Malın Gözü

Sırtını Kaşırken Ulaşamadığın O Nokta

10:57

Ordan Oraya- 77

Kim: rectoa |


--> Shake Shake Shake Senora diyerek cumartesi gününü neşelendirmek istedim ansızın, apansızın.

--> Hadi do'yu anlarım. Tek başına efendi gibi bir notamızdır. Do majör nedir peki canım benim? Do tek başına bir iş yapamıyor mu? Do yu lav mi?

--> Nice simit sarayları gördüm, bodrum katından hallice. "Neresi saray lan bunun!" desen ver ederler zeytinliyi, peynirliyi, susarım delicesine.

--> Bıçağa pıçah! demek hoşuma gidiyor. Bıçak çok naif geliyor. Pıçah! ise anadolu, bizden can, canan.

--> Bir gazeteyi okumayı güne dağıtan, aralıklarla 6 saatte okuyan insanlar var. Demek seni tanımaya kalksa özünü bilecek duruma gelecek bir zaman sonra. Bir sonraki adımını tahmin edecek. Onlar ne güzel insanlardır kimbilir.

--> Kedi sen izin vermezsen kendini sevdirmiyor ya, nasıl bir özgüven lan bu. Önce sen elini uzatıyorsun, bu zibidi de elini seyrediyor, "Bakalım ne yapacak yavşak." diye. Kedi bi kaçacak gibi oluyor, sonra sen elini hafifçe sırtında gezdirmeye başladığın vakit "Taam lan al sev hadi." der gibi rahat bırakıyor kendini. İnsiyatifin de bokunu çıkarmış hayvanatlar. İnsanız lan biz, itaat edeceksiniz bize!

--> "Çok tatlı çıkmışsın." diye bir cümle olmasaydı, Feysbuk fotoğraflarının yorum bölümleri bomboş olurdu.

--> Yukarda bir özdeyiş sıçtım adeta.

--> Euro 2016 için evsahipliğini Türkiye'ye vermediler ya, lan beni hiç etkilemiyor böyle şeyler. 6 yıl sonrası çok uzak geldiği için sallamıyorum herhalde. "Vakti gelince alırız hafız, şimdi ne gereği var." diye düşünüyorum. Ama tabii olay öyle değil. Halbuki benim gibi düşünse herkes, ne kupalar düzenlenir bu ülkede.

--> Şu aralar Feysbuk'ta bir İsyankar Bilmemne modası başgösterdi. Tiplere bakıyorum, en büyük isyanları msn'i açamamak olan insanlar. "İsyanınız neye, kime ulan ibişler?" desen, "sistem, çark, bide sigara bitmiş bizim." diye ezilip büzülür hayratını kırdıklarım.

--> Mısır Patlatmak lafını, hayatında mısır yememiş birine söyle. Git bi söyle, ben bekliyorum.

--> Hala burdasın!!?

--> İki dakka interaktif yapalım dedik, içine ettin yani ha.

--> Mailime hala her gün çeşitli ülkelerin piyangolarından milyar dolarlar kazandığıma dair mailler geliyor. Bir gün bir yerlere bağışlayacağım şunları, insanda yük yapıyor. Bide parayı görünce değiştim sanki biraz.

--> Geçen mahalleden acı acı köpek sesleri geldi. Çıktım baktım. Meğer ibiş köpeğin biri duvarın üstüne çıkmış, ordan da atlayamıyor. Kendi çapında ağlar gibi sesler çıkarıyor. Korkuyor hayvan ordan atlamaya. Neyse ben bunu izlemeye başladım. Bir yandan bağırırken bir yandan da atlamaya çalışıyor. Son anda vazgeçiyor. Duvar da fazla yüksek değil. Gözünü karartsa aşağıda yani. Biraz daha uzarsa gidip yardım etmeyi düşündüm artık ben. Sonra baktım başka evlerin pencereleri, balkonlarında da insanlar var. Çıkmış köpeği izliyoruz mahallecek. O başarsa biz de rahatlayacağız. Film izliyoruz kibin. Dakikalar sonra köpek son bi gayretle sonunda atladı. Sapasağlam iniş yaptı. Ben gaza gelmişim zaten, alkışlamaya hazır bekliyorum. Anaa, baktım kimseden ses yok. Herkes içeri geçti. Köpeğe baktım, iner inmez yerde bişey bulmuş onu kokluyor falan. Kıssada hisse; gerçek hayat film gibi değil.







ey sevgili! sen ki bana derdi derman edensin

şimdi 'çekil önümden' diye ferman edersin;
senin yüzün canımın kıblesi olmuş bir kez;
ne yapsın, kıble mi değiştirsin bu can dersin?

ömer hayyam

Eylül ayından beri bloggerlarla gerçekleştirdiğim naif ve bir o kadar da fantastik sohbetlerin bu dönemlik sonuna gelmiş bulunmaktayız. Eylül'de hala buralarda olursak, röportajlara devam ederiz. Finali ise vurucu bir şekilde yapmak lazımdı. Sanırsam yaptım da.

Bu dönemin son konuğu beni kırmayan Her Boku Bilen Adam. Yazılarıyla kitlelerin beyinlerinde kısa süreli kesintilere sebep olan, Fenerbahçeli, Tweetleriyle nam salmış usta bir blogger. Her ne kadar kendisi kabul etmese de ünlü. Kendisini toplum içinde parmakla işaret edip "Ünlüüü,
Ünlüü!" diye dalga geçebilirsiniz. Yakında bir kitabı bilem çıkacak.

Yer yer klişe, yer yer derin, yer yer fantastik soruları ve bir o kadar içten cevaplarıyla final röportajına buyrun;


Rectoa: Merhabalar sevgili Her Boku Bilen Adam. Sana nasıl hitap edeceğim konusunda tereddütlerim var aslında, naber Her Boku Bilen Adam desem hakaret kibin bişey. Bilen Adam diyeyim kıssadan. Hatta HBBA bile diyebilirim çok istersem. Öncelikle röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim, yaparım bunu. Nassın, iyisin inşallah?
HBBA:Merhabalar Rectoacım. Bak ben direk samimiyet kurarak şu hitap olayındaki şüphelerini sonlandırdım. En kısa ve pratik olarak HBBA diyorlar. Daha iyi oluyor. Sen de öyle diyebilirsin canımın içi. Bu arada iyiyim sanırım. Yani bir garibim aslında bu ara. Kötü hissediyorum ama durmadan iyi şeyler oluyor hayatımda. Hani sonunda ders çıkarılan kolpa öykülerdeki gibi “kalk toparlan” diyor sanki bi şeyler. Sen de iyisin inşallah ?

Rectoa: Kibar bir insana benziyorsun, sormuşsundur benim de halimi hatrımı. İyiyim, dana gibiyim maşallah. Başlayalım mı röportajımıza?
HBBA: Başlayalım tabi ki. Ben üzerime rahat bir şeyler alıp geliyorum hemen. (bu yapılmamıştır umarım daha önce. Yapılsa da olsun; kötü espri hakkımı en başta kullandım der geçerim)

Rectoa: Kullanıcı adın neden Her Boku Bilen Adam? Eheh, şaka şaka. Saydım, bunun sebebini 1854 kez açıklamışsın zati. Benim olayım farklı. Neden hotmail? Gmail de kullanıyorsun da hotmail ne bileyim garip değil mi hafız? Modası geçmedi mi? Gmail can değil mi?
HBBA: E Gmailim de var gadasını aldığım.
herbokubilenadam@gmail.com ama yine de Türk genlerimin ağır basması sonucu almış olabilirim hotmaili ki daha sık kullanıyorum kendisini. Telefonum da nokia lan benim. Oha resmen düz adamım şu an farkettim.

Rectoa: Bir sevgilin olsa(belki de vardır), ve blogunu okusa(belki de okuyordur, yenge saygılar) 14 Şubat'ta bir güzellik yapıp blogunu ona kapatır mısın? Sırf o yazsın, o çizsin deyu?
HBBA: Sevgilim yok. Ama blogu ilk açtığım dönemlerde vardı. Hatta bi itirafta da bulunayım; onunla ilgili yazılar yazmıştım. Ama sonra ayrılınca kalleşçe sildim. Aslında kalleşlik değil tam olarak. Silmem gerekiyordu çünkü zaten zor bir ayrılıktı. Bi de zaten kafa boşaltmak için girdiğim yerde o yazılara rastlamak olmuyordu. Sorunun ana temasına gelirsek de 14 şubat'ta hiç bi şey yapmam. Gitsin avucunu yalasın. 14 şubat ne ya. Sevgililer günü sevgili olunan gündür. Öyle milyonlarca insanla aynı anda sevgililer günü mü kutlanır. Nerde kaldı işin özeli o zaman.

Rectoa: Su sporlarıyla aran nasıl? Misalen bir damacanayı kafaya diksen ne kadar zamanda bitirirsin?
HBBA:Damacana falan diyerek konuyu nereye vardırmaya çalışıyorsun kuzum sen. Malum artık damacana başka anlamlara geliyor.

Çok su içerim ben. Öyle böyle değil. Bitiririm damacanayı iki günde.

Rectoa: Daha önce tehdit mailleri de aldığını yazmıştın sanırsam. Bunlardan en ilgincini, en fantastiğini seçip burda yayınlayabilir misin? Geleceğin tacizcilerine örnek olması açısından.
HBBA: çok var da gerek imla gerekse de değindiği meseleler ve harika dili bakımından şu favorim :

yaa kardeşş ne kardesi aq... öncelikle bi kolpa oldugun önüne gelene etıp tututugun herseyden belli bazı cümlellerin o kadar taklitci ki kopyala yapıstır gibi.... herseye laf at ama "sevgili Peygamberimize" bi daha dil uzatma uzatmaki sonun hrant amcan gibi olmasın....(bazı seyleri siz hak ediyosunuz aslında....)

bi de bahsettiği yazıda peygamber, din falan hiç geçmiyordu nerden bağladı anlamadım.



