin CD'yi çizmişim, çalışmıyo şimdi ya.
+ Boşver be kanka, ben de yedeği var onun, ne takıyosun kafana ya. Boşver.
- Cidden mi lan? Ohh valla rahatladım, kaç gündür vicdan azabından öldüm oğlum.
Olur Öyle Arada
6 dakika önce


4 yorumsal:
allah belanı :D
amin.
hani artık etiketi tanıyoruz, tırt bi son olcak biliyoruz evet de. cdyi çizmek nerden geliyo aklına deli :D
tırt son dedin mi orda duracan işte. en tırtını bulurum itinayla.
Yorum Gönder