Malın Gözü

Sırtını Kaşırken Ulaşamadığın O Nokta

00:00

Ordan Oraya- 100

Kim: rectoa |




  • Selamlar olsun. Tek tek basaraktan bade süzerekten inci dizerekten geldik bir aydır bangır bangır duyurduğum 100. ordan oraya yazısına. Şimdi isterseniz gelin, bu serinin nasıl ortaya çıktığına, yaratım sürecinde ne gibi zorluklarla karşılaşıldığına, erkek aslan götünü devirip yatarken neden dişi aslanın bütün gün av peşinde koştuğuna hep birlikte bakalım.
  • Şaka lan şaka. Yapar mıyım öyle şey. Gerçi yapmalıyım belki de. Bu 100. yazı belgesel tadında olmalı kimbilir. Bu arada Belgesel kelimesinin, sonuna -sel eki getirilmiş ucube bir kelime olduğunu anlamam uzun yıllarımı aldı. Böyle elinde belge var. Tam belge de değil ama. Belgesel. İğrençlik diz boyu evet.
  • Ordan Oraya-1'i merak edip okudun mu? Nostalji tadında. Adeta siyah-beyaz. Geçmişe bir yolculuk. Son derece tırt.
  • Olm bak bunda ciddiyim. Bir sabah bilgisayar başındayım yine. Televizyon açık ama o sırada hangi kanalda olduğunu bile bilmiyorum. Bir süre geçtikten sonra böyle içim sıkılmaya başladı, negatif oldum sebepsiz. Sonra televizyona bakayım dedim, Müge Anlı varmış meğer. O günden beri reenkarnasyona sıcak bakıyorum. Bağdaştırma konusunda sıkıntılarım var evet.
  • Geçen tramvayda gider iken yanımda 3 tane genç vardı. Bir tanesi anlatmaya başladı;"Hani Arif var ya, İstanbul'da dolmuşçuluk yapıyo o anlattı. Bi kadın gelmiş, "Başıbüyük mü?" demiş. Bu da "Evet teyze." demiş. Kadın "Hemen kalkar mı?" demiş, Arif de "Sen bin kalkar." demiş muhahahahaha." Üç arkadaş Nasreddin Hoca ile yaşıt olan bu hikayeyi dinledikten sonra çok güldüler. O kadar güldüler ki ağladım yanıbaşlarında. Etmen, eylemen diyemedim. O öyle değil, Arif sizi yemiş aslanım diyemedim. O tozpembe dünyalarından uyandırmak istemedim sabi sübyanları.
  • Keşküllerin Saldırısı diye korku filmi olsa var ya nasıl sıçırtır altımıza. The Keşkül de olabilir. Keşkül nedense korku filmi olarak çağrışım yapıyor bende. Ama bak künefeye. Duyduğun anda biliyorsun ki ondan zarar gelmez. Candır o. Anadoludur, yiğittir. Şerbetlidir. Lezzetlidir. Ağızdan akan salyadır.
  • Ece Erken'in programına rastladım geçenlerde. Bayaa masa kurmuşlar, etrafına bir sürü ünlü konuk almış. Ece de bir soru soruyor birine, ama dinlediğinden şüpheliyim. Çünkü 2 saniye sonra başka bir konuğa bambaşka bir soru soruyor. Böyle birbirinden bağımsız aktiviteler silsilesi şeklinde gidiyor program. Yaklaşık bir 10 dakika izledim, zaten gecenin bir yarısıydı. Kapattım televizyonu, Ece Erken için neler yapabiliriz diye sabaha kadar gözüme uyku girmedi.
  • 2011'e girecekler listesinde adımı görememem sonucu yine yeni yıla gecikmeli bir şekilde gireceğim. Benden önce girecekseniz yanımda neler getirmeliyim söylerseniz gerçekten çok sevinirim.
  • Her sene sonunda da yeni yıla girmemekle alakalı bir espri yapmam kendimden tiksinmeme, yer yer istifra etmeme yol açıyor. O kadar ki bazen "İnsanlara neden böyle zulmediyorum!!" deyip bir kaldırımdan aşağı kendimi bırakasım geliyor.
  • Sabahın 06.44'ünde Türk Dil Kurumuna ismini yazarsan başına gelenler: yaşar=1. Bir yaşını geçmiş (at, sığır için). 2. yaşına gelmiş. 3. İki yaşındaki sığır, dana. 4. Altı ayla üç yaş arasındaki sıpa... ee başka edeceğin hakaret var mı? (freckles gönderdi)
  • Açık konuşuyorum, Peyderpey kelimesi insan olsa altıma sıçırttırırdı. Net. Net sıçırttırırdı.
  • Bu aralar sürekli gördüğüm bir abi var. Kendisi bir apartman görevlisi. Ekmek veya su falan getirdiğinde konuşuyoruz adam gibi ama onun dışında ne zaman görüp selam versem cevap vermiyor lan. Başkası olsa umrumda olmaz, bir daha da selam vermem ama bu abiyi ne zaman görsem ısrarla selam veriyorum o da ısrarla almıyor. Selamımı alana kadar devam edeceğim sanırsam çünkü artık bu kan davasına dönüştü. O selamı alacaksın!
  • Ben kesme işaretinin her yerde kullanılmaması taraftarıyım. Misal şurda;"Köprübaşı'nda." Bak ayırdığı şeye bak. "nda" nedir, bir işlevi var mıdır senin nazarında? Benim nazarımda yoktur. İbiş gibi takılıyor öyle. Söylemek için bile adeta ruhunu teslim ediyorsun lan, böyle kesme mi olur. Tam kesilmemiş o. İlkokuldan beri gözüme batıyor hafız öyle deme. Keseceksen her yerden eşit kes. Nasıl dert etmişim yıllar yılı içime. Sonunda içimi dökebildim. İyi ki varsınız.
  • Ben bir de bir yıla alışmaya başladığım vakit o yıl bitiyor. Misal 2010'u yeni yeni sevmeye başladıydım, bi baktım 2011'e giriyormuşuz bile. Her sene böyle oluyor zaten. Ya bir yıldaki gün sayısı az, ya da ben yıllarla aramda fazla duygusal bir bağ kuruyorum. 2011'e de alışamazsam iyice sıçtım zaten, 2012'de ne boklar olacağı belli değil çünkü.
  • "Denedi denedi hiç kimse inemedi en derine" derken Murat Boz ne demek istemiş biri bana açıklayabilir mi? (Liz gönderdi)
  • Peki ya Özgun'un ''Bu gece bana dar mı her yerin?'' demesi. Ben miyim abi fesat olan. Adam yazmış. (Liz gönderdi)
  • Bu satırları yazarken ekranda Seda Sayan vardı. Sadece kendisi de değil. Konukları da var. Fakat yarım saattir kendisi dışında kimse konuşmadığı için adeta beynim karıncalanıyor, algılarımla sevişiliyor. Sürekli "bacım" diyor, gözlerini bir kere bile kırpmıyor, bana işkence oluyor.
  • Olm yolda benden ateş isteyenler çoğaldı bu ara. Çok ateşli görünüyorum sanırsam eheh. Bu tiksinç espriden sonra bir anımı anlatayım. Durakta beklerken bir genç yaklaştı bana. Yüzüme dikkatli dikkatli bakarak geliyor, belli bir şey soracak. Ben de ona döndüm, bu yaklaşırken sigara yakma işareti yaptı. La orayı anladım da sigara görmüyorum. Şimdi sigarayı görsem sigara-ateş konseptini görüp anında çakacağım durumu. Bir süre böyle mal gibi seyrettim çocuğun pandomim şovunu. Sonra dudağında gördüm sigarayı. Simsiyah bişey. Neyse sonra yok dedim gönderdim. Göndermesem daha anlatırdı çünkü.
  • Belediye otobüsünde ters koltuklara oturmak da garip ha. Bir de nadir oluyorlar, iyice sahnede gibi hissediyorsun. Yani ben orda otursam gerim gerim gerilirim. Bütün otobüs beni seyrediyormuş gibi hissederim. "Ahahah hepimiz düz gidiyoruz, bu ibiş ters gidiyor." deyu dalga geçeceklerini düşünürüm. Benim yolculuklarım azaptır cansuyum.
  • "saçımı taradım, keşke yüzümü de tarayabilseydim." - charles bukowski. "tipimi s....im" - umut sarıkaya. işte ben bu farkı seviyorum. (noname gönderdi)
  • Fakat 2 aydır da bir Ordan Oraya yazmayıp bir anda böyle 100 tanesiyle seni muhatap etmek senin sağlığın için tehlikeli diye düşünüyorum. Ben ki bu yazıyı derleyip toparlarken 3 kez bayılma, 9 kez titreme, 15 kere istifra, 54 kere apışıp kalma tehlikesi geçirdim.
  • Televizyon kanalları gittikleri şehirlere girmeden önce o şehrin adının yazılı olduğu tabelanın önünde çekim yapıyorlar ya, seyirciye nasıl da "Siz şimdi inanmazsınız pis müşkülpesentler!" demektir, nasıl bir kendini kanıtlama ihtiyacıdır. Ben öyle bir programa rastladığımda derhal televizyon kanalını arayıp o gittikleri yere ait bir plakayı adresime yollamalarını talep ediyorum. Madem öyle işte böyle diyerek. Benden illallah ettiler artık. Evin bir odasını bu plakalara ayırdım. Gitmediğim yerlere gitmiş kadar oldum. Ay lav plaka.
  • Bu satırları yazarken atv ana haber bülteninde, bir kutup ayısının belgesel çekimi yapan robot kamerayı fark edip onla oynamasını anlatıyorlar yarım saattir. Beyin boşaltmak için muhteşem bir yöntem. Ayının neler yaptığını o kadar detaylı anlattılar ki açıkçası yarın da devamını bekliyorum. Yarın devamı gelmezse atv binasını basarım. Bunu yaparım. Alıştırdılar. Şimdi haber bitti, sunucu "şimdi ara veriyoruz" dedi. Dedim ben arayı verdim kafamda.
  • Bir ingilize çeviri yapmamak adina, ''Azcık kastir anla ne demek istedigimi'' diyen ve dolayısıyla sözlüğe bakıp 'kasmak' kelimesini bulamayan turistimizin salak salak bakışı üzerine açıklama gereği duyan Türk gencini dinliyoruz:"actually u need to learn much more slang words, like KASTIR. it's orijinally means KASILMAK, like a woman screaming when she is giving her baby, -PUSHİNG- hope u got what I mean. (nanou gönderdi)
  • Birkaç madde yukarda selam verdiğim halde suskun kalan apartman görevlisinden bahsetmiştim. O maddeyi yazdıktan sonraki günler içerisinde yine çok karşılaştık kendisiyle. Fakat durum yine aynı. Ben de çok zor bir karar vererek onu gördüğüm zaman selam vermeyi bırak yüzüne bakmamayı tercih ettim. Ve bu kararımı daha sonra içim parçalansa da uyguladım. Fakat bu sefer de apartman görevlisi abide bir kırılganmışlık, bir hüzünlenmişlik sezdim. Bilemiyorum duygusal açıdan çok yoğun şeyler yaşıyorum.