Rectoa: Blogunda oraya buraya sertçe dokundurmaktan asla vazgeçmeyen bir yapı var. Hangi konuda "Orda duracan aga. Hayatta o konu hakkında yazmam. Elimi sürmem. Israr etme kardeşim yazmıyorum. O ne lan, silah mı!? Şaka yapma indir lan şunu! İmdaaaat!!!" dersin?
HBBA: Valla her konuda yazmaya çalışıyorum senin de dediğin gibi. İçimden ne geliyorsa aktarıyorum ama şu konuda yazmam orda dur diyeceğim özel hayatım olur herhalde. Şöyle yattık şöyle seviştik şöyledir böyledir falan yazmam. Yazana da bi şey demem ama ben yazmam.

Rectoa: Oldukça fazla takipçin var. www.herbokubilenadam.com olmayı düşündün mü hiç? Şu iki cümle arasında bir bağlantı olması lazım, sen kuruver sana zahmet.
HBBA: Aldım ben o adresi. Sonra altyapı çalışması falan yapan arkadaşlar biraz yarı yolda bıraktı. Ben de kaldım blogspotta. Sonra da gerek görmedim. Zaten öyle profesyonel bir şeye girişsem de şu an yaptığımdan fazlasını yapamayacağım ne gerek var dedim.

Bi de şimdi öyle bi oluşuma girince reklamdır zarttır zurttur derken biraz soğukluk oluyor gibi geliyor bana. O yüzden sanki böyle daha iyi.

Takipçi sayısına gelince de; gerçekten günden güne çoğalan bir kitle var. Kemikleşmiş bir okuyucu kitlesi de var. E tabi hoş şeyler bunlar. Sonuçta millet okusun diye yazıyoruz her ne kadar içimizi boşaltmak desek de kitle çoğaldıkça daha fazla haz alıyor insan. Sevindiğim nokta ise kitlenin çoğalmasının beni pek etkilememesi. Yani ilk zamanlarda ne yazıyorsam nasıl yazıyorsam şimdi de öyle yazıyorum. Aman şunu yazmayayım biri bi şey demedim şimdiye kadar.

Rectoa: Görünmezlik gücün oldu bir sabah uyandığında. Bunu kullanarak pis işler yapar mısın, yoksam hayırlı işlerde (Türkiye Kupası'nı Fenerbahçe müzesine taşımak gibi) bulunup bol bol dua mı alırsın?
HBBA: Misal Serdar Ortaç'ı zehirlerim ki bu bayağı hayırlı bir iş olur memleketimiz ve gençliğimiz için. Onun dışında yapacağım şeylerin sınır olmaz hocam. Düşünsene görünmezsin. Misal Tayyip ulusa sesleniyorken bas tokatı enseye canlı yayında. Fatih Terim taktik veriyorken sahada tak çelmeyi yapışsın yere. Hepsi de hayırlı işler.

Rectoa: Bir üstteki maddeden gidelim. Fenerbahçeli olduğunu Kainat Güzeli bile biliyor. Türkiye Kupası'nı 28 senedir alamayan bir takımın taraftarı olmak sana fiziksel, ruhsal, maddi, manevi herhangi bir şey kaybettirdi mi?
HBBA: Bence bu olay öyle bi hale geldi ki asıl Türkiye Kupası'nı alırsak Fenerbahçeliliğimi tam hissedemeyecekmişim gibi geliyor bana. O yüzden bir şey kaybettirmekten çok Fenerli olmanın nasıl bir şey olduğunu hatırlatması açısından iyi oluyor bu hezimetler. Misal aynı olayın tersi de Galatasaray'ı sürekli yenmek. O da aynı hissi uyandırıyor. Ying Yang gibi bu iki olay.


Rectoa: Kaç kere nickin üzerinden espri yapıldığını hesaplayabildin mi? ("Bi boku da bilme, şu her boku bildiğini zannedenler...." gibi)
HBBA: Vallahi o tip espri yapan her 100.kişiye kömür dağıtsaydım şu an tek başıma iktidardım.
Zaten yakında kuruyorum GÖT(Genç Özgürlükçü Topluluk) Partisini. Sloganımız da hazır : Göte gelmeyin, GÖT'e gelin!!!


Rectoa: Yazılarını çalanlara tek bir cümleyle seslenmek isteseydin, onlara demek isterdin? Ve ceza olarak ne yapardın? (Ceza vermezdim gibi cevaplar kabul edilmemekte, en hunhar, en cani cevaplar beklenmektedir.)
HBBA: İnsanın kendi düşüncelerini söyleyebilmek gibi harika bir imkana sahip olduğu bu ortamda neden bir başkasının söylediklerini üzerinize tutturma çabasındasınız ?

Yok yok bunu kesin anlayamazlardı. O yüzden sadece “Mal mısınız lan ağızlarına sıçtıklarım” derdim herhalde.

Ceza olarak da hepsini çırılçıplak bir şekilde sadece bir koli Glasgow Rangers formasının olduğu bi konteynra tıkar, Celtic taraftarlarının yoğun olduğu bir bölgeye konteynırı bırakır anahtarı da içine atardım gündüzün bir vakti.

Tabi bu senaryoda Celtic-Rangers yerine hangisi için imkanlar uygunsaBoca-River, Westham-Milwall gibi alternatifler yaratılabilir.


Rectoa: Hiç mi sosyal ortamlarda küçük düşmezsin, hiç mi son derece karizmatik bir konuşma yaparken sesin çatallaşmaz, hiç mi bizler gibi değilsin!!! Zayıf yönlerin nedir, ne değildir? Hatta ne değildir'i geç, direkt nedir'den başla.
HBBA: Bak bunu da ilk sana açıklıyorum kıymetini bil. Hatta şok şok diye yayınla.

En karizmatik, en cool, en kültür şöleni bir konuşmanın ortasındayken yanıma bi kedi yanaşsın ortalığı birbirine katarım. Sandalyenin, masanın, yanımdakilerin üzerine çıkarım. Çok ciddi anlamda ve başımı ağrıtır halde bir kedi fobim var. Başıma çok iş geldi bu yüzden.

Onun dışında en büyük zaafım kendimi tutamamam sanırım. Hani nabza göre şerbetten çok hangi ortam olursa olsun aklımdakini direk olarak söylerim. Bu aslında “aa ne kadar güzel” diye tepki alsa gayet boktan bir durum.

Rectoa: Böyle çok anı defterleri gibi olacak ama kendini 3 cümleyle anlat desem? (yazım kuralları 10, içerik 80 puan)
HBBA: Tüm problemlerin çözümünü, her derdi her sorunu alt etmeyi bilen ama yine de kendi yoluna gidip bile bile lades diyen, her şeyi bilmekten daha acısı kendini de bilen bir adamım ben. (tek cümle gibi oldu bağlayınca hepsini)

Rectoa: Hayatında iz bırakan bir insan oldu mu hiç, ya da genelde sen mi iz bırakırsın?
HBBA: Bi insanın kendine böyle bir mahlas vermesi için hayatında iz bırakan pek çok insan olması lazım. Bende iz bırakanlar olduğu gibi benim de iz bıraktıklarım var tabi ki. Zaten o izleri bırakıp, üzerimizde o izleri taşıya taşıya büyüyoruz.


Rectoa: Takip ettiklerin illa vardır da hangi blogun ne yazdığını merak edersin? Reader'ında hangi blogun yazılarına önce tıklarsın?
HBBA: Hep aynı blogları sayıyorum böyle röportajlarda. Dur bu sefer hiç söylemediklerimi söyleyeyim de gençlerin önü açılsın :

http://hoanes.blogspot.com/

http://www.hastaliklidunya.com/

http://tuslarintikirtisi.blogspot.com/

http://kokarcaosurugu.blogspot.com/

http://sokratesya.blogspot.com/

http://benbuyaznerdeydim.blogspot.com/



Rectoa: İnternette sürekli takip ettiğin yerler var mı? Herhangi bir sözlükte yazarlık durumları falan hani hı?
HBBA: Sözlüklerde yazmıyorum. Sürekli takip ettiğim yerler de genelde bloglar ve sosyal medya siteleri. Twitter, friendfeed gibi. Bunların dışında da haber, spor siteleri, gazeteler falan geliyor.

Rectoa: Rapunzel o saçları kaç senede uzatmıştır sence? Sen olsan o saçlara güvenip tırmanır mıydın kızın yanına?
HBBA: Hocam geldik 2010'a pencereye kızın saçından tutarak çıkılır mı allasen. Ararsın cepten atarsın mesajı baba-anne yoksa girersin kapıdan.

Rectoa: Kadınları çözdüğünü düşünüyor musun? "Akıllarını alırım valla, hele bi oyun oynamaya kalkışsınlar." kıvamına geldin mi? Kulak memesi kıvamı.
HBBA: Bunu bi kaç yerde daha söylemiştim. Kadınları çözdüm diyen bi insanın bile kadınları çözmeye yetmez aklı. Hani gerçekten çözmüş olsa bile yetmez. Kadın aynı soruyu sorduğu halde sabit bir cevabı olmayan bir yaratıktır. O yüzden ben nasıl olsa cevabı biliyorum diyip aynı soruyla karşılaşsanız bile baltayı taşa vurursunuz. Hani Al Bundy'nin oğluna verdiği bir öğüt var ya “3 gün boyunca kanayıp da ölmeyen bir yaratığa sakın güvenme” diye, hah işte kadının özeti odur.

O yüzden kadınları çözdüm desem de o çözmek sadece “çözdüm ve sıçtım” anlamına gelir. Zira kadınları çözemeyen ve çözmeye uğraşmayan öküz bir erkek, çözmüş erkekten çok daha mutlu ve huzurludur. Çünkü o zaten cevabı bilmez ve “ulan ama doğrusu buydu” diye kafayı yemez.

Özetle Rectoacım, evet çözdüm ve sıçtım.

Rectoa: Feysbuk hakkındaki düşüncelerini alsam verir misin? Hiç bir kızın fotosunun altına "Cnm yaa chok qusel chıkmıshsııııın xD" türevi yorumlar yaptığın oldu mu? Olduysa saklama sakın, valla darılırım.
HBBA: Yaptım. Hatta nah yapan bir arkadaşımın fotosuydu ben de altına “canım ya çok güzel çıkmışsın en yakın zamanda araşalım” yazdım ama tahmin ettiğin gibi geyiğine oldu bu. Açıkçası bu foto altına yorum yapan erkek modelinin varlığının foto altına yorum bekleyen kızdan kaynaklandığını düşünüyorum. Kızlar yolda kendilerine laf atan erkeklerden şikayet edip feysbukta aynı hanzoların övgülerinden tatmin olmaya devam ettikçe de bu saçmalıklar son bulmaz.

Rectoa: Yaprak Dökümü'nde Ali Rıza Bey'in sırrı nedir sence? Nasıl bir yaşam tarzıdır ki tüm aile karşısına geçip tren yapsa ruhunu teslim etmeyecek vaziyettedir?
HBBA: Adam “save” etmeden 6 sezon bitirdi hocam. Ben olsam daha 4. bölümde kalpten gitmiştim valla helal olsun. Ali Rıza bence ölümsüzlük hilesiyle oynuyor dizide. Bi de sanırım o müziklerin etkisi olabilir. Ben anne babasını seven evlatların yerinde olsam önlem olarak Yaprak Dökümü Full Albümü koyar tüm gün eve hoparlörden veririm 24 saat. Bi bok olmaz o anne babaya. Git eve erkek arkadaşını çağır anasını satayım....

döökülür yeni biiiir yaprak daha....solarken penceredeeee......

Rectoa: Şimdiye kadar internet dünyasından teklif geldi mi herhangi bir konuda? Gel bizde de yaz, gel bi site açalım tarzında.
HBBA: Cem Mumcu kitap teklif etti. Gittim görüştüm. Baktım adamla aynı dili konuşuyoruz, olay da sadece bir kitapla bitecek bir olay değil ben de kabul ettim. Okuyanus'a attım imzayı. Bundan sonra onların başarısı için ter dökeceğim. Umarım hem okuyucular açısından hem de yayınevim açısından hayırlı olur. Ben zaten Okuyanusluydum. Buraya gelmeden önce de bu camianın büyüklüğünü biliyordum....

Rectoa: Şu ana kadar nasıl gidiyor? Sıkıldın mı? "Ulan röportaj deyip durdun, bu muydu?" dedin mi?
HBBA: Ne sıkılması ya gayet rahatım. Hatta şu an donla oturuyorum. Nasıl olsa netten yapıyoruz diye saldım iyice kendimi düşün. Ayşe Arman olsa donla oturamazsın daha ne..

Rectoa: Boş vaktin bol mu? Neler yapıyorsun boş vakitlerinde? Bu klasik ve iğrenç soruyu sorduğum için misafirperver Cibuti Cumhuriyeti vatandaşlarından özür diliyorum.
HBBA:Boş vakitlerimde kitap okumak müzik dinlemek” desem de şöyle güzel ve samimi bir röportajın içine etsek nasıl olur Rectoa ? Soru mu şimdi bu ? Bu kadar iyi gidiyorken hele...

Boş vakitlerimde buzdolabını gider açar, bi şey olmadığını görünce gider oturur sonra tekrar gidip açar yine göt olurum.

Rectoa: Sagopa Kajmer'den kopamadığın iddiaları doğru mu?
HBBA: Aaa bunları nerden duydunuz kuzum. (Hani ünlülerin kolpa şaşırması var ya o ifadeyi yaptım şu an)

Hayatımın dönekliği Sagopa Kajmer'dir. Yıllarca atıp tutup sonra bir dinlemeye başladığım ve resmen müptelası olduğum adam kendisi. Ciddi anlamda hastasıyım şu an kendisinin ve şarkılarının. Ama açıkçası kendisine karşı önyargıılarımın oluştuğu o ilk dönemine karşı hala düşüncelerim değişmedi. Hani “Siktirin Gidin” gibi şarkıları yaptığı ezik dönem.

Bi de şu Ceza ile yaşadıkları olmasa da ikisi yine bir şeyler yapsa çok güzel olacaktı ama artık hayal bunlar sanırım.


Rectoa: Bir gün bırakır mısın blogu? Sevenlerini öksüz veya yetim veya biçare, gözü yaşlı bırakır mısın ardında? Sıkılmadın mı bloglardan, bloguna yazmaktan?
HBBA: Sıkılmadım ya. Zevk aldığım bir şey blog tutmak. Bırakır mıyım bilmiyorum. Hani net bir şey söylemeyeyim ama şu an için götürürüm gibi geliyor. Ama bırakmak gibi bir düşüncem olursa da “bu kadar insan var ya bırakmayayım yazık” diyeceğimi düşünmüyorum. Sonuçta bu içimden geldiği için yaptığım bir şey. Bu artık zorunluluk olursa yapmam. Ki çok sık yazan bir blog yazarı da değilim takipçiler bilir.


Rectoa: Profil fotosu olarak kullandığın House isimli dizi karakterinin karakterini mi yansıtıyorsun da bu fotoyu seçiyorsun?(Biliyorum bunu da çok cevapladın ama milletçe birlik ve beraberliğe en çok ihtiyacımız olan şu dakikalarda tekrar okumak istiyorum.)
HBBA: Kopi peyst yapsamsuçum var mı şimdi ?

Hadi madem geldik buraya kadar bozmayayım kendimi.

House tip olarak olmasa da karakter olarak benzediğimi düşündüğüm ve başkalarının da beni benzettiği bir karakter.

Her şeye maydanoz olmaktan kendini alıkoyamaması, gerçekten bilgili olmasına rağmen üslubu ve tavrı yüzünden bilgiç ve ukala görünmesi, insanların ya gıcık olduğu ya da çok sevdiği biri olması ortak noktalarımız.

Ama o kadar da House değilim tabi ki. Misal sadece bir Wilson'ım yok. Şanslıyım o konularda.

Rectoa: Kolay ağlar mısın? Ağlamazsan kolay güler misin?
HBBA: Eskiden kolay ağlardım. Artık öyle olmuyor. Biraz duygularım köreldi sanırım yaşadıklarımdan sonra. Bazen rahatsız da oluyorum bu hissizlikten ama yapacağım bir şey de yok gibi bunun için.

Gülerim ya. Neşeli bir insanımdır ben. İnsanlar yazdıklarımdan mıdır nedir somurtkan uyuz bi herif olduğumu sanıyor ama cıvık adamın tekiyimdir aslında. Gerçi komik yazılar da yazıyorum bir sürü ama herhalde diğer yazdıklarım daha mı ağır basıyor nedir anlamadım o olayı.

Rectoa: İçinde yüzlerce yolcunun olduğu dev bir geminin dümeni sana verildi. Bunları alıp Amerika'ya götürmen istendi. Yola çıktınız, naif bir şekilde salına salına ilerliyorsunuz. Her şey normal. Sonra son derece seksi bir kadın yolcu şuh bir şekilde yanına yaklaşıyor. Fakat kadın bomba resmen. Gözünü alamıyorsun sen de. Kadın da senden hoşlanmış. Sonra muhabbet etmek için kadın diyor ki;"- Kaptan sağda iniyim ben eheh." O dakikadan itibaren o kadın gözünde nasıl bir mertebede olur?
HBBA: Yemişim öyle kadını o ne be.. Sadece görüntü nereye kadar hocam. Hayat öpüşüp koklaşıp sevişmekten ibaret değil ki. Ne konuşacağım ben içinde Selami Şahin yaşayan hatunla.

Rectoa: Gelelim malum sorumuza. Malın Gözü'nü nasıl buluyorsun?
a) Google vasıtasıyla
b) Severek isteyerek
c) Kendimden geçercesine
d) Çimlerde koşarcasına
HBBA: Hayatımı iki kısma ayırırım. MGÖ ve MGS. O yüzden C şıkkının bana daha yakın olduğunu söyleyebilirim.

Şimdi burda röportaj yapıyoruz ve *çıplağız diye söylemiyorum, gerçekten beğenerek takip ettiğim ve yazılarını hayranlıkla izlediğim değme dergilere, gazetelere taş çıkartan bir blogunuz var efendim. Saygılar sunuyorum.

*Şaka la o şaka.


Rectoa: Bu röportaj için tekrar teşekkür ediyorum. Son olarak söylemek, duyurmak istediğin bir şeyler varsa alabilirim.
HBBA: O klişe sorulardan sonra çıkıp da “hepimiz kardeşiz bu kavga ne diye” desem kimse gocunmaz ama ben bunu yapmayacağım.

Son söz olarak bu blogu okuyanlar vasıtasıyla şunu söylemek isterim: Okuduğunuz blogları, twitleri ve diğer sosyal medya sitelerindeki şeyleri yazanlara her fırsatta "hastayız sana" diyip işinize gelmeyen bir şey yazınca hemen itin götüne sokmayın. Her dediğimizi beğenin, bizlere tapın demiyorum. İki lafla hastamız da olmayın, başka iki lafla can düşmanımız gibi de davranmayın.

Biraz ciddi bir son oldu ama kameralarınız aracaılığıyla bunu da belirtmek istedim. Kamera mı ???

Oha donlayım la ben....

Öptüm Rectoacım. Teşekkürler ilgin için.





21:39

Sevgili Lost

Kim: rectoa |

Bildiğiniz üzre sabaha karşı, Soru Soran Dizi Lost, final bölümüyle dünyalılara veda edecek.

Yıllardır insanlara soru soran Lost'un da birtakım sorulara cevap vermesi gerekiyor. 6 yılda onlarca sır birikti. Çoğunun cevabına vakıf olamadık. Vakıf'ı okurken a'yı uzatın biraz.

İşte dedim ki bu Lost yapımcıları, senaristleri de beynimizle o kadar oynadılar, haydin hodri meydan, şimdi siz benim sorularımı cevaplayın. İyi demişim dimi? Final bölümünden önce sinir yaptım ben, na burama kadar geldi çünkü. Ahanda cevapları merakla beklenen sorular:


1- Neden Sawyer karakteri için Josh Holloway'i seçtiniz? Allahsızlık yapmaya utanmıyor musunuz? Dünya üzerindeki ortalama erkekleri hiç mi düşünen yok aranızda?