  • "ßuLunMaz HinT KumaŞı DéLSinqi.. Alt TaraFı BaBaNın 2 DakiKaLık ZewqiSin.. ;)" iletisi bende gerçekten bir tiksinmeye sebep oldu, 2011'e dair tüm hayallerim şu an geçici süreyle dondurulmuş durumda. Bazı uzuvlarımı hissedemiyorum, bir uyuşma baş gösterdi. Bilincim açık ama sonra ne olur bilemiyorum.
  • Şimdi yılbaşı için kafe kafe dolaşıp plan program öğrenmeye çalışıyoruz. Bir tanesine girdik yılbaşına bir hafta kala. Dediler ki "Program iki-üç gün içinde belli olur." Tamam dedik, uğrarız yine. 2 gün sonra yine gittik. "Daha belli değil, 2-3 gün içinde belli olur." dediler. 2 gün sonra yine gittik. Bu arada takdir edersiniz ki yeni yıla girmeye 2 gün kalmış. Adam hala "Daha belli olmadı, birkaç gün sonra belli olur." diyor. Orda tepemin tası attı, "Hafız" dedim, "2011'e karakolda girmek istemiyorum. Bir program yapamadıysanız ve bize söylemekten utanıyorsanız çekinmeyin, ayıplamayız. Yok yılbaşına sayılı saatler kala hala bir programınız yoksa çok afedersin ben böyle cibiliyetsiz, böyle yılbaşı ruhunu tam anlamıyla yansıtamayıp, neredeyse yılbaşına bile girmeyi beceremeyecek bir kurumla çalışmak istemiyorum!" diyecektim ki ertesi gün tekrar gitmeye karar verdik. Bu sefer karar vermişler. Orda bi boyunlarına atladım. Vallahi 2011'e girmiş kadar oldum.
  • Greenpeace'in düzenlediği "seninki kaç santim" sloganlı kampanyaya katılacağım diye yanda çıkan reklamlardan "seninki kaç santim" sloganlı, yanına kızın tekinin resminin iliştirildiği ve benim "herhalde kampanyaya ilgi çekmek için böyle bir yol izlemişlerdir" gibi salakça bir düşünceyle linki tıklayıp kendimi penis büyütücü ilaç satan sitede bulmam tamamen benim saflığım değil mi? (freckles gönderdi)
  • Ha bir de 2011'de yaş hesabı falan beklemeyin benden. 2010'da negzel yuvarlak rakamlar çıkıyordu, çıkarması-toplaması gayet hoştu. 2011 adeta bir şerefsiz çıktı, daha gelmeden matematiğiyle can yaktı.
  • Düşününce kedi çok acayip bir şey. Odadan odaya koşturuyor, bir şeyler kovalıyor. Yanına gidip sorsan cevap veremez. Tamamen boş işler ha. Bir gün de vatana millete hayrı dokunsun, bir işin ucundan tutsun... Gerçi o patiyle neyi tutacak.
  • Düşününce dedim ama durup dururken de kedi düşünmezsin herhalde. Bloguna bir şeyler yazarken durup dururken aklına kedi gelmesi manyaklıktan başka bir şeyin alameti değil.
  • Mehmet Ali Birand'ın o sanki bana özel, sanki evimin salonunda bana haber anlatıyormuş hissi vermesine hastayım. Adeta "Rectoa bak bişey anlatıcam." deyip başlıyor haberleri anlatmaya. Öylesine sıcak, öylesine candan.
  • Son zamanlarda arkadaşlarım Feysbuk'ta o kadar çok özlü söz paylaşıyorlar ki "Merhaba" desem "Cebimde yoktu! Yüreğimden verdim!" diyecekler gibi, "Nassın, nasıl gidiyo hayat?" desem "İnsanların ne kadar kötü olduklarını görmek beni hiç şaşırtmıyor, fakat bu yüzden hiç utanmadıklarını görünce çok şaşırıyorum." diye cevap vereceklermiş gibi hep diken üstünde, hep tedirgin yaşıyorum.
  • Annemle babam çocuk yapacagiz, bu aksam eve gelmeyin, dediler. (sedaa gönderdi)
  • Şimdi 31 aralıkta televizyonlar "Dünyada bilmemeneresi 2011'e görkemli bir şekilde girdi. Siz hala ezik ezik oturun." haberleri yapacak. O adamların matematiksel işlemler yüzünden bizden daha önce yeni yıla giriyor olmaları yıllardır beni o kadar çok üzüyor ki. Üzüyor yani. Bu konuda söyleyeceklerim bu kadarmış. Ulan bu maddeye de başlarken bayaa doluydum ha.
  • Biri de çıkıp "2011'den geliyorum. O kadar iyi değil. 2010'da kalalım bence. Dediydi dersiniz." diye konuşursa ne heyecan olur ama lan. Dizinin etrafına çömeriz hemen. Bize bir masal anlat hacım, içinde 2011 olsun deyu. Süper Baba'ya gönderme yaptım son cümlemle. Hep diziler, filmler mi bir yerlere gönderme yapacak. Aha al sana gönderme.
  • "Çömelme"yi kabullendi de "dikelme"yi kabullenemedi bu deli gönül ezelden beri.
  • "Sene olmuş 2011..." diye cümleler kuracağım için o kadar mesudum ki. "Sene olmuş 2010...."la başlayan cümlelerden sıkıldıydım, tam zamanında geldi yeni yıl. Ha "Sene olmuş x..." kalıbı bize yarar-zarar açısından ne gibi şeyler getiriyor zerre umrumda değil, ben kalıp seviyorum.
  • Bolu müftüsü demiş ki "Yılbaşında uğur getirsin diye kırmızı iç çamaşır almanın mantığı yok. Bunlar cahiliye devrindeydi." demiş. "Ulan yılbaşı da geliyor ne desem de insanlar benim varolduğumu anlasa. Mantıklı olması da farketmez." demiş. "İnsanlar Bolu'da bir müftü var desinler istiyorum, 2010'un son günlerine damga vurmak istiyorum." demiş. "İşim gücüm yok çünkü." demiş. "Cemaat de bu aralar camiyi iyice boşladı, konuşacak adam kalmadı, ben de gazetecilere açılayım." demiş. Demiş de demiş.
  • Msnimle aramda gizli bir bağ olustu. Adresimi yazdığım anda ''beni anımsa'' diyor. Hemen sonrasında da 'beni unut' diye dipnot düşüyor. Gel-git'li cok karmaşık bir ilişkimiz var. Evet. (mien gönderdi)
  • Orta okuldayken bir arkadaşım saçını sürekli muslukların altına sokardı, bir güzel ıslatırdı. Heralde evde suları akmıyor ki burda yıkıyor lan, yarın şampuanı benden olsun diye düşünürdüm. Fakat işin aslı öyle değilmiş. Meğer saçları daha çabuk uzasın diye öyle yapıyormuş. O zamanlar inanmıştım. Bitki mi lan bu diyememiştim.
  • Bu satırları yazarken daha önceleri bahsettiğim kedi, kafasını bilgisayarın köşesine dayadı, mouse'u da bir şekilde bloke etti, öylece yatıyor. Ben de onu rahatsız etmemek adına eğilip bükülerek, bildiğin kendimi rahatsız ederek yazı yazıyorum. Hiç demiyor ki bu adamın blogu vardır, Ordan Oraya-100'ü yazıyordur. Ben böyle keyif pezevengi hayvan görmedim.
  • Football Manager 2011 yükledim bilgisayara. Daha önceleri sıkılıp bırakıyordum da hafız şimdi bir heves geldi. Taktikler veriyorum, futbolcularla tartışıyorum, yönetimden para istiyorum, transferler yapmaya çalışıyorum falan. Utanmasam maçlara da takım kıyafetle çıkacağım. Böylesine bir mourinho havası estirdi bende.
  • "Gendilerine bağladılar fortumu" konusuna değinelim. öyle direk gendilerine bagladılar deyince cok kalas duruyor dogru ama bir de bunun sevgiliye söylendigini düşünsene. düşünemezsin dimi? bunu bile yapamazsın benim için. böyle kolaycı millet görmedim ben arkadaş! neyse yine ben açıklayayım. sevgiliye teklif edilebilir mesela ''Beni gendine baglar mısın?'' şeklinde. ''Fortumu bana baglar mısın?'' işin daha seksi boyutu tabi. ben aha fazla kurcalamayayım en iyisi. (görkem gönderdi)
  • Bu satırları yazarken ekranda Su Gibi var. Kendisine talip gelen kadınların ilk sorusu genelde maaş oluyor. Deminden beri Türkiye'de her meslekten insanın aldığı ortalama maaş konusunda kulaktan dolma değil, birinci elden bilgi sahibi oluyorum. Evlilik programı deyip geçmeyin olm. Ekonomi programından bu kadar ders almıyorum ben.
  • O diil de "ordan oraya" okuduktan sonra her seferinde "enienienehe nerden nereye yaa" diye espri yapasım gelmiyor mu. Bazen çok sinirbozucu bi insan olabiliyorum. Kendi sinirimi kendim bozuyorum. Kirli diil ya pastı ya tozdu falan diyorum. Böyle bi insanım. Rectoa'nın 100. ordan oraya postunu haber etmesiyle birtakım sevinçlere, bir efendim "anaa ne güzel lan!"lara, hemen de akabinde "lan şimdi herkes çok komik şeyler yazıcak ben yine orda -göt- popo gibi kalıcam" duygularına gark oldum. Ama dedim ben bu maddeyi oturur yazarım. Gerekirse sabahımı geceme, gecemi gündüzüme, gündüzler ağaca, ağaçlar ormana döner, ben yine yazarım. Aşağıdaki madde işbu fikirle ortaya çıktı. (daçe gönderdi)
  • İnsan gerçekten de çok zeki bi canlı sevgili okur. Ama çalışmıyo. Birazcık kassa, mesela bi gece hiç uyumasa, dünyanın -afedersin- mna koyucak şeyler yapabilir. Ama yapmıyo. "Dur" diyo "şu feysbuğa bi bakiyim önce". Hayvanoğlu, feysbuk da demiyo. Feysbuğ diyo. Hatta feys diyo böyle, ağzına ağzına vurulsun istiyo. Neyse. "Bi feyse bakiyim sonra oturur ayı gibi çalışırım" diyo. Kendi kendine yalan söylüyo. İşte orda ağzımı doldura doldura küfretmek istiyorum. Çünkü o çalışmayı düşündüğü gece gerçekten de çalışsa, bir gece ansızın 82 musul 83 kerkük 84 ottawa 85 meseçusets 86 luisiğana 87 new meksiko yapıcak. Amerikayı yeniden keşfedicek. Belki diycek ki lan buraya annemin adını vereyim, burası babamın adı olsun, burası yeni halamgiller filan. Ama yapmıyo. Bak görüyo musun. Nerden nereye. O diil de ben bişey anlatıcaktım sanki. (daçe gönderdi)
  • Bumerang'ı bırak, dönerse senindir. Dönmezse bozuktur, git yenisini al.
  • Alaçatı ismi de garip ha. Ala olmuş da çatı olmamış gibi sanki. Ala'dan sonra büyülü bir şeyler bekliyorum, çatı çıkıyor.