2- Niye her bölüm yeni sorular sorduruyorsunuz? Ulan haftada bir kafamızı dağıtalım diye sizi izliyoruz, onda da felsefe-matematik karışımı dersten çıkmış gibi hissediyorum. Adam mısınız olm?

3- Dünyalar güzeli Claire'i niye kafayı sıyırmış bir hale çevirdiniz? Dizideki güzel kız ortalamasını düşürme isteğiniz nerden kaynaklanıyor? Niye kızlar ortadan birer birer yok oluyor? Niye Sawyer'la, Desmond brada ile muhattap oluyorum ben?

4- Fantastik misiniz? Niye iki dakka da olsa denize nazır çay içirmiyorsunuz bu zibidilere? Niye adaya düştüklerinden beri bir ayaklarını uzatıp "Ooh hafız, şimdi kafa dinleme vaktidir ha." demediler, diyemediler bu garibanlar? Niye sır, gizem peşinde maymun ettiniz caaanım kadroyu?

5- Nasıl bir adadır ki kutup ayısından başka hayvanat göremedik? Nerde lan bunun yılanı, maymunu falan?

6- O Walt denen çocuk neden ergenliğini sizinle birlikte yaşadı? Ulan gözümüzün önünde herifin sesi kalınlaştı. Bir çocuğun boy atmasına, ergenliğe girmesine şahit olduk. Neyse ki sadece o kadarına şahit olduk.

7- Koca gizemi mağaradaki o 220 woltluk ampule bağlamaya çalışmayacaksınız dimi lan? Öyle bir ibişlik yaparsanız, bak bu kadar adamız, o adayı alır sizinle giz ederiz, sizinle sır ederiz.

8- Juliet'e ne gareziniz vardı da öldürdünüz bahar gibi hatunu? Negzel gülümsüyordu? En gergin anlarda ben onunla huzur buluyordum olm. Yok ama bağlamışınız bütün ümitleri 3-4 toparlağa.

9- Jack niye bu kadar gaz insanı layn? Jacob suya okuyup üfledi, God mode- on oldu anında herifte. Son bölümde elinde tesbih, adayı teftiş ederken görürsem şaşırmam.

10- 6 yılda ne karizma yaptınız yannız. Helali hoş ossun. Öpüyorum.


Bu soruları cevaplayan ilk Lost senaristine benden künefe.




son dakika!: Lost senaristlerinin bu teklifime kıçıyla güldükleri bilgisi ulaştı elime. Shut the fuck up diyorum. Onlar anlar.

18:38

Senden Morluğum Olsun İstiyorum

Kim: rectoa |


Bir varmış bir yokmuş,

Kafaların 1500 olduğu bir dünyada bir kadın, "benim neden beynimin pekmezi akıtılmıyor, neden kafam duvarlara sürttürülmüyor, benim neyim eksik!!" diyerek kocasını mahkemeye vermiş.

Bu esnada, Kadınları Anlamak, Anlamayınca Kafa Sallamak isimli araştırmasında sona yaklaşan bir bilim insanı, bu haberi duyduktan sonra "ımınırzını&@^+&!!!" diyerek tükkanı kapatıp gitmiş.

Gökten 3 yumruk inmiş.

Kafa göz dağılmış tabii.

16:06

Ordan Oraya- 76

Kim: rectoa |


--> Atatürk'ün Seda Sayan'ın programına katıldığı bir dünya zulümdür bana.

--> Lost'ta artık finali bekliyoruz. Finalde Jack o ışığın düğmesini bulup kapatsa, "Tamam arkadaşım 6 yıllık gizemi çözdük, dağılın. Hala bakıyo, la yörü!!" diye kovalasa bizi...

--> Hiç küçük l'leri, büyük yazdın mı? NasıL bir huzurdur ki bu herkesLer kuLLanmaktadır?

--> Bir kağıt paranın günlüğü; "Sevgili günlük, Beni her gün kullanıyor fakat üstümde kimin resmi var desen apışıp kalır. Böyle de ilgisiz bana karşı. Üzülüyorum."

--> İsim-Şehir oyununda L harfiyle il bulamamanın azabıdır beni oyundan soğutan. Her Lüleburgaz deyişimde "O il değil ki." uyarısıdır kulaklarımda çınlayan. Fakat kendisine yine de teşekkür borçluyum. Şu andaki coğrafi bilgimin yaklaşık %65.3'ünü bu oyuna borçluyum.

--> Bazı olaylarda millet deli gibi sevinçlerini belli ederken ben yapamıyorum arkadaş. İçin için sevinmek eylemini gerçekleştiririm ben bu gibi durumlarda. Sonra bana bakarlar "Sevinmedin mi lan!" diye. Sevindim sevindim, altıma sıçıyorum şu an sevinçten diyesim gelir. Diyemem. "Siz sevinin ben geliyorum." derim.

--> Feysbukta doğum günü olanın duvarına hep "Doğum günün kutlu olsun" yazılır. Ben de derim ki, onlar gibi olmayayım, farkım belli olsun. Mesaj atayım. Atarım. Sonra cevap gelmez. Bakarsın duvarına, bütün o klasik kutlamaların altına cevap yazılmış. Bana yok. Niyki doğdun lan sen!

--> Ellerimde sinekler, kapında çırılçıplak, görürsen hemen polisi ara!

--> Kuş diye hayvan var lan. Ses çıkarınca şakımak oluyor. Sen yapsan "Böğürme!" derler. Bu zibidi gürültü yapınca "ne de güzel şakıyor." Ayrımın daniskası.

--> Bülend Özveren bu seneki Eurovision'da da "Komşular hep birbirine veriyor zaten." derse yarışmanın yapıldığı yere gidip kendisine bir çay ikram edip "Abi sen geç otur, yorulmuşundur bunca sene. Kolay değil tabii." diyeceğim. Benim daha çok naif eylem planlarım var.

--> Kemal Kılıçdaroğlu, Gandi oldu çıktı la resmen. Haber spikerleri bile sanki kankasından bahsediyormuş gibi oluyor. "Gandoş bugün de basının karşısına çıktı."

--> - Abi onur duydum. İyi misin? + Sorma ya, onuriliklerim bir ağriy bir ağriy...

--> Şu yukardaki espriye iğrenç olsun diye başlamıştım fakat iyi oldu. İğrençliğin de seviyesi önemli. Bizi seçerseniz bu seviyeyi dengede tutmak için elimizden geleni yapacağız.

--> Her Boku Bilen Adam'la röportajımızı tamamladık, servise hazır hale geldi. Bu röportajda HBBA'nın bilinmeyen yönleri, sırlarıyla farklı bir HBBA okuyacaksınız. Bu sihirli yolculuğa katılmak ister misiniz? İstersiniz tabii keratalar. Dönemin son röportajı, Ayın Röportajı--> Her Boku Bilen Adam, 24 Mayıs pazartesi günü bayiilerde değil. Boşuna gitmeyin. Burdan okursunuz.







ben senin televizyonunum...

uzaktan kumandan olmayınca
tuşuma basıp da çalıştırmayı unuttuğun...
ben seni yerel sevdim,
sen beni genel.
ben sana naklen yayındım,
sen benim yaralarıma bant sardın.
şimdi kaçıncı kanalı açarsan aç..
reytingi tavana vurmuş karıncalı bir yalnızlığım...

küçük iskender

21:46

Alıştım Susmaya

Kim: rectoa |

video

Mekan: Hakkari'de bir okul.

Yönetmen: 1/C'nin sınıf öğretmeni.

Oyuncular: 1/C sınıfı.

Klip çekilen şarkı: Emre Aydın - Alıştım Susmaya

Normalde sırf paylaşmış olmak için paylaşmazdım böyle videoları ama burda sanki seyrederken herhangi bir internet videosu izlemiyormuşsun gibi bir duygu var.

O yüzden üzerine konuşulması fuzuli, huzur içinde seyredilmesi gereken bir klip.

Yılın klibidir nazarımda.

Yönetmeni ve oyuncuları beyaz şovda görmemek umuduyla...


20:32

Seda Sayan ve Atatürk

Kim: rectoa |

video

Miki Mouse çıkıp da ana haber sunarsa şaşırmayacak kıvama geldim ben.

Seda Sayan ve Atatürk isimlerini daha önce aynı cümle içinde kullanan talihliler, bu günlerin geleceğini önceden tahmin etmiş olmalılar.

Atatürk az sonra Sabahın Sedası'nda cümlesi düne kadar fantastik ötesi bir cümleyken bugün canlı canlı tarihe tanıklık etti çoğu kişi.

Az önce de çıkmış CnnTürk'te kendini savunuyordu. Niye savunuyorsun ki, bırak. Yılın olayı. Ata'yı konuk edebilen var mı daha önce?

O değil de o bal mumu heykel bi canlanaydı, stüdyodakileri sıçırtsaydı bi güzel, negzel olmaz mıydı?


23:33

Fenerbahçe'ye Mektup

Kim: rectoa |



Sevgili Fenerbahçe

Öncelikle bu mektubu Guiza'ya okutmazsan sevinirim. Gönül koydum kendisine.

Nasılsın iyi misin? Ben iyi değilim çünkü ben bu yazıyı yazmadan 1 saat önce şampiyonluğu Bursa'ya kaptırdın. Hadi kaptırman yine bir derece, maçın son dakikalarında stadyumda bütün taraftarları coşturan bir anonsun yapılması ve maç bitimi herkesin şampiyonluğun kaçtığının farkında olmadan sevinmesi nedir hafız? İkincilik kutlanır mı lan!

Hiç durup düşündün mü lan ben napıyorum diye? Olm sayende internete girmeye korkar oldum. Anından dört bir koldan mesajlarla taciz ediliyorum. Hadi interneti geçtim, cep telefonu rahat durmuyor bu sefer. Bazen diyorum Lost adasında olaydım, Kate'imin kucağına başımı koyaydım, bu haberlerden bihaber olaydım.

Bazen senin varlık amacını sorguluyorum Fenerbahçe. Türkiye kupası desen yok, lig şampiyonluğu desen nanay. Avrupa desen bi dolaşıp geliyonuz zati. Bari gelecek sezon başlamadan bi açıklama yapın;"Gençler bu sene fazla heyecanlanmayın. Yine kupaları finalde kaybetmeyi planlıyoruz. Boşuna stres yapmayın, sonra papaz olmayalım."

Olm genelde sana çok sinirlenmezdim. "Baa ne ya, kendileri oynuyo kendileri kaybediyo." gibi yavşak bi ruh halinde izlerdim maçları. Fakat bu son maç... Bu maç.... Ne biliyim lan. Belki senin başarılarınla hayatlarında gaza gelecek çok insan vardı ha.

Belki şampiyonluğun vereceği gazla hoşlandığı kıza açılacaktı bir deliganlı.

Belki ne zamandır uyuz olduğu müdürüne posta koyacaktı bir anadolu panteri.

Belki depresyondan çıkma sebebi olacaktın bir ergenin.

Ama sen bu insanları mutlu etmeyi seçmedin. Yarın ben dahil çoğu fenerlinin, işlerine okullarına başları önde gitmelerine sebebiyet verdin. Mutlu musun ha!? (Burda seni yakandan tutup silkelediğimi hayal et)

Neyse genç. Acımızı emiş yöntemiyle içimize akıtıcaz artık. Sen de bu yaz tatilinde gözde sahillerde cıbıl cıbıl dolaşırsın. Dikkat et de kızgın bir taraftar meme ucundan tutup denize atmasın seni.

Satırlarıma burada son verirken Bursaspor'u tebrik ediyor, Guiza'yı ise neresinin gol kralı olduğunu ispatlamaya davet ediyorum.

En içten sövgülerimle
rectoa




100 yıl önce doğdu şanlı efsane, 100 yaşında sen daha uyu Fenerbahçe.

10:54

Pazar Hayvanları (Sunday Animals)

Kim: rectoa |

video

Başlığı ingilizce attım ki şanım yürüsün, "vay be" desinler, imrenilesi bir insan olayım. Hem belki Cibuti Cumhuriyeti'nden bizi okuyanlar varsa onlara da yaranmış olayım.

Pazar pazar birbirinden şirin hayvanlar ile gününü gün edeyim istedim. İlk videomuz arka dörtlüyü dolduran elemanlarımızla alakalı. Baykuş yavruları demek istiyorum ben kendilerine. Senin daha iyi bir fikrin varsa beklerim.

Bunlar "Beyler bu kim lan?", "Ne biliyim olm, sorsak mı?", "Yok lan sormayalım, sessiz kalırsak gider belki." der gibi bakarken kameraya yakalanmışlar. Tırsak ve bir kadar da şirin olan bu hayvanların ızgarasının güzel olduğu söylenir.

Eheh şaka şaka.

Fırında daha iyilermiş.






video

Bu videomuz ise barnah kadar bir kedinin maceralarını konu ediyor. Boyunu daha da kesinleştirmek istersek, tam olarak serçe parmağına denk geliyor diyebilirim.

Kendi patisini emen, yetmedi sahibinin parmağını emmeye çalışan, koca yatağı oyun alanına çeviren ultra-mini kedimiz sahibini kahkahalara boğuyor.

"Ayy ne şirin, ısırırım o burnu, yerim o patileri" gibi şiddet dolu yorumlarınızı toplum içinde paylaşmamanızı rica ediyorum.


16:20

Foto-Senaryo/12

Kim: rectoa |

Mekan: Göz göze geldiğimiz yer.
Mevzu: Tam bir şımarık olan Sertcan, doğum günü için babasından motorsiklet istemiştir. Motorun onu şaşırtacak derecede süper ötesi olmasını isteyen bu zibidi, doğum gününde hediyesini açar ve karşılaştığı manzara duygulu anlar yaşanmasına sebep olur. Babasının "Ulan bunu almasak suratımıza bakmazdın eşşoğlusu!" lafları hala kulağındadır.


Mekan: Söyleşip güldüğümüz yer.
Mevzu: Delikanlı bir kedi olan Fehmi, evin kuşu Banu'ya aşık olmuştur. Fakat aşkının karşılıksız çıkmasına dayanamayan Fehmi, o yiğit yürek, evden ayrılmaya karar verir. Fotoğrafta Fehmi'yi alt üst olmuş halde, son kez Banu'ya bakarken görüyoruz. Banu ne kadar da gamsız, ne kadar da umursuz. Gagasında bile değil.


Mekan: Başbaşa kaldığımız yer.
Mevzu: Sıkı arkadaş olan Jale, Yare ve Hare o kadar sıkılardır ki yedikleri içtikleri ayrı gitmez. Bir gün üçünün de aynı anda kabız olacağı tutar. Gittikleri bir eğlence mekanında o kadar zor durumda kalmışlardır ki acılarını unutmak için dans pistine gidip kendilerini dansa vermek istemişlerdir. Fakat yüz ifadelerinden bunu başaramadıkları ortadadır.


Mekan: Buralara sık sık gelişim ondan.
Mevzu: Şiddetli kabızdan muzdarip olan Jale, Yare ve Hare, 3 hafta sonra sağlıklarına kavuştuklarında ilk iş olarak tuvalete koşmuşlardır. Ardı ardına içlerini bir güzel döken Jale, Yare ve Hare'nin verdiği zorlu mücadele tuvalete de yansımaktadır.

21:29

Ordan Oraya- 75

Kim: rectoa |


--> Twitter'a döndüğümü söylemiştim sanıyorum. Maymun iştahlılığın gözü kör olsun.

--> Kabız olmak fena hafız. Çıkmıyorsa da zorlamayacan. Seveceksin onu. Hadi sıkıyosa sevme. O acıyla ne romanlar, ne şiirler yazılır biliyor musun? İlham perisi ayağına(götüne) gelmiş haberin yok.

--> Seviştikten sonra sevgilisinin gömleğini giyen kız ne mutludur dimi? O klişeyi bozmamış, için için coşuyor, belli etmiyor falan. Elleşme, sevinsin garip.

--> Sonra işte sıcaklık 30 derece olunca insanın beyni bir dönüyor.

--> Bir televizyonun günlüğü;"Sevgili günlük, Kanallar bozulduğu vakit tepeme tepeme vuruyorlar olm! Bi gün var ya, mutfaktaki buzdolabı, kettle falan herkese söyledim, sağlam girişicez ev ahalisine. Kettle Nuri ellerini tutucak o babanın, ben de geçiricem böğrüne böğrüne!"

--> Ebru Gündeş'in Uche ile klip çevirdiği zamanları hatırlayanlarınız vardır muhakkak. İkisi de ondan sonra iflah olamadılar farkındasındır inşallah? Çünkü böyle şeylerin farkına tek başına varmak ürkünç bişey bence. Çok olursak birbirimizi koruruz.

--> Feysbuk üzerinden birilerine laf geçirenler var ya, olm ne hazin sahneler onlar ya. "Ben huzur aradım, sen kusur. Şimdi bensiz kudur!" Böyle şeyleri 25-26 yaşında insanlar yazıyor, sonra "chok haklsn sheker xD" yazasım geliyor, zor tutuyorum kendimi.

--> Feysbuk demişken, bir insanın listesinde Sheker Jojuk diye birinin olması nasıl bir azap, nasıl bir elem, nasıl bir keder, tarif bile edemem.

--> Hani birine bir olayı sorarsın, "Noldu o iş?" dersin. O da "Ya hiç sorma." deyip olayı anlatmaya başlar ya. "Ya hiç sorma." dedikten sonra olayı anlatmaya başlamaması daha normal değil mi? - Noldu o iş. + Ya hiç sorma. - E abi anlatmayacak mısın? + Sorma dedik ya zibidi!

--> Hani şimdi şehirler arası otobüslerde koltuk arkasında televizyon seyrediliyor ya. Beğenmediğimiz bir şey olsa, öndeki koltukta oturan yolcuya eğilip "Hafız kanalı değiştircen mi, şöyle bi müzik falan aç bari." desek, afallatsak onu. O yolculuk artık eskisi gibi olur mu, o yollar daha bir çekilir hale gelmez mi, Issız Acun ölür mü?

--> Çok afedersin bok'a dışkı denmesi beni rahatsız ediyor. Sanki bana hayvan muamelesi yapılıyormuş gibi hissediyorum. Sanki bok'tan çekiniliyormuş, vay efendim hayatta işimiz olmazmış gibi bir hava estiriliyor. Tehlikenin farkında mısınızsınızdır?

--> Düşününce filin hortumu var ha. Lan ben fil olsam (oha), bahçe hortumunu görsem "Dalga mı geçiyosunuz lan siz benle!" diye yakarım ortalığı.

--> Tavuskuşu napsın bide dimi? O kadar tüyün bakımı falan. Sırf masraf. Halbuki ormanda kime neyin havasını yapıyosun.

--> İşte Mayıs'ın da ortalarına geldik.

--> Oralar nasıl, bastırdı mı sıcaklar?

--> Hep ben konuştum, hiç muhabbet edemedik de senle.

--> Neyse bi dahaki sefere.






bahar midir bizi bu hale getiren?
galiba.
ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim.
gittiğim olmadı hiç.
ama olsun...
istemek de güzel.

can yücel

14:20

Ordan Oraya- 74

Kim: rectoa |


--> Bir önceki yazıyla uzuun uzun nostalji yaptın mı? Ha tosunuma benim, aferin.

--> Çocuklar Duymasın yeniden çekiliyormuş. Bide ismini değiştirselermiş; Eşek Kadar Olmuş La Bunlar!

--> Shakira, Mesnevi okuyormuş.

--> Bazen dükkanlar açık olmaları gereken saatte kapalıysa camlarına "Şu sebepten kapalıyız" falan yazıyorlar ya. Ben hiç öyle hesap vermezdim ha. Sana ne olm, kapattım gittim. Dükkan benim değil mi? İster kapatırım, ister yakarım, hayret pişey. Ben olsam açıklama ihtiyacı duymazdım, başka şeyler yazardım;"Ne baktın canım! Açık olmak zorunda mıyım her daim? La bas git gözüm görmesin seni! Bak hala okuyo, la yörü!"

--> Çoğu insan hayatının belli bir döneminde sisteme karşı çıkmak, hayata baş kaldırmak istiyor da yapa yapa sadece serçe parmağının tırnağını uzatıyor ya, tarif edilemez bir şey bu bence.

--> Ulan dişçi koltuğu kadar da rahatına rastlamadım ha. Pardon diş hekimi.

--> Dün bir programda iki tane "kadın", bayan denmesinden ne kadar nefret ettiklerini açıklarken bir ara kendilerini o kadar kaybettiler ki, bayan kelimesini lugatımdan sildim. Gözlerinden ateş fışkırıyordu la resmen. "Biz KADINIZ laaynn!!" der gibi. Pek kadınsı değil tabii.

--> Var ya bir gün bu bayan lafından tiksinenlerden birinin arkasına yavaşça yanaşıcan, "Bayan!" diyip kaçıcan. Etkisini uzun süre hissetmesini istiyorsan "Bağyan bakar mısın!" diyip kaçıcan. Ama illa ki kaçıcan ha. Kaçmayı unutmayasın.

--> Ben her gün dolmuşa binerim. Ferrarim bakımda olduğu içün. Ve arkadaş ben bir kere bu dolmuş şoförlerinin hatalı olduğunu görmedim. Hep başkası "şerefsiz", hep başkası "öküz." Benim bindiğim dolmuş şoförleri hep efendi insanlar. Bindiğim Dolmuş Şoförleri olmaz tabii. Dolmuşa binen insanım, başka türlüsü olmaz zaten. Neyse işte bunlar daracık sokaklarda maharetlerini sergilerken ve ben arkada gerim gerim gerilirken adamlarda bir rahatlık var ki akıllara zarar. Ne zaman karşıdan gelen biriyle bir sürtüşme yaşasa, ki genelde kendisi haksızdır, karşı tarafa saydırır da saydırır. Sanırsın belediyeye parasını vermiş, o sokakları satın almış komple.

--> Nasıl dolmuşum yalnız. E dolmuşa binince tabii. Eheh.

--> Spencer Tunick diye bir fotoğrafçı var ya, milleti çırılçıplak soyuyor, şehirlerin meydanlarında fotoğraflıyor. Arkadaş ben böyle keyif pezevengi bir iş görmedim ya. "Soyunun lan, canım sıkıldı." diyor, yüzlerce kişi "Emredersiniz haşmetlüm." diyip çırılçıplak soyunup meydanlara çıkıyor. Beyfendi de çıkıyor bir merdivene "İyi iyi. Fazla yanaşmayın la birbirinize, bi kaza çıkarmayın başımıza." diyip fotoğraf çekiyor. "Gelin bi işin ucundan tutun bre." desen kıllarını kıpırdatmazlar, "Soyunun." deyince "Hadi baba." modunda gaza geliyorlar.

--> Ben bu satırları yazarken Deniz Baykal istifa etti. Ordan Oraya Etkisi diyorum ben buna.

--> Geviş getirebiliyor olsak ne iğrenç olurduk hepimiz ha. Böyle sürekli ağzımızda bişeyler falan. İki muhabbet de edilmezdi, herkes birbirinden tiksinir halde dolaşırdı. Geviş getirmek nedir bir kere. Sırf yemeye para verilmesin deyu.

--> Şimdi şöyle ki; Ayın Röportajı yaz dönemine gireceğimizden kelli ara verecek. Malum tatil, insanlar orda burda falan. Sanırsam eylüle kadar sürer bu ara. Dönemin son röportajını kiminle yaptığıma gelince...

--> Ayın Röportajı--> Her Boku Bilen Adam, çok yakında buralarda bir yerlerde.






senden benden önce de vardı bu gün bu gece
felek dönüp durmadaydı hep bu gördüğünce
usulca bas toprağa, çünkü bastığın yer
bir güzelin göz bebeğiydi beş on yıl önce

ömer hayyam





Rectoa'yı Twitter'da takip edin; https://twitter.com/rectoa

20:29

Geç(me)miş- 2

Kim: rectoa |


Hani diziler ara sıra kolaj yaparlar eski bölümlerden. Maksat dizide neler olduğunu daha iyi kavra, yeni başladıysan da alışasın diye.

İşte bu fikri blog için uygulayayım dedim. Eski takipçilerimiz nostalji yapsın, yeni takipçiler de incelesin, ortama alışsın deyu. Aylar evvelinde yazdım bunun ilk yazısını, sonra dedim neden seriye bağlamıyorum ki? Kendi kendiyle konuşan bir insanım çünkü. Haydin başlayalım.

1- Bu yazı Omegle'nin çıktığı zamanlara denk gelir. Omegle'yi bilirsin, rastgele insanlarla chat yapmana olanak sağlayan bir site. Ben ve yine bir Türk arasındaki yarı ingilizce yarı türkçe giden, başından sonuna kadar heyecanla takip edilesi bir sohbeti taşımışım zamanında buraya;

Omegle Yaşanmışlıkları

2- Bu yazıda ise içinde bol bol küfredilip de altyazısında sadece "lanet olsun" yazılan filmlere bir selam var. Filmlerde edilen küfürler aynen altyazıya taşınsa neler olabilir'i konu alan, fantastik bir başyapıt;

Fuck You

3- Her zaman haksızın karşısında, haklının ise arkasında bir yerlerde duran rectoa kardeşiniz, bu defa bir sineğin hakkını savunuyor. Amerika başkanı oldu diye her sineği öldürebileceğini zanneden Obama'nın televizyonda bir söyleşi esnasında hiç acımadan kıydığı sineğin ardından yakılan ağıt geliyor şimdi de monitörlerinize;

Bir Sineğin Hazin Öyküsü

4- Sırada ise bir sır daha açığa çıkıyor. Kainat güzellerinin neden hep Venezuela denen ülkeden çıktığı gibi tamamen ibişsel bir konuda zihinler aydınlanıyor, artık güzellik yarışmaları daha bir iç rahatlığıyla seyrediliyor;

Dağına Taşına Venezuela

5- Şimdi ise kavga eden bir çiftin barışması için her şeyi göze alan bir kahramanın hikayesini okuyacaksınız. Okurken gözyaşlarınızı tutamayacak, hatta belkim sümkürmek isteyebilirsiniz bile, o derece;

Onlarınki Bir Aşk Hikayesi

6- Issız Adam hezeyanının durulduğu günlerdi. Ben de o filmi sinemada izlemiştim. Çıkışta her yanım ergen salya sümüğü ile bulanmış olsa da film hakkındaki düşüncelerimi toparladım, kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için filmin anatomisini çıkardım;

Issız Herif

7- Google Translate denen çeviri şeysinin yabancı kelimeleri ve cümleleri Türkçe'ye çevirmeden ne kadar başarısız olduğunu kanıtlayan deneysel bir çalışma var sırada. Google Translate'in gerçek yüzü!!!;

Bunu Yapmayacaktın Google!

8- Bazı kendini bilmez arama motorlarının gözümüzden sakındığımız blogumuzu hangi sitelerle bir arada gösterdiğini göreceksiniz şimdi;

Bittiğimiz An

9- Mim kabul ettiğimiz zamanlardı. Daha doğrusu eskiden mim vardı. Sahi noldu la? Kimse mim yollamıyor artık birbirine. Eski geleneklerimiz birer birer yok oluyor. Neyse, o zaman konu hayattaki başarılarımızdı. Ahanda birtakım başarılarımın listesi. En eften püften başarılarımı yazdım ki insanlar depresyonlara girip çıkmasın;

Başarılarla Dolu Bir Hayat

10- Edison abimizin ampulu icat edecekken değişen yaşam öyküsü. "Ya olmasaydı?" temalı, bir zamanlar yazmaya kastığım fakat daha sonra nedensizce bıraktığım, yazı dizisi olacakken olamamış bir yazı.

Tarihte Kritik Anlar


Geçen ay bu Feysbuk gruplarına olan çemkirmelerim fazlalaşınca "Ulen acaba bırakma vakti mi geldi bu bölümü?" deyu bir düşünce hasıl olmuştu. Bu bölüme olan sevdayı öğrenmek için de anket açtım sağda. 111 oy kullanıldı. "Facebook ve Yaratıcılık Sınırları bitmesin, manyak mısın lan!" diyenler ezici çoğunluktaydı. Ben de bu ezici çoğunlu üzemezdim tabii ki.

Sıradaki Facebook ve Yaratıcılık Sınırları tüm sevip de kavuşamayanlar için geliyor;

adana barcelonalılar derneği (630 üye): Barcelona futbol takımının Türkiye'deki sevdalıları. Kilometrelerce öteden, varlıklarının farkında bile olmayan bir takım için yanan ateşler. Grubun Barcelona sevgisini daha iyi anlatmak için grup duvarından bir yazıyla başbaşa bırakıyorum siz sevgili Real Madridlileri: "BAŞIN ÖNE EĞİLMESİN ALDIRMA BARÇA ALDIRMA... KÖTÜ GÜNLER ELBET GEÇER SEVİNMEK İÇİN SEVMEDİK Kİ..." Nakarat kısmında batırmışlar evet.

firdevs yöreoğlu entrika sanat okulu (fyeso) (753 üye): Aşk-ı Memnu hezeyanının etkilerinden biri. Bütün entrika severler toplanmış, ana sayfada entrika toplantıları yapılıyor, liderleri Firdevs Hanım için ayin düzenlenecek o derece. Her hareketi bir ders olarak anlatılmış, övgüler düzülüyor kendisine. Ben de "Behlül kibin dellenme, Bihter kibin sinsi bakışlar atma meslek yüksek okulu" açıcam, rekabet olsun.

Akmasak da Damlarız (106 üye): İlk önce bir grup bozuk musluğun açtığını düşündüğüm bu grubun varolma amacını pek anlayamadım. Böyle bir "Alemin kralı biziz" havaları var, damlayan birtakım insanların buluşma noktası olmuş. Aksaydınız keşkem yiğitler. O zaman titrerdi, korkardı belki insanlar. İş güç olmayınca tabii. Bi dakka lan, çemkirmiycektim ben bu gruplara.

Hepimiz Ömeriz (327 üye): Hani 23 nisan törenlerinde tango yapmak için sahaya çıkan minikler vardı. Aralarında Ömer ve Gizem de vardı, fakat Gizem yamuk yaptı, Ömer'le dans etmedi, Ömer garibim küplere bindi ya. Hah işte o Ömer için açılmış bir grup. İzlemeyenler için zamanında yazmışız şurda. Grubun ana sayfasında Ömer'e destek mesajları yağarken Gizem'e kin kusuluyor. Türk kızlarını genelleyip servis yapan birçok deliganlı bulmak mümkün. Fakat benim dikkatimi çeken, bir kadın üyenin şu mesajı bırakması oldu; "Ben seninle ne istersen yaparım bebeğim."

Cips paketlerinin içinden taso ıvır zıvır çıkacağına ıslak mendil çıksın (6.402 üye): Hay elini yidiklerim, açın şöyle duygulara tercüman gruplar, bak nasıl da destek oluyorum sınırsızca. Şahsen cips yemekten çok parmaklarımdaki cips kalıntılarını emmeye daha çok vakit ayırıyorum. Ha ne zamandır da cips yemiyorum ayrıca. Bu yazıyı bitirdikten sonra bir cips almak hakkımdır. Belki geçmişlerdir de ıslak mendil olayına. Aslında ben yapsam ya, ne para kırarız. Off bi düşüniyim ben.

if 5,000 people join this group, you're all fucking retarded (14 üye): Türkçe meali "Eğer bu grup 5000 üyeye ulaşırsa hepinizin kafasına osurayım" olan grubun üye sayısını görüyorsunuz. Aslında bu grupta bahsedecek hiçbir şey yok ama sırf Türkçeye çevireyim, çılgın atayım diye böyle bir girişimim oldu, afedersin.

Falı Fallananlar Götü Kıllananlar (45 üye): Sonra çemkirince çemkirdi oluyor. Bak adam nasıl espri yapmış ama hafız. Yani içimde mi kalsın, laf söylemiyim mi? Söylemiyim dimi. Efendilik bende kalsın. Sen de olmasan var ya, dümdüz gidiyodum ha.

sen dağa gidip Eyjafjallajökull adını verirsen o dağ patlar kardeşim! (6.779 üye): Hay dilini yidiğim ya. Ulan bunlar da doğru yazmış mı diye kontrol ettim sağdan soldan. Nasıl bir dağdır arkadaş, paranoyalara sürüklüyor insanı la. Geçen gün de biri bloga "eyyahyallayökül" diye aratıp gelmiş. Canlar nasıl yanıyor, ne çileler çekiliyor, İzlanda hükümeti tehlikenin farkında değil mi!!!!??+__+

milli piyango gibiyim, herkese vurmam (4.051 üye): Holy Shit! diyerek amerikanca bir tepkiyle karşıladım bu grubun ismini. Özgüven dolu ismiyle beni etkilemeyi başardı. İçeriğinde ne özlü sözler, ne canavar kişilikler, ne delişmen profil fotoğrafları vardır diye girdiğim grup, milli piyango sonuçlarını paylaşan, bildiğin totocu bir grup olmuş çıkmış. Ordan nasıl çıktığımı bir ben bilirim. Gözyaşlarımı saklayarak, acımı yüreğimde taşıyarak, seke seke.

19:02

Yemin

Kim: rectoa |


"Şu andan itibaren yaklaşık 30 sene boyunca Türkiye Kupası maçlarında finale kadar gelip kupayı bedava verseler dahi katiyen almayacağımıza, taraftarımıza bu bitmek bilmez karın ağrısı ve stresi sonuna kadar yaşatacağımıza, diğer takım taraftarlarına Kupayı Gören Son Fenerli temalı espriler yapmaları için fırsat tanıyacağımıza, desteğini sonuna kadar veren taraftarı o stadyumdan fıtık ederek uğurlayacağımıza, her kupa finaline iddialı başlayıp taraftarımızı önce bir güzel heveslendirip sonrasında ise ilk defa futbol oynuyormuşuz gibi davranarak son anda finali kaybedeceğimize, takıma yeni katılan futbolculara bu şahane zihniyetimizi aşılayıp bu büyüleyici geleneğin nesilden nesile aktarılması için canla başla çalışacağımıza,

Namusumuz ve şerefimiz üzerine and içeriz."


1982-1983 sezonu, Mersin İdman Yurdu yenilerek kazanılan son Türkiye Kupası'nın ardından Fenerbahçe soyunma odasında edilen yemin.


Fenerbahçeli olduğumu belirtmem gerekiyorsa umarsızca yaparım bunu bebek. Acımla dalga geçerim hunharca.

14:33

Ordan Oraya- 73

Kim: rectoa |


--> Ulen her şey, herkes tatile girer de bi Ordan Oraya girmez be. Hay detayını, gözlemlerini sevdiğimin... Yanakları mıncırılası.

--> Bir İnsan Kendi Egosunu Nasıl Nal Boyutlarına Getirir isimli kitabım yakında tüm merdiven altlarında.

--> Olm şimdi düşünüyorum da ben hayatımda hiç penaltı kullanmamışım. Valla bak. Yıllar yılı ne sokakta oynarken, ne ortaokulda, ne lisede takımdayken. Bir kişi de dememiş ki hafız gel bide sen vur, ayağın değsin, sen uğurlusundur. Nasıl eksik hissettim şimdi kendimi biliyor musun? Bilemen.

--> Bilemen Mızıkacıları

--> Bir kültablasının günlüğü; "Sevgili günlük, bugün sigarayı bırakmaya karar verdim. Fakat 10 dakika sonra birisi gelip tekrar küllerini üzerime bıraktı. Hayvan çok etrafta, napacan."

--> Özellikle amerikan dizilerinde gergin anlardaki rahatlığı yakalamak istiyor deli gönül. Fakat ibiş gibi oluyorum ben, daha da sıçıp batırıyorum. El oğlu "Kam on beybi, vi ken du dis" diye karizmasını yapıyor. Bana gelince "La sıçtık la sıçtık la sıçtık la" diye dövünürüm şerefsizim. Bide ortamda tavlanmaya çalışılan bir kız varsa vay halime. Neyse garip işler bunlar.

--> Flash Tv'nin Türkiye ve Dünya coğrafyasına herhangi bir katkısını söyleyecek biri varsa onu öyle sınırsız, öyle derin, öyle çok severim ki korkar.

--> Hala 90'lı yıllarda doğan kişi, kurum veya kuruluşlara alışamadım desem inanır mısın bana beybi? Bana göre şu anda dünya üzerindeki herkes 90 öncesi doğmuş, o şekil gidiyoruz yani. Gün gelecek, herkes ölüp son kişi kaldıktan sonra o son kişi de dünyayı kapatıp ruhunu teslim edecek.

--> Bir keresinde Rıdvan Dilmen'le ilgili bir video koymuştum buraya. Sonra Adsız biri gelip "Bilmemne rıdvan" diye yorum yaptı. Hakaret var tabii. Sildim. Baktım bikaç dakika sonra yine aynı yorumu yapmış. Sildim, baktım tekrar yazmış. La dedim sen mi yamansın ben mi. Hemen aradım efbiyayı.... Eheh, yok yorumları adsızlara kapadım. Baktım ortalık sakinleşti, avcımız ortalarda yok, geri açtım yorumları adsızlara. Adsızın Adı Yok.

--> Hani böyle yıllarca bir kelime kullanıyorsun. Sonra bir gün biri çıkıp diyor ki; "Sen onun asıl anlamını biliyor musun?" Yok bilmiyorum hafız, ben böyle mutluyum. Niye benim uzun süreli mutluluğuma engel olup çokbilmişlik yapıyorsun? Nedir senin amacın? Asıl anlamını bilince ben daha mı mutlu olacağım, eskisinden daha çok mu çılgın atacağım ha zibidi? Ya alın şunu gözümün önünden.

--> Feysbuk'a yeni üye olmuş bir arkadaşın sağ üstte çıkıyor da altında da "Başlamasına yardımcı ol." yazıyor ya, ben böyle ajitasyon görmedim. Napayım elinden mi tutayım "Bak burda farmville var, na şurda millet birbirini pokeler sen uzak dur, şurda sahte kadın profillerindeki fotoların altına "Yalarım!" yazıyoruz umarsızca, ha bide durmadan "offf sıkıldm yhaa" falan yazıyoruz ki bir iki şebek çıksın bizi eğlendirsin" mi diyeyim. Hayır sanki çok karmaşık bir site yapmışlar da yardım et diyor. Neyine yardım edecem lan, Allahından bulsun.

--> Tamam sakinim ben ya.

--> Çikolata İsviçre'den değil de ne bileyim bir Cibuti Cumhuriyeti'nden gelse bu kadar tadına doya doya yiyemezdi kimse.

--> Haksızsam haksızsın de.

--> Filmlerde, dizilerde mantık hataları bulan insanların suratlarında ne kadar naif, ne kadar da çocuksu bir ifade oluyor değil mi? Lütfen onların şevklerini kırmayın. Hata bulduklarında "Ha tosunuma, ne buldun bu sefer anlat bakiyim." diyin, teşvik edin.









senin suçun yok
kabahatin büyüğü benim.
gelmeyişine mahçup oluyorsan olma sevgilim
ben seni özlemeyi çok sevdim.

ceyhun yılmaz


KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Noldu sıcaklar bastırdı, bir gevşemeler falan görüyorum sizde ey Koç burcu insanları. Bu ay ulan şorta geçsek mi diye düşüneceğiniz tedirgin bir ay. Ayrıca yaz için bazı planlarınız da var fakat bunları gerçekleştirmek için size eşlik edecek birilerinin olmaması da çok kötü. Yalnızlık kötü dimi Koç? Ağlama Koç.

BOĞA (21 Nisan - 20 Mayıs)

Yeni ay yeni gelişmelere gebe. Evet gebe. Kullandığınız doğum kontrol yöntemlerinin pek işe yaramadığını görünce beni daha iyi anlayacaksınız. İsmini rectoa koyarsanız çocuğun sevinirim. Koyarsınız dimi? Eğer koyarsanız bu ay sizin için şahane geçecekmiş. Venüs söyledi. Ya da sizi yöneten gezegen hangisiyse. Ha bide bu var, bir erkek/kadın sizi yönetemiyor ama bir gezegen yönetebiliyor.

İKİZLER (21 Mayıs - 21 Haziran)

Feysbuk hesabınızı ellinci defa kapatıp ellinci defa açmanız sadece parmaklarınızı yoracak. Listenizdekilerin pek umrunda olmamanız arkadaş seçiminiz konusunda sizi düşündürecek. Bu düşünceler silsilesi sırasında tanımadığınız birinin sizi "poke"lemesiyle kendinize gelecek, sevildiğinizi anlayacak, belki de intiharın eşiğinden dönmüş olacaksınız.

YENGEÇ (22 Haziran - 22 Temmuz)

Cep telefonunuzun ses çıkarmadan kaç gün açık kalabileceğini test ettiğiniz bugünlerde yalnızlığın dibine vurmuş olduğunuz anlaşılıyor. Bu ay sizin için sürprizlerle dolu. Tesadüfen rastladığınız bir feysbuk profilindeki kişiye anında vurulacak, onu "poke"lemek isteyeceksiniz. Merak etmeyin, karşılığını alacaksınız. O kadar ipucu verdik işte anla sen de.

ASLAN (23 Temmuz - 23 Ağustos)

Friendfeed'de yaptığınız paylaşımlara kimsenin yorum yapmaması sizi derinden etkiliyor. Bu sıkıntılara cinsel içerikli paylaşımlar yaparak son verebilirsiniz. İçinde prezervatif, seks, erkek, kadın anahtar kelimeleri geçen bir feed açtığınızda mayıs ayı boyunca o feed şenlik olacak, festival olacak, çılgın atacak.

BAŞAK (24 Ağustos - 23 Eylül)

Şarkıcıları televizyondan izlerken "La madem playback yapıyolar, e o zaman mikrofonu niye tutuyolar?" gibi sorular sorup beyin cimnastiği yapacaksınız. Daha sonra Seda Sayan'ın tekrar sabah programı yaptığını görüp beyin cimnastiğinden vazgeçip pelte kıvamına doğru yavaş yavaş yol alacaksınız.

TERAZİ (24 Eylül - 23 Ekim)

Bazı konularda dengeli davranıyorsunuz. Hani terazisiniz ya o açıdan. Eheh lan bu espriyi de yapmazsam olmazdı ama ha. Sahi daha önce bu espriyi yapanlar oldu mu? Ne tepkiler verdin? Hoşlanıyor musun bu tür şakalardan? Bana içini açmanı istiyorum bu ay terazi.

AKREP (24 Ekim - 22 Kasım)

Mars dedi ki akrep akıllı olsun, yaptıklarını görmüyorum zannetmesin. Eğer bu ay da aklını başına devşirmezse biliyorum ben ona yapacağımı dedi. Valla kızdırmışsınız Mars'ı. Ben de elçiyim, haber veriyorum sadece.

YAY (23 Kasım - 21 Aralık)

Aşk-ı Memnu'nun sonunu Lost'tan fazla merak edeceğiniz yeni bir ay. Sizin topluma bu kadar aykırı gitmeniz sosyal hayatınızı renklendirebilir. Bu çılgın tarzınıza kendini kaptıran karşı cinsiniz sizi sevgiye boğabilir, sizinle deliler gibi sevişmek isteyebilir. Hayvani dürtülerinizi engellemeye çalışmayın. Sevişme sürecinde sizden maymun gibi davranmanızı istiyorsa öyle yapın.

OĞLAK (22 Aralık - 20 Ocak)

Erman Toroğlu'nun boru reklamlarını hipnotize olmuş bir şekilde seyredeceğiniz delişmen bir ay sizi bekliyor. Sonra Kenan İmirzalıoğlu'lu pepsi reklamlarını izleyip bakkala koşacaksınız. Böyle böyle tüketim çılgınlığında sona yaklaşıp zirvede bırakacaksınız.

KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)

Canımın içi, balım. Sen ki burçların şahı, sen ki kimselerin kimsesi. Bak diğerlerine siz diye hitap ederken, sana sen diyorum. Çünkü sen başkasın. Çünkü sen burç değilsin. Sen bir mucizesin. Mayıs ayı dilediğin gibi geçecek. Ne istersen ay sonuna kadar mutlaka olacak. Olmazsa gel beni bul. Bu yollar sana feda olsun hay gadasını aldığımın be.

BALIK (20 Şubat - 20 Mart)

Uyurgezerliğin had safhada olduğu bir ay. Bir gece gözlerinizi Afyon'daki Şapçı tesislerinde açmanızla sorunun ne derece ciddi olduğunu göreceksiniz. Maddi açıdan bir sorun yaşamanız pek olası değil. On'çün üstünüze başınıza bişeyler alın. Yeni sezon ürünler yavaş yavaş mağazalardaki yerlerini alırken 10 sezon önceki kıyafetlerle ortalarda dolaşmak cimriliğinize pes dedirtiyor. Ama genel anlamda iyisiniz bu ay.






Tüm burç sahiplerinin dikkatine;

Aylık Burç Yorumları köşemiz yaz tatili için buralarda olamayacağından 3 ay boyunca başınızın çaresine bakmanız önemle rica olunur.

13:13

Ordan Oraya- 72

Kim: rectoa |


--> "Uzlaş artık deli gönül"

--> En çok dördüncü hakem üzer beni. Ayak işçisi gibi gelir bana. Sahanın kenarını temizle, federasyon yetkililerine çay getir-götür falan... Kart bile çıkaramadıktan sonra neyleyim dördüncü hakemciliği. Dördüncü hakemcilik.

--> Beni kim yanlışlıkla ararsa arasın galiba benim sesim tam da onların aradığı insanın sesine benziyor ki, direkt muhabbete dalıyorlar. "Alo, memetali, nasılsın ablacım." falan diye samimi muhabbete girmek isteyen biri aradı geçenlerde. Önümde iki seçenek vardı. Ya "Valla iyidir kız, senden naber?" diyip iki lafın belini kıracaktım, ya da "Yannış numara bağyan." diyerek kapatacaktım. Hangisini yaptım dersiniz? Az sonra...

--> Geçen "kadın" lafını kullandım birisi için. "Şu x, kadın olandı dimi?" dedim. Ortamdaki başka bir "kadın" beni uyardı. "Bayan desen daha hoş olur sanki." diye. Ama dedim siz de bi karar verin. Bayan desek suç, kadın desek suç dedim. Kadın değil misiniz siz dedim. Bana erkek dersen hayatta bozulmam, bay dersen alnını karışlarım dedim. Böyle ufak tefek şeyler için kalbimizi kırmayalım dedim. Ayrıca sen basbayaa kadınsın dedim. Bayanlık bir tarafın yok dedim.

--> İkincisini söyledim tabii.

--> Sokakta birisi "Fotoğrafımızı çeker misiniz aceba?" diye sana yaklaşırsa korkma. Önce fotoğraf makinesini bir incele. Ulan yanlış yerden bakar mıyım, yanlış yere basar mıyım diye sakın endişelenme. Her makinede bunlar zaten kabak gibi ortadadır. Şimdi fotoğraflarını çek bakalım. Doğru yerden bakıyorsun, doğru düğme orası evet. Bitti mi? Aferin. Gururla yoluna devam edebilirsin artık.

--> Hayatta ne kadar da çok böyle sanki konuşulmayan gerilimsel anlar yaşıyoruz farkında mısın?

--> Benim misal en büyük korkum, yaklaştığımda fotoselli kapının açılmaması ve benim ona giydirmemdir. O sebepten o kapılara çok naif yaklaşırım, sevgiliye yaklaşırmış gibi. "Hayattaki en büyük korkun bu mu lan ibiş!" dersen de hiç acımam o fotoselli kapılar arasında kafanı sıkıştırırım mahur gözlüm.

--> Kazandıran Sınav Kalemi gelmiştir deyu ilan vardı bir kırtasiyenin duvarında. Ordan da ara sıra alışveriş yaparım. Bir kere de sormadım ne ayaksınız olm siz diye. Gerçi o kağıdı da çok normal karşılamıştım. Bazı şeyleri normal karşılamak ürkütüyor beni, anlıyor musun?

--> Var ya belgesellerde hayvanların avlanmasını, birbirlerini yemelerini büyük bir keyifle izliyorum da(vahşiyim evet) şu maymunlar birilerine yem olduğu vakit içim parçalanıyor lan. Valla böyle anısına 1 dakikalık saygı duruşu yapasım geliyor resmen. 10 saniye sonra sıkılıyorum sonra zati. Ormana gidip maymunun cenaze törenine katılayım diyorum, ordan da götü kurtaramayız gibime geliyor sonra. Böyle yaman çelişkiler içersindeyim.

--> Bence yapılacak tüm espriler tükendi, artık başa döndük. Yıllardır bilinen fıkralar "Arkadaşın başına şöyle bişey gelmiş." diye anlatılıyor. Başlarda pek önemsemiyordum da geçen bir arkadaşım şöyle bir şey anlatınca olayın ciddiyetinin farkına vardım;"Geçen yine göle maya çalıyorum...."

--> Eheh, olur mu lan öyle şey. Bazen harbi saçmalıyorum ha.

--> Harbi saçmalamak:(fiil) Delikanlıca, mertçe saçmalamak. Saçmalarken yavaş saçmalamak ki saçı başı dağıtmamak.

--> Susadık, su aldık arkadaşımla. Sonra arkadaşım su şişesinin üstündeki yazıları okumaya başladı, işte suyun içindeki maddeler falan. Bi ara "Bu kadar şey suyun içinde mi lan şu anda?" dedi. Bi an gözüm kararmış, kendime geldiğimde o içinde bissürü şey olan suyu suratıma boşaltıyorlardı. Beyin yakan sorular geldiği vakit dayanamıyorum ben.







herkes gitmiş olurdu gidince

bir sen yakınsın uzakta kalınca

oktay rıfat

Subscribe