  • İlerde kendini unutturan futbolcu kadar da acınası adam yok ha. Unutmuşlar bunu, top falan atmıyorlar da. Pas istiyor, hakeme itiraz ediyor. Unutmuşlar ama, varlığının farkında bile değiller. Maç bitiyor, bu sahada kalıyor. Orta yuvarlakta ufak bir rakı açıyor. Kaderine isyan ediyor.
  • Şaka lan şaka, kendini unutturan futbolcu sinsinin önde gidenidir, suya götürür susuz getirir zibidi.
  • Para üstü 5 kuruş kaldığında geriliyorum, alsan 'vay amk fakiri 5 kuruş için bekliyor' almasan 'artiste bak havan kime' gibi duruyor sanki. (neyin peşindesin gönderdi)
  • Arabistan'da imamlar, beden eğitiminin bekareti bozduğunu, ahlak seviyesi düşük olanların bunu yaptığını söylemişler. Kadın olmak da ne zordur ha. Kıllı herifler çıkıyor, kadınların ne yapıp ne yapmaması gerektiğini söylüyor sürekli. Arabistan'da da demek imamların işi gücü yok şu sıralar.
  • Hiçbir şey karşısında şok olmam, bi insanın ağlama süreci karşısında şok olduğum kadar. Dakikalarca ısrarlı sorularına "yok bişey"lerle cevap veren, konuşmamakta direnen ağlak, gözünden ilk yaşın düşmesiyle içinde ne varsa höykürerek anlatmaya başlar bi anda. Ve o anda o dünyanın en haklı, en ezilmiş, en iyi yürekli insanı olurken sen de en pısmış, en şaşkın, en ne diyeceğini bilemez insanı oluverirsin hiç suçun yokken. Ağlaması bittiğinde derin bir oh çeker ve bir daha kimseye derdini sormamaya yemin edersin. (bi dost gönderdi
  • Şu sıralar astrologlar kanal kanal dolaşıp 2011'de neler olacağını söylüyor. Çoğu insan da(saftirik) bunların ağızlarına bakıyor neler olacakmış deyu. Hele geçen bir tanesi dedi ki 2011'de bir uçak kazası olacakmış. Haddddi layn! Uçak düşecekmiş, hazırlıklı olun. 365 günün herhangi birinde bir uçak düşecekmiş. Zayıf bir ihtimal gibi görünüyor ama o dediyse düşecektir yani. Misal 2010'da hiç uçak düşmedi ama 2011'de hazırlıklı olalım bence. Bu konuyla ilgili sıksam 2-3 şaka daha bulurum da uzatmayayım.
  • Sene olmuş 2011(eheh), yılbaşının gelmesiyle kar yağdıran siteler görüyorum. Onları bi kaldıralım canlarım benim. Geçti o çünkü. Ben de istesem yapardım o işi. Hatta hortum, kasırga gibi birçok doğa olayını da yaşatırdım. Niye yaşatmıyorum? Bilmiyorum ki lan. Yapsam mı öyle bişey. Yok ya. Ama düşününce... Yok yok. Lan yoksa?
  • biz ilkokuldayken çocuklar şimdiki kadar yalancı ve düzenbaz değildiler hafız (rectoa stayla). o dönem:-kalemtraşın var mı?+var ama veremem. gibi diyalogların çok sık duyulması da bunun ispatıdır. (bi dost gönderdi)
  • Bir ara işimiz düştü, bir kablocu-uyducu artık ne deniyorsa ona girdik. Dedik ki hafız bizim ihtiyacımız budur. Ha dedi, siz yan tarafa geçin, arkadaş ilgilenir dedi. Yan tarafı duyunca şaşırdım, başka dükkana yollar gibi konuştu çünkü. Meğer bir duvarla ayrılmış dükkan, aynı dükkanmış yani. Neyse gittik yan tarafa, ona anlattık meramımızı. O da haa dedi, iki yana gidin, arkadaş ilgilenir dedi. Oha dedim orası da mı sizin dedim. Ne sandın gülçiçeğim dedi. Meğer ilk sorduğumuz kişi tam ortadaymış. Bunlar böyle kendi aralarında bir devlet bürosu oluşturmak istemişler, ordan oraya yolluyorlar. İyi dedim gittik o iki yana. Dedik böyle böyle. O da haa dedi...
  • Her bayramla, özel günle özdeşleşen hayvan var ya, tavşandır, koyundur falan. Bir efendime söyleyeyim kokarcanın suçu ne, vay efendime söyleyeyim antilopun günahı ne? Niye dışlıyoruz biz bu hayvanları, neden bayramlarda seyranlarda bunları kesip yemiyoruz? Çok üzülüyorum bazen. Geçiyo ama sonra.
  • Dünyanın bütün odunları birleşseler, "Hayat sevince güzel" filminde ağlayarak kendisine sarılan Ayşecik'in saçını tam okşayacakken elini yumruk yapıp dişlerini sıkarak "Odana çık.. çabbuk odana çık!" diye ayar veren teyze hanım'ın yerini tutamazlar. (karıştı baya) (bi dost gönderdi)
  • Ne zaman bir kediyle bir mouse'un fotoğraflarının çekilmesi son bulur, "ahahaha görüyo musun nasıl da şeker, kedi-fare yani, çaktın köfteyi, ahahaha, çılgınım ya!!" insanlarının soyu tükenir, işte o gün sanırım çok güzel şeyler olur. Çok da kesin konuşmak istemiyorum.
  • Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisindeki çocuk oyuncu var ya, minik Osman diye anılıyor hep. O isterse 30 yaşına gelsin, taşı sıksın, suyunu çıkarmasa da olur, pala bıyıklı bir şey olsun, hala minik Osman olarak anılacak ya... İşte o bana çok koyar. Üzülürüm Osman'a. Ama iyi para kırıyormuş diziden bücür.
  • Bu satırları yazarken ekranda Yaprak Dökümü'nün finali var. Koca çınarı defnettik sonunda. Ağlaştı herkes, ailenin yarısı gitti Trabzon'a. Dedim sizin hala gözyaşınız mı kaldı. Evet dediler. Ağlıyorlar hala.
  • 1 ocaktaki en şanssız işçilerse yeni yılın ilk bebeği için hastanelere koşan haberciler olacak. Millet yeni yıl için içip kusarken bunlar hastanede lan. Bak hamile kadının tarafından bakmadım bile. Baba tarafından ise hiç bakmadım. Tek derdim o klişenin kölesi haberciler. O bebeği çekip evlerine gidiyorlar. Evde bekleyenleri soruyor, nettin diye. Yeni yılın ilk bebeğini haber yaptım diyor. İyi bok yemişsin cevabı alıyor karşılığında da.
  • ÖSYM, "tasfiye ediyoruz, zararına satışlar" deyip yıllarca kapanmayan dükkanlara benziyor. Ulan vay be, bu yıl bana galiba mesaj kaygılı espri kazandırdı ve gidiyor.
  • Çinli bir bilgenin erkeklere 5 öğüdü: 1- Amma öğüt meraklısısınız, hepinizin amınakoyayım sevişin yeter daha ne istiyosunuz amk. (neyin peşindesin gönderdi)
  • Eskişehir'de, sanırım Adalar bölgesinde, yerde "Lezbiyenler vardır." yazıyor. Sanki bir dinmiş gibi, sanki inanılmayacak bir şeymişcesine. "Hani yok sanıyosunuz ya, varlar aslında." der gibi, böğrüne yumruk atar gibi.
  • Bu satırları yazarken ne zamandır cicibebe yemediğimi fark ettim ve dehşete düştüm. Ki benim dehşete düşmelerim meşhurdur. Bir dehşete düştüm mü vay be derler, rectoa dehşete düştü yine galiba. Öyle haşmetli düşerim dehşete.
  • Feysbukumda biri iletisine "öff, pöff" yazmış, altına da bir adam "Merhaba ben x, bilmemne ilkokulundan sınıf arkadaşınım. Hayırdır neyin var?" diye yorum yazmış. Bu diyalog beni alıp o kadar farklı yerlere sürükledi ki, ordan geri dönüşüm mümkün olmayabilirdi. İlkokul arkadaşımın hayatıma bir anda bu şekilde girme ihtimali bile beni geriyor. Ulan yıllardır herif piyasada yok, bi gün tak diye "Nen var kuzum?" diyor. Korkunç lan bence.
  • Şu hayatta Mehmet Ali Birand kravatı diye bir şey var. Adam haberleri seyrettirmek için hipnotik etkisi olan kravatlar giyiyor. Ben bir kere kendimi kaptırdım, maksat sizi kurtarayım. Onun yerine Uğur Dündar'ın robocop ifadeleriyle veya Ali Kırca'nın bıyıklarıyla daha hoş vakitler geçirebilirsiniz.
  • O değil de iki ay Ordan Oraya yazmayıp bir anda 100 tane yazmak benim için de ilginç bir deneyim oldu tabi. Bir an "Ulan bissürü madde oldu. Bunları eşit bölsek, elli tane ordan oraya çıkar bundan hafız." deyip ince hesaplar peşinde yakaladım kendimi. Ha utanmadım mı? Biraz.
  • Fondip kadar da ibiş bir kelime görmedim duymadım bak. Ulan kelime dediğinin bir vizyonu olur, bir duruşu olur. Daha söylenirken bile şekli şemali kayan bir kelime bu. Böyle götü başı ayrı oynayan kelimelere hayatta ısınamadım, ısınamam da. Gerdi beni şerefsiz durduk yere. Fondipmiş. Soytarı.
  • Birisi bana bir şey yapmamı söylediğinde içimde zerre kadar onu yapma isteği uyanmıyor arkadaş. Misal ben diyeyim ki "Kalkayım da şu işi yapayım." Biri de ordan, işgüzar ya, desin ki, "Hafız hadi kalk şunu yap." desin. Ben kalkıp da o işi yapmaya kira isterim. O birkaç dakika evvelki coşkum bir anda nefrete, asabiyete döner. O işi de yaparım ama aksi bir halde yaparım. Meymenetsiz olurum. Ha bütün bunları niye anlattım en ufak bir fikrim yok bu arada.
  • Bir ara ne zaman 90'ların çizgi filmlerinden bahsedilse ilk sırayı Tsubasa alırdı. O olayın da belli bir sırası vardı zaten. 90'lar dendi mi hemen ordan biri atlar, o zamanın günlük yayın akışını eline verirdi. 80'ler dendi mi hop hemen biri çıkar, yayınlanan programları o zamanki içerikleriyle birlikte anlatırdı. Şimdi pek kalmadı galiba o tür insanlar. İyiydi onlar. Mutlu mesut yaşıyorlardı.
  • Benim yirmilik dişlerim yokmuş. Doktorum söyledi. Bir ara dolgu molgu ayağına sık sık uğruyordum. O uğrayışlarımdan birinde "Hafız" dedim doktora, "Sen bilirsin benim ağzı, bi yoklayıver. Geldik 20 küsür yaşına, yirmilik diş görmedik. Hep duyuyoruz sağda solda, millet acısından götünü çimdikliyor. Kıskanıyor insan haliyle." dedim. O da baktı baktı, "Senin ağzından bi bok olmaz." dedi. Kırıldım.
  • "Doktorum" lafı da ne havalı dimi? "Valla doktorum şöyle dedi...." falan diye bi şekiller falan. Parasını vermiş de satın almış bana sanki. Evin bir odasını doktoruna ayırmış sanki, ondan bahsediyor. Gerçi doktorlar da "Hastam" diyor. Noluyor lan birbirini sahiplenmeler, iş atarvari hitaplar? Kıllandım ha.
  • Sağdan soldan haberler geliyor, seneye görüşürüz esprileri türemiş yine. Bu esprileri yapanları 31 aralıkta çekeceksin dış dünyayla bağlantısı sıfır olan bir odaya. Bunlara temiz bir dayak önce. Ama öyle bir dayak ki zaman kavramlarını yitirecekler. Sonra belli aralıklarla "Bak yeni yıla giriyoruz." deyip 10'dan geriye doğru sayacaksın. Tam 1'e geldiğin vakit "Şaka lan şaka daha girmedik." diyeceksin. Bunu yaklaşık 50 kez yaptın mı, artık elimizdeki esir kafayı yemeye hazır. Afiyet olsun.
  • Benim, sanırsam ortaokul civarlarındayken, İbrahim Tatlıses kasedi alıp arabamızda sesini sonuna kadar açıp dinlemişliğim vardır. Bu hatıram aklıma geldikçe derin düşüncelere dalıyor, nereden nereye ulan diyor ve biyografimi yazmak üzere bir kalem ve bir kağıt arıyorum. Sonra diyorum bilgisayar diye bir şey var, ne kalemi ne kağıdı. Böyle kendimle girdiğim bu içsel gerginlikler ve münakaşalardan sonra maillerime falan bakıyorum, feysbuka giriyorum. İbişlikte sınır tanımamak beni heyecanlandırıyor.
  • Ne zaman bir aylık kadın dergisi görsem, sevgililere ipuçları bölümünde "Ona küçük sürprizler yapın." diyor. Ne yapacağımızı söylemiyor. Be hey ağzını burnunu kırdığım benim de tek eksiğim ne sürprizi yapacağımı bilmememse ne bok yiyeceğuk? Gerçi kadın dergisi, beni enterese etmiyor. Enterese etmiyorsa niye okuyorsun ibiş dersen de elime geçti bir şekilde derim. Her lafa cevabım vardır.
  • Eve gel film izleriz dediğim gül yüzlü yare, 238 dakikalık Rüzgar Gibi Geçti'yi izlettirdim. Sevişmeye ne hal kaldı ne derman. (neyin peşindesin gönderdi)
  • Kadın dergisi demişken geçenlerde bir cosmopolitan dergisi okudum bir yerde. Adamlar çok stratejik bir yol izlemiş. İlk sayfalarda "Onu elde etmenin yolları, boynuna kement atın" mealli ipuçları var sürekli. Sonra ortalarda "İlişkinizi canlı tutacak 26 şey, kulak memesini somurun" mealli şeyler. İlişki başlamış yani. En sonlarda da ilişkinin artık bittiğini gösteren "Onu unutmak için 748 şey, donunuzu değiştirin." yazıları. Hafız dedim bu zeka karşısında saygıyla eğilirim.
  • 1 saatlik seks 572 kalori harcatıyormuş. Amerika'daki bilim adamları böyle buyurmuş. Harbiden bu adamların ortamlarına girmek istiyorum ha. Ulan ilimin, irfanın olması gereken o laboratuarlarda nasıl bir fuhuş dönüyor, nasıl bir tensel birleşme seansları düzenleniyor? Devletin parasıyla alem yapıyorlar lan resmen.
  • Ulusa sesleniş diye bir şey var. İmkanın güzelliğine bak. Ulusa konuşma yapıyorsun. Gerçi ulusun muhtemelen umrunda değil ama o nasıl bir güçtür lan. "Şşş ulus! Bi dinleyin la bişey diycem." falan diyosun. Anlatıyosun da anlatıyosun. Ulus bunları dinlemek istiyor mu sormuyorsun. Anlat da anlat. Ulus o sırada uyuyor ama.
  • Tv de ya da radyo da, yavas yavas programın sonuna geliyoruz diyorlar ya, ulan hızlı hızlı gelen mi var amk, söyleyin de bizde bilelim. (neyin peşindesin gönderdi)
  • Her şeye karşı aşırı coşkulu insan benim enerjimi emiyor şerefsizim. Ulan bu ne tezcanlılık, bir otur, götün yere değsin. Yok, her şeye çok şaşırmış gibi tepkiler, abartılı sohbetler, tonlamada aşırı iniş-çıkışlar. Uff anlatamadım galiba ama bunlar benim kriptonitim. Çaktın mı? Enerjimi sömürüyorlar dedim ya. Kriptonit kimin enerjisini sömürür? Efenim? Ehehe aferin.
  • "Buraya Bakarlar" cümlesi de hiç çekici değil lan. Oraya hiç reklam veresim gelmez benim. İkna edilmeye ihtiyacım var. Buraya Bakarlar! Ee bakarlar da görürler mi onu söyle sen bana? Aradakı o ipincecik farkı gördün mü? Görürsün tabii. Onlar görememiş. Buraya Salarlar, Leş Gibi de Kokar dese bir derece.
  • O değil de yeni yılın gelmesiyle çam ağaçları ortaya çıktı birden. Hafız koca sene bir tane bile görmüyorum, ne zaman ki yeni yıla yaklaşıyoruz çam ağaçları sarıyor dört bir yanımı. "Anca yılbaşından yılbaşına ortaya çıkın tabii keranacılar ehehe." diyorum, cevap yok. Ağaç nihayetinde, çok fazla performans da beklememek lazım.
  • Ortamın Ciddisi kadar antipatik bir karakter de yok. Yaprak Dökümü'nün finalinden sonra milliyetin sitesine yorumlar bırakılmış diziyle ilgili. Herkes finalle alakalı yorumlar yapıyor, komiklik şakalar falan işte. Aradan biri çıkıp demiş ki; "Bu dizi çok mu önemli? Ülkemin tek derdi bu mu? İnsanları bunlarla oyalıyorlar, bu nedenle gerçek sorunları göremiyorlar. Dünyanın en pahalı benzinini, ikinci en pahalı elektriğini kullandığımızı, en pahalı etini yediğimizi göremiyorlar." O şimdi çok mutlu. Onlarca insana hayatları boyunca unutulmayacak bir ders verdi. Her zamanki gibi gündeme dikkat çekti. Ortamın Ciddisi. O her yerde.
  • Tarihte bir tane de Berk Sultan olmamış ya. Tunç Sultan falan. Bak şimdi derdik ki, "Vay be Osmanlılar ileriyi görmüş resmen. O dönemde o isimleri koymuşlar. Helal olsun Efecan Sultan'a!"
  • O değil de bu sene herhangi bir hayvan gribi çıkmadı. Kuş gribi, domuz gribi derken 2010-2011 sezonunda dünyayı kasıp kavuracak bir grip çıkmadı. Ben de diyorum dünyacak niye bu kadar rahatız, neden koli koli aşılar gelmedi memlekete, sıralara girmedik aşı olmak için. Böyle tatlı heyecanlar arıyorum.
  • Burdan bu sene Ordan Oraya'larda bol bol ekmeğini yediğim Cibuti Cumhuriyeti'ne, başta başkanları olmak üzere, başbakanları ve tüm halkına sağlık dolu bir yıl ve ülkelerinin isimlerini değiştirmek için gerekli gayret ve kudreti diliyorum.
  • Bence Bülent Ersoy "Hoş geldin yeni yıl!!" diye tüm heybetiyle bağırsa, o yeni yılın anında saçları beyazlar, otomatikman 2012'ye gireriz.
  • Bir gün gözüme kestirdiğim bir berbere girmiştim. Oturdum, kesmeye başladı adam. Neyse zaman geçti biraz, saçlar kısaldı yeterince. Baktım zibidinin gözü doymamış, hala kesiyor da kesiyor. Çok kısa olmasın dediğimde de berberlerin o meşhur yalanını duyuyorum tabi:"Yok düzeltiyorum merak etme." Neyse bu kese kese kuşa çevirdi saçı. E diyemiyorsun da ağzına sıçtın saçın diye. Ha şimdi olsa derim de. Sonra bu insanat bana ne dese beğenirsin:"Seninki yine iyi. Daha önce tıraş ettiğim bir çocuk şapkayla dolaşmak zorunda kalmıştı." Bana dedi bunu. Hala sorarım kendime niye atlamadım o gün adamın üstüne de ben de düzeltmedim onun saçını diye.
  • Bak bak yılın fıkrası: Temel'in doğum günüymüş. Büyük parti düzenlemiş arkadaşları. Pastası gelmiş Temel'in. Üstünde mumlar falan bayaa güzel bişey. Mumları üfleyecekmiş tam. Arkadaşlarından biri demiş ki:"Dilek tutucan mı lan?" Temel de durur mu, yapıştırmış cevabı:"Ya tutarsam?"
  • Böyle eğitici fıkralarla zihinleri berraklaştırmayı, hayata daha pozitif bakmanı sağlayabildiysem kendimi gerçekten şanslı sayarım. Şu güzel günde bir yararım dokunsun istedim. Temel falan hep kültürel değerlerimiz, manevi miraslarımız bizim.
  • Eskiden limon milletin karşısında limon yiyip herkesin ağzının sulanmasını isteyen insanlar vardı. Bunlar cidden vardı ama. Sonra noldular bilmiyorum bir anda kayboldular ha. Bak özlemişim demek. Bir anda eksikliğini hissettim şerefsizim. Sağda solda kaldıysa hala böyle abiler, nolur iletişime geçsinler.
  • Otobüs durağına son gelen kişi nedense daha önce orda bekleyen insanlar tarafından bol bol inceleniyor. Artık durağı sahipleniyorlar da yeni gelenin durakta bekleyebilecek kadar kalifiye biri olup olmadığını mı belirlemeye çalışıyorlar bilmiyorum. Ama bakışlarda kesinlikle bir baştan aşağı inceleme ve eleştiri var. Ya da ben boş işler müdürü olduğum için bu tür gudik şeylere dikkat edip bineceğim otobüsü kaçırıyorum.
  • Misafirlikte orda burda çay içme teklifini reddettiğimde insanların bana hayretle, şaşkınlıkla, yer yer kınar gibi bakışları oturduğum yerde kendimi insanlık suçu işlemişim gibi hissettiriyor. Her an kapıdan birileri girecek de "Al bunu al al al al!" deyip beni götürecek, "Derdini karakolda anlatırsın you mothafuckin' asshole!!" deyip rencide edecekmiş gibi geliyor.
  • Geçen gün yolda giderken karşıdan da köpekli bir çift geliyordu. Köpek bir kedi gördü, ona doğru hamle etmeye çalıştı sürekli fakat tasması olduğu için mümkün olmadı. Bu arada çiftten kız olan köpeğe şöyle dedi:"Boşuna heveslenme İlyas, o kediyi rahat bırakacaksın!" Köpek de buna dönüp "Ama abla sen duymadın, küfretti bana." dese altıma sıçardım da olmadı şükür.
  • Bu değişik Ordan Oraya tecrübesinde buraya kadar gelebildiysen gerçekten alnından öperim. 2011'in sana ve sevdiklerine bol bol kuruyemiş, az biraz nakit para, yeterli miktarda otobüs bileti, bir mısır koçanı ve iki adet sinema bileti getirmesini dilerim. Hadi fazla dağıtma akşam. Görüşmek ümidiynen.


hayat denen sonsuzluğun karşısında bir çocuğuz
düşe kalka büyürken, kalkamayız bir çoğumuz
ama bitmez yolculuklar, belki biraz canın yanar
düştüğün yerde doğrulur, başlar yine ilk adımlar.

00:39

New Year's Resolutions - Sizden Gelenler

Kim: rectoa |

2. Geleneksel Yeni Yıl Kararları Alma ve Onları Uygulamayı 1 Ocak Sabahı Unutma şenliklerine hoş geldiniz!!!(alkış sesleri)

Bundan bir önceki yazıda bir form vermiş idim, gelin yeni yıl kararlarınızı yazın, ben de burda yayınlayayım, Noel Baba, veya inancınıza göre Nasreddin Hoca duysun, kararlarınızı-hayallerinizi gerçekleştirsin diye. Yurdun dört bir yanından gelen yüzlerce mesaj oldu. Bunların dışında neden bana geldiğini anlamadığım Barcelona'da top koşturmakta olan Eric Abidal tarafından gelen "Başkanım beni al!" mesajı ise kafamı uzun süre kurcaladı.

İşte insanımızın, insanlarımızın 2011'den beklentileri, umutları, hayalleri, yadırganmışlıkları, kanıksanmışlıkları;

Nick: muzminbekar
Yeni yıl kararı: Yeni yilda beni evlendirin demekten vazgec. Yani sana kiz vermeyeceklerini kabullen.

Nick: A-H
Yeni yıl kararı: Yeni yilda her yil yaptigin ama hicbir zaman uygulamadigin yeni yil kararlari listesinden vazgec :)

Nick: sevisgenördek
Yeni yıl kararı: Yeni yılda,

Zıley değil zıney zıney diye halay çekmek.

"Seneye görüşürüz" diye aklınca espri yapanları tokatlamak.

Rectoa'nın yanaklarını okşamak.

Rectoa askerdeyken "baba evde bi dolu kroki bırakmışsın bunlar ne olacaktı?" diye mektup yazmak.

Metrobüste yarım kadar cüsseleriyle beni itip binmeye çalışanları hırpalamadan gülümseyerek "yavaş ula keranacı" demek.

Ve karımı bu sene de çok çok çok sevmek..

İstiyorum..

Nick: GodSyndrome
Yeni yıl kararı: Yeni yılda rectoayı askere gitmekten vazgeçirmeye çalışacağım.Bunun için de ağustosta gitme denetlemelere denk gelirsin argümanını kullanıcağım.
Blogumdaki bayan okurlara sarkmayacağım. Düzeyli bi ilişki kuracağım.Ekmeğimin peşinde koşup karı,içki,kumardan uzak duracağım.Amin.

Nick: hebelegübele
Yeni yıl kararı: yeni yılda annemin sözünü tutup erken yatıcam erken kalkıcam, işe geç kalmıcammmm

Nick: küfkedisi
Yeni yıl kararı: Her sene spor yapmaya karar verenleri destekleme. Zaten yapamayacaklar, boşuna gaz verdiğinle kalma.

Nick: elininkori
Yeni yıl kararı: az düşün. bi de çalış ulan.

Nick: Horultu
Yeni yıl kararı: hayat boş, eğlen coş

Nick: meraba.
Yeni yıl kararı: bu yıl bir değişiklik yap ve 10'dan geriye sayarken en sevdiğin 10 şeyi gözünün önünden geçir, uygulamayacak olsan bile uygulayacakmışçasına sarıl o kararlarına ve güneşe bakarken gözlerini kısma, canın çok yanarsa ellerini siper et ama parmaklarının arasından geçmesine izin ver ışığın. mutlu oluyosun. valla bak.

Nick: ...şeytanımsı melek(!)...
Yeni yıl kararı: bu yıl hayır demeyi öğrenicem dahası uygulıcam

Nick: hobaa
Yeni yıl kararı: yeni yıla nasıl girersen öyle devam edermiş düşüncesinden vazgeçicem. geçen yıla kusarak girmiştim buna rağmen gayet de güzel bir yıldı. o yüzden napmıyorum dur bu sene de kusarak gireyim demiyorum. yalnız şimdiden yeni yıl kararımı gerçekleştirdim sanırım. bu arada geçen yıl bu alınan kararların ya da işte dileklerin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğine de inanmıştım ben zaten. bu yayınlanırsa okumakta olanlar aldığınız hiçbir kararı yerine getiremeyeceksiniz. dileklerinizin hiçbiri gerçek olmayacak. o yüzden iyi yıllar diyoruz zaten.

Nick: angara
Yeni yıl kararı: bu yıl kesinlikle sağlığım konusunda evhamlı olmayacağım. Evet olmayacağım. iyiyim ben. Şekerim mi düştü yok yok tansiyondur belki. dinlensem biraz. yok iyiyim ya düşünmeyeyim..

Nick: nickim
Yeni yıl kararı: Karar vermedim. istediğin bu muydu, ha? rectoa soruyorum sana; şimdi kendini iyi hissediyomusun? senin gibi yeni yıla tek başına giren birisinin yazdıklarını okumak sana zevk veriyor mu? yeni yılda bu yazılanları okuyup sağa sola sıçratarak mı girceksin yoksa. ah be kamil. bu yeni yıl götümüzü dağlıycak da kimse bilmiyor, görmüyor, duymuyor. insanlar sessiz, insanlar ağlıyor, yür.. neyse rectoa şunu demek isterim sana; sevdiceğinin ev arkadaşının erkek kardeşi ( zincirleme isim tamlamasının arka planında büyük sinsilikler, gıybetler var) evi tutsak etmez, sevenleri ayırmaz.

Nick: R.Özer
Yeni yıl kararı: 2010'u 2011'e bağlayan gün yedinen yetmişe herkese;
-Seneye görüşürüz esprisini yapmak ve 2011'in ilk aylarını hastanede geçirmek istiyorum.

Sonra bide piyangoyu tutturcam nasıl olsa işte o gelen meblayı,dünya barışı,fakir fukaraya yardım gibi bir çok hayırlı işlerde kullanmayı istiyorum inşallah..hayırlısıyla ''malın gözüne'' de yarım kilo pastırma çalışır benden :)

Nick: Bokemon
Yeni yıl kararı: Okulda bağırarak küfür etmekten vazgeç, müdürle görüşmelerini biraz azalt.

Nick: biberli
Yeni yıl kararı: farkındalıklarımı arttırmaya, hayvanlara yardım etmeye ve sevmeye, evimde-işimde-sosyal ilişkilerimde huzuru ve iletişimi açık tutmaya, hayallerimin peşinden gitmeye, insanlara daha fazla güven duymaya çalışmaya, hayatı-insanları olduğu gibi kabul etmeye çalışmaya, "evdeki huzur, zenginlik budur"u savunmaya, kitap okumaya, fotoğraf çekmeye, öğrenmeye ama daha çok hayatın tadını çıkarmaya çalışmaya devam edeceğim inşallah...görüldüğü gibi bazıları üzerinde hala çalışmalarım bitmedi, "yanmak"tan geçtim de "olmak" durumuna gelmek en büyük dileğim..
sevdiklerimle birlikte huzurlu ve sağlıklı olmak...
budur yani...

Nick: sophia
Yeni yıl kararı: kimseye aşık olma, sadece sahip olmak iste.

Nick: Mellö
Yeni yıl kararı: Karşı apartmandaki komşunun oğlunu perde arkasından izlemeyi bırak.

Nick: loana
Yeni yıl kararı: - bi iş bulup çalışıcam, şu şurda çalışıyomuş bu burda çalışıyomuş diye milleti kıskanmayı bırakıcam.
- hangi fotoğraf makinasını alacağıma karar vericem.
- daha az olips yicem.
- daha az uyucam.
- olur olmaz şeyler için canımı sıkmıycam, moralimi hep yüksek tutmaya çalışıcam.
- olaylara daha iyimser yaklaşıcam.
- daha iyimser olmam için bana birsürü sebep veren sevgilimi her gün daha fazla sevicem :)

Nick: bi dost
Yeni yıl kararı: "geçen yıl da bissürü karar almışsın ama çoğunu uygulayamamışsın gerizekalı" cümlesini kendi kendime bol bol tekrar edicem.

Nick: zyyt
Yeni yıl kararı: göbekinden kurtul;o da ayrı bir benlik sonuçta,onun da özgür olmaya ihtiyacı var.



Yılın son günü Ordan Oraya-100'de görüşmek ümidiyle sıcak kal.

Soğuklar geliyor çünkü.




02:48

New Year's Resolutions 2010

Kim: rectoa |


Biz bunu geçen sene de yaptık: New Year's Resolutions Sizden Gelenler

Demiştik ki böyle bir gavur icadı var, yeni yıla girmeden evvel yeni kararlar alıyorsun. Başka zaman alamıyorsun ama bu kararları. İlla ki yılbaşı zamanı olacak. Hah işte geçen sene kendi yeni yıl kararlarını yollayan çok olmuş idi, bu sene tekrar edelim istedim. Önce kendi yeni yıl kararlarımı yazayım;

- Yeni yıla mutlaka erkenden gir. Geçen seneki gibi geç girip herkes girdikten sonra girme.

- Yeni yıla girmek-girememek temalı espriler yapmayı bırak.

- Yeni yılda hangi günler tatil, kaç gün tatil diye hesaplamaktan vazgeç.

- Malın Gözü'nde artık teksin. Yazmayı eksik etme. Bol bol yaz.

- İnsanlara karşı daha agresif ol. Yeri geldiği vakit kafa göz kır.

- Yeni yaşın seni korkutmasın. Belli bir yaştan sonra küçülüyorsun zaten.

- Askere git. Çok ısrar ettiler ağustosta gel diye. Kırama.

- Uçmayı dene. Yere mi çakıldın? Olsun bir daha dene, daha güzel çakıl. Yüzün adeta götüme dönsün bunu istiyorum.

- Kaldırımın ortasında sebepsiz durup yolu tıkayan insan yığınlarının saçlarından çek. Yanlarından geçerken pis pis bak. Enselerine tokat at. Burun deliklerini havasız bırak. Ve daha bir sürü şey.

Şimdi aşağıda bir form görüyor olman lazım. Oraya nickini ve yeni yıl kararını yazıver ki bu coşkuyu hep birlikte yaşayalım, yer yer zıley diyerek halay çekelim, yeni yıl kararı olmayan kararsız bünyelere de bir nevi ilham kaynağı olalım.



Buralarda bir form vardı takdir edersin ki. Gönderilenleri görmek istersen ahanda şuraya tıkla: http://malingozu.blogspot.com/2010/12/new-years-resolutions-sizden-gelenler.html

02:17

Tokalaşırken? - Anket Sonucu

Kim: rectoa |


Geldik bir anketin daha sonuna. Sosyal hayatında nasıl bir imaj sergilemek istediğine dair bir anketti bu da. Gördüğün üzre bende boş anket yok. Alayı bir felsefeye, alayı bir ideaya dayanıyor. Yani soruları hazırlarken kaç kitap okuduğu..... Taam ya, cevaplara geçiyorum. Sorumuz: Tokalaşırken?

- Karşımdaki pislikmiş gibi elinin ucundan tutarım (15 kişi)

Bunlara kalsa eldiven bile takacaklar. Bir eli ucundan tutacağına hiç tutma daha iyi derdi bizim eski mahalleden Rıfat abi. Büyük adammış, bak şimdi anlıyorum o sözü derinlemesine. Yıllar evvel misafirliğe gittiğimiz bir evde kadın elimi böyle sıkmıştı da bayaa dert edinmiştim, "Lan kadın kibarlığından mı öyle şaaptı yoksa ben irezilin teki miyim?" deyu.

- Elini sıkıca kavrarım ki ne yaman bir rakibi olduğunu bilsin (36 kişi)

Bunların ruhunda da azıcık psikopatlık var sanki. Adam gibi tokalaşmayacak, illa işi rekabete dökecek.Lan adam seni rakibi olarak görse ne olur görmese ne olur, gelmiş bir şekilde tanıştırılmışsınız ve mecburen tokalaşmış. Ne bu küçük yumrukları ben yarattım havaları. Akıllı olsun 36 kişi.

- İnceden elini okşarım bir yandan (15 kişi)

Fazla tensel temasa da gerek yok diye düşünüyorum sevgili 15 kişi. Bilmiyorum katılır mısınız sevgili 15 kişi. Kafanız mı iyi sevgili 15 kişi?

- Samimiyeti arttırmak için bir anda bilek güreşine geçerim (22 kişi)

İşte bu anketin canları, cananları, şekerpareleri, künefeleri... Tek dertleri samimiyet. Yoksa okşamakmış, rekabetmiş falan hiç işi olmaz. Bunlara muhabbet olsun yeter. Canlarım benim ya. Ne zamandır ankette doğru şıkka oy verenlerin yanaklarını sıkmıyordum, nasıl şirinler ama abisi.

Neyse araya yılbaşı falan girecek, haftaya olmasın bu bölüm. Sonra yine devam ederiz.

02:17

Tarihte Bugün

Kim: rectoa |


21 Aralık 1994: Tarihte ilk defa yılın en uzun gecesi lafını kıçından anlayan bir birey adını duyurdu.

Sefa Lettin isimli vatandaş, eş dosttan 21 aralık gecesinin yılın en uzun gece olacağını haber aldı. Günler öncesinden 21 aralık gününe kendini odaklayan Sefa, o geceden önce uykusuz kalacak, 21 aralık gecesi de en uzun gece olduğundan mışıl mışıl ve upuzun uyuyabilecekti. Bütün planlamalarını yapan Sefa, o gece gelip çattığında bir uykuya daldı ki böyle uykuya dalmak görülmemiştir. Kreş terk olduğu bilinen Sefa'nın hiç araştırıp etmeden böyle bir saflıkta bulunması bilim dünyasını hayretler içinde bıraktı.

En uzun gecede uzun uzun uyuyayım derken kış uykusuna yatan Sefa halen uyumakta ve kendisi için şehir dışından turlar düzenlenmekte. Karısı her gelenden giriş ücreti alarak Sefa'nın ibişliğine inat keskin zekasıyla kendine hayran bırakıyor.

01:43

Ayın Röportajı--> Atgötten

Kim: rectoa |




Merhabalar gönül dostları, merhabalar huzur kapıları, merhabalar ruhani cisimler.

2010'un son röportajını Atgötten ile yaptım. "Aa o ne biçim nick ayol!" diyenlerden olma ey can. Hem "ayol" neymiş? Kendisi geçen seneden beridir yazıyor. Ben de uzun süredir takipte idim kendisini.

Twitter veya başka bir paylaşım şeysinde hesabı yok zannediyorum. O kadar ki kendisiyle iletişime geçmek için blogunda bir mail adresi bile bulamamış, yer yer karalar bağlamıştım. Yazıları gayet hedefi bulan Atgötten, eleştiriyle mizahı kendisine özgü bir dille harmanlayıp okuyucularının beğenisine sunuyor. Bu yapmacıklık ötesi cümlelerim seni yanıltmasın. Harbiden öyle yapıyor.

Artık hazırsan röportaja başlayabilirsin;


R: Selamlar olsun Atgötten. Röportaj teklifimi kabul ettiğin için teşekkürler. 2010 yılının son röportajısın. Neler hissediyorsun, böyle midede yanma falan?

A:Selam sana rec toa. Röportaj teklif ettiğin için asıl ben sana teşekkür ederim. Ben genelde hayalden kendimle röportaj yaparım, ilk defa kendim dışında biri tarafından talep var. Heyecanlıyım ama daha yolun başındayım.

R: Peki madem hazırsan başlayalım mı bu çılgınsal bir o kadar da düşünsel röportaja?

A: Başlayalım. Ama dur dur bir dakika dur. Gözlüklerimi takayım evladım. Şalımı omzuma atayım bir cigara sarayım... Evet şu an hazırım. Sor. Bismillahirrahmanirrahim.

R: İnsanlara nicklerinin anlamlarını sormaktan feci tiksiniyorum. Bunu soranları da sonuna kadar kınıyorum. Kınamakla kalmayıp en sağlamından bir meydan dayağı çekmek istiyorum. Nickinin anlamı nedir?

A:Öncelikle bana bunu açıklayacak ortamı sağlayıp başımın etini yiyen sevgili Orçun'a jest yapma şansı sunduğunuz için teşekkür ederim. Şimdi, bu isim her boka bok atmayı meslek edinmiş bir arkadaşımın her boka söylediği bir laftı. Birşey anlat mesela "at yaa at ya götünden" diye yapıştırırdı. Sonra gel zaman git zaman unutuldu. Zıııt tokai gibi. Bildin? İşte günlerden bir gün de ben bir blog açmaya karar verdiğimde bu isim tam bana göre dedim. O sıralar götümle ilgili sağlık problemlerim de vardı. Üstüne üstlük pis nemrut bir insan olmuştum. Her boka sarıp, olur olmaz götümden atıyordum. E tamam dedim yeaa atgötten yeaa dedim atgötten anasını satiim. Önüne gelene salla.

R: Sanırsam evli bir insansın. Kaçırdıysam kusura bakma, kocan blogu biliyor mu?

A: Evet erkeğimin geyşasıyım. Postlarımı onun dizinin dibinden yazıyorum. Sadece bilmekle kalmıyor onun onayını almadan yazıyı yayınlayamıyorum. Sonuçta evimin reisidir.

R: Nedir seni bloga başlamaya iten sebep? Çok mu doldun, birilerine mi sinir oldun, eğlenmek mi istedin, başına gaya, daş mı düştü, nedir ne değildir?

A: Ben aslında yazardım zaten. Birkaç dergiye yazıyordum ordan burdan. Sonra bir süre yazıdan uzak kalıp farklı bir alana kaydım. Sonra kayıp düşünce götüm biraz acıdı. Hala soğuk havalarda sızlar. Neyse kalktım silkelendim yine yazayım dedim. Ama baktım yazacak yer kalmamış. İkrah ettim. E içimde büyük bir nefret ve geyikçilik var. Birilerine salça olmam şart. Deniz var bizim Hayatımın Erkeği. Bloğa yaz dedi. İyi geliyo dedi. Ben yazdım iyi geldi dedi. 1 ayda tüylerin dökülmeye başlıyor 6. ayda kaymak gibi oluyorsun dedi. Denedim. Baktım pırıl pırıl oluyorum. Yazmazsam daha kötü ya da daha yavşak bir insan olabilirim ki olmasam iyi olur. Tamamen geyikçilik aslında.


R: Zamanında yüksek rütbeli paşaların bulunduğu bir düğünde bulunmuşsun. O ortamda hiç "Ben kalender meşrebiim, güzel çirkin aramaam!" diye ortalara atmak istemedin mi kendini?

A: Aaa istemez miyim? Paşalardan çekinmedim aslında ama kaynımgiller ve eşrafı da orada olduğundan terbiyemle kollarımı fazla kaldırmadan, gerdan kırmadan edebimle oynadım. Tribünlere oynadım da denebilir. Ama başarılı geçti TSK'nın da onayladığı örnek bir Türk geliniyim.

R: 2010 yılına dair senin En'in nedir ne değildir?
A: 2010'un En'i benim için Recep Tayyip Erdoğan'ın Tokat mitinginde
"Kılıçdaroğlu'nun türbanı çözeceğine inanıyor musunuz?" sorusuna kalabalığın verdiği "Eveeet" cevabıdır. Ardından gelen sessizlik... Sadece 2010'a değil 2110'a dair bir aydınlanma o an. En olmayanlarımı dizmeyeyim burada. Ağzımızın tadı kaçmasın. Zor bir yıldı.

R: Bir Milyon Canlı Para'ya katıldın. Soru seçeneklerin şöyle geldi: Arım Balım Peteğim/Seni Yiyeceğim. Sinirlenip Engin Altan Düzyatan'ı karşına alıp "Bak güzel karşim, zaten otoban gibi ismin var, git git bitmiyor. Bir de böyle gudikliklerle insanları oyalamanın mantığı nedir? Nerde o eski kategoriler, spor, felsefe, tarih falan. Ha Enginim, ha Altanım, ha Düzyatanım?" der misin?

A: Seçeneklere bir bakarım. Sonra götümden atmaya başlarım. "Hmmm arım balım peteğim derken soru arıcılıkla ilgili olabilir. Ama diğer yandan Petek Dinçöz'le de alakalı olabilir. Hmmm seni yiyeceğim yamyamlıkla alakalı olabilir. Şimdi bilemedim ki hangisini seçsem hmmm. Yani aslında arıcılıkta iyiyim ama Petek Dinçöz'den gelirse bilemeyebilirim. Ama diğer yandan yamyamlıkta master yaptım. Hmmm bilemedim yaa. Hmmmm yamyamlık diyorum yaaa evet tamam seni yiyeceğim diyorum ben. Şans yani sonuçta onca insan arasından burada olmam da bir şans. Di mi? Yani biliyorum çünkü Petek Dinçöz'den gelirse yapamayabilirim. Ordan bir çekincem var yoksa Arım balım peteğim bilebilirim yani. Arıcılıkta iyiyim. Neyse tamam yaa seni yiyeceğim olsun. Yamyamdan gelsin." derim. O da muhtemelen bana anlamsız bir kararlılıkla bakar. "Sorumuz gelsin" der. İşte orada biraz sinirlenip üstüne yürüyebilirim. "Artiz misin olum sen iki saatir burda beyin fırtınası yapıyoruz bokuna bakar gibi bakıyosun" derim. Tersim pistir.


R: Yıllardır yağmasına rağmen yağmura ve kara hala ve hala şaşıran insanlığa neler söylemek istersin?(Bunlara senin şaşırma yüzdeni sıfır aldım)

A: Yeaa bırak yaa. Kim şaşırıyor? Poz onlar poz. Şaşırıyormuş gibi yapıyorlar. İnsanoğlu öyledir. Hayatı pozculukla geçer. Tek başına yağmur kar görse hiç şaşırmaz mesela. Yanında biri varken şaşırır. "İnanmıyorum yaa yağmur" ya da "aaaa kar" derler. Tribüne oynar insanoğlu. Basit bir doğa olayından bile pay çıkarmaya bakar. Pislik.

R: 2011'e ne verdin de 2011'den ne bekliyorsun?

A: Valla yıllara gençliğimi veriyorum. O nedenle akıl sağlık sıhhat istiyorum karşılığında. 2011'den ama ayrıca özel isteklerim var. Bana en az nobel aldıracak bir kitap, en az bir yurtdışı gezisi, takıntılardan kurtuluş, daha seksi bir görünüm, bir eli sokacak yağ, diğerini sokacak bal. Artık bekliyorum. 2010'dan borcu var.

R: Ülke yönetimini bana verseler alır başka yere taşırım koca ülkeyi. Sen naparsın?

A: Altıma araba çekerim, sülaleme ev alırım. Ormandan arazi kapatırım. Dostlarıma sahile sıfır villalar yaptırırım. Aslan, leopar beslerim. Hayvanları çok severim çünkü. Tünel yaptırmam, tünellerden hoşlanmam çünkü. Yapılmış olanları da kapattırırım. Maslak'ı yıktırırım. Yüksek binalardan da hiç hoşlanmam. İşte altımda bir memleket insan olacağından üstlerine yatarım yeaa. Yurtdışında temaslarda bulunurum bir de sık sık.


R: Takip eylediğin bloglar illa ki vardır. Ne tür blog seversin ve ilk 5'inde kimler var?

A: Beğendiklerimin değil beğenmediklerimin listesini yapan
kötü kalpli bir insanım. Ben çok blog okuyorum bu nedenle şudur budur diyemem. Birini unuturum diye korkarım. Bu iş takipçiye mi bakar diye kızar birileri ama zaten sağlam kalemler blog aleminde kendini belli ediyor. Sağlam kalemlerin takipçisiyiz. Her biri yazarım diye ortalarda gezen pek önemli şahsiyetleri 05 kaleme oturturlar.

R: Var mı hiç gerçek hayatta görüştüğün blogger?

A: Hayatımın Erkeği by Deniz ve Fashion Kido'yla her gün görüşüyoruz. Çünkü aynı yerde çalışıyoruz. Aynı yerde çalışmasak görüşeceğimizi sanmıyorum. Şaha lan şaha haftada bir görüşürdük en az. Pipi Disko çocukluk arkadaşımdır. Geçen gün görüştük dedikodu yaptık. Siminya'ya aşk dolu sapık mesajlar atıyorum arada bir ama henüz tanışmadık.

R: Yeni yıla nasıl girmeyi düşünüyorsun? Ya da girmeyi düşünüyor musun?

A: Tövbe tövbe. Allah izin verirse istiyorum tabi. Yüksek ihtimalle yeni evimde koli açarak girerim. Taşınıyorum. Yeni ev, yeni yıl, yeni fırsatlar gibi geyik inanışlar içerisindeyim. Takipçiler bilirler (bunu takip etmeyenlerde merak uyandırmak için yapıyorum) a
meliyat öncesi "Gızııııım 1250 ve otur, ben sana çıh demiyom" diye beni zora koşan ev sahibemden kış ortasında evi boşaltarak intikam aldığımı düşünüyorum. Böyle kötü küçük hesaplar peşindeyim işte. Küçük Sırlar tadında yaşıyorum hayatı.

R: Kırmızı Başlıklı Kız sen olsan babaanne kılığına girmiş kurt isimli hayvanı hemen tanır mıydın yoksa saf gibi, adeta ibiş gibi sorularla terletip iyice emin olmaya mı çalışırdın?

A: Tanırdım tabi yeaa. Sonu gelen geyik sorular değil, kafasını karıştıracak "yeni dünya düzeni ve sosyal medya hakkında ne düşünüyorsun babane?" gibi sorular sorardım. Ooo hiçbirşey hakkında sorduğun soruya nasıl cevap verecek ki? Konuşsun dursun. Batının masallarından önce 1001 Gece Masalları okuduk biz. Adam nasıl oyalanır iyi biliriz.


R: Reenkarnasyona inanır mısın? Sonraki hayatında ne olarak aramıza dönmek isterdin? (Hepimiz kalıcıyız çünkü, bir sen gideceksin.)

A: İnanmam. Ama arkadaşımın evinde hafif kafayı kırmış reenkarnasyonla ilgilenen biriyle tanışmıştım. Bir kitaptan bana geçmiş yaşantımda ne olduğumu ve bu hayatta ne olabileceğimi söylemişti. Üç şık çıkıyor. Geçmişte benim yazar, rahibe ya da sanatçı olmuş olabileceğimi söyledi. Ki o zaman yazar değildim "hadi len" dedim içimden. Eğer geçmiş hayatında görevini tamamlamış oluyorsan bir sonraki hayatında başka bir deneyime gözlerini açıyorsun. Eğer tamamlamamışsan ruhun tamamlayana kadar tekrar başka bir bedende hayatına devam ediyor. Dolayısıyla sen bu üçünden biri olabilirsin demişti. E rahibelik için geç kaldık biraz. Geriye kalan şıklar güzel havalı. İnanmam dedim ama sonuç güzel ya anlatıyorum öyle. İnansaydım da "Bir kuş olarak gelmek isterdim. Hür ve özgür" derdim Tarkan olsaydım. Ama değilim. Olabilir miyim acaba? Dur kontrol ediyorum. Yok değilim tamam. Bu durumda dünyaya yararı olan bir bilimadamı olabilirim. Bu hayatta denedim ama olmadı hocalarım izin vermedi. Bir sonraki hayatımızda onlar hoca olarak gelmezse şansımın olabileceğini düşünüyorum.

R: Hayatını bir filme benzetmek istesen bu hangi film olurdu?(ortaokul anket defteri stayla)

A: Önceden Neşeli Günler gibiydi. Kalabalık bir ailem var. Şimdi Çıplak Silah serisi tadında çok gerçek saçmalıklar var.

R: Malın Gözü'nü nasıl bilirsin? a) götüm gibi b) genzine su kaçmış balık gibi c) vejetaryen bir aslan gibi d) yüksekten korkan kuş gibi

A: B, C, D birbirinin aynı gibi durduğundan, tam A diyecektim ama çeldirici olarak oraya koyulduğunu anladım hemen. Cevap B. Çünkü C ve D doğasına aykırı hareketler içeriyor. Ama balıkların genzine su kaçıyor. Çok tatlı oluyorlar o zaman. Kuyruklarını çip çip oynatıp su yüzüne koşup dudak veriyorlar. Ver bir dudak. Malın Gözü gibi oluyorlar. (Hayatımda yapmadığım yalakalığı yaptım değerini bil rec)


R: Son olarak söylemek istediğin bir şey varsa meydan senin.Röportaj için teşekkürler, sağol ve de varol.

A: Ben söylemek isterdim ama daha önce söylendi: "Viva La Vida Loca" Şaka şaka "Mülkiyet hırsızlıktır"
Ben teşekkür ederim öpüyorum en güzel yerinizden.



2011'in ilk röportajı kimle olacaktı? 2011'de röportaj olacak mıydı? Röportaj kelimesinin kökeni nerelere dayanıyordu? Bunlar hep insanın aklını kurcalayan sorular.

14:08

Yılbaşında? - Anket Sonucu

Kim: rectoa |


Kısa bir aradan sonra birbirinden egzantrik, bir o kadar karanlıklara ışık tutan anketlere devam ediyorum.

Yaklaşan yılbaşı nedeniyle yapacağınız yılbaşı programlarını merak ettim. Sorumuz şu idi: Yılbaşında?

Görüldüğü üzre yine soru formuna sokamamışım.

-Tombalada hayallerimi çekerim torbadan (9 kişi)

Ya bırakın arkadaşım. Ne kadar bok atsanız da zevk alıyorsunuz o oyundan bilmiyor muyum sanki. İkinci çinkoyu beklerken gözleriniz parlıyor yeminlen. O sebeple bana edebiyat yapmayın arkadaşım, içinizi biliyorum.

-Kar altındaki yalnızlığımı izlerim (21 kişi)

Yeni yıla tam girerken pencereye yanaşıp "Acep havai fişek atan var mıdır ki la?" diye etrafı seyretmenin Servet-i Fünuncası mı la bu? Bırakın olm bu işleri. Mahallenizin çocuklarının patlatacağı fişekleri falan gönül rahatlığıyla izleyebilirsiniz. Kimse size ibiş demez. Ama bu şıkkı işaretlediniz ya bazı şeyleri maskelemek adına, ben derim. Hatta bak diyorum: İbiş. Bak bide böyle diyeyim;İbİş.

-Sebepsiz kederlenirim (17 kişi)

O şeyden, mandalinaların beyaz şeyleri oluyor ya, size en beyazlısı gelecek işte. Biraz uğraştıracak yerken. O yani. Sebepsiz değil. Sizin iyiliğiniz için söylüyorum olm.

-Hindi yerim, havai fişek patlatırım, sabaha kadar koparım (13 kişi)

Ahanda işte yeni yıl coşkusunu en içten yaşayanlar, o ruhu dibine kadar sömürenler, 2010'u hakkıyla uğurlayanlar. Hindisiz, havai fişeksiz yılbaşı mı olur arkadaşım? Bütün sene hindi lafını bile ağzına alma ama yılbaşı gecesi o et çiğnenecek. Fakat rica ediyorum hindiler yüzünden yine ortalık kan gölüne dönmesin. Hindilerinizi beediyenin belirlediği alanlarda kesin. Allah kabul etsin.



Sıradaki ankete katılımın daha fazla olacağını hissediyorum. Öyle bi titreme geldi çünkü.

17:43

Tarihte Bugün

Kim: rectoa |


14 Aralık 1976: Tarihte ilk defa bugün, Şems Ettin isimli vatandaş afalladı.

Tarihteki ilk afallama olayının kahramanı Şems, o gün her zamanki evinden çıkmış işe gitmek için otobüs durağına doğru yürüyordu. Durağa tam yaklaşmışken 25-26 yaşlarında bir adamın kendisine doğru yönelmeye başladığını fark etti. Adamdan önce tırsan fakat belki adres soracaktır diye düşünen Şems, adamın kendisine doğru gelmesine aldırış etmedi. Adam sonunda Şems'e yaklaştı ve şunları söyledi;"Ali eskiden ata bakardı, şimdi karıya kıza. Işık ılık süt içerdi, şimdi votka, redbull. İpek ipi tutardı, şimdi hey yavrum hey." Bu beklenmedik cümleler karşısında afallayan Şems, bir süre hayattan koptu. O gün patronunu arayarak izin istedi ve işe gitmedi.

O gün afalladığının bile farkında olmayan Şems, yaşadığı şeyin afallamak olduğunu öğrenince şunları söyledi;"Daha çok altıma sıçırttırmak gibi bir durum sanmıştım ama afallamak da iyiymiş."

12:34

Yılan Büyütmesi

Kim: rectoa |

Kelimelerin kifayetsiz kaldığı çok an yaşadım şu fani hayatımda.

Dün gece eve geç vakitte geldim. Televizyonda neler var, neler yok, azıcık kafa dağıtayım, belki oyalayacak bir şeyler bulurum, gecenin bi vakti dinginlik içinde, huzur içinde dakikalar geçiririm deyu.

Ama açıkçası içimde de bir sıkıntı var idi. Kanalları dolaşırken bu sıkıntı giderek artıyordu. Flash TV adını verdiğim kanala gelince ise bu sıkıntı kalp çarpıntısına dönüştü ve anladım ben yavaş yavaş başıma gelecekleri.

İnanır mısın şu fotoğrafı çekebilmek için koşturdum ben makineyi almak için. Ki hayatta çok az şey için koşturmuşumdur. Kaçan otobüsün peşinden öyle koşmadım ben.

Ah koşmadım.

20:32

Av Mevsimi

Kim: rectoa |


Polisiye filmler hiç ilgimi çekmez benim. O yüzden mesafeli yaklaştım Av Mevsimi'ne. Meraba-meraba o kadar. Sonra Şener Şen, Cem Yılmaz gibi oyuncuların varlığı filmle aramdaki mesafeyi biraz daha kısalttı. Sanırsam filmi görmeye hazırdım.

Aşağıda Av Mevsimi filmi hakkında çok acayip spoiler var. İzlemeyen okumasın.


Sinemada geçirilen 2.5 saatlik Av Mevsimi filminin anatomisidir.

Film bir adet kesik kolun bulunmasıyla başlıyor ve onun etrafında devam ediyor. O kolun sahibinin henüz reşit olmamış bir genç kıza ait olduğu saptanıyor. Olayla alakalı bir holding patronuyla görüşmeye gidiliyor. Holding patronu avcılığa merak salmış. Patron Çetin Tekindor. Adamın ofisine girdiklerinde Cem Yılmaz duvarda çeşitli safarilerde avlanırken çekilmiş fotoğrafları inceliyor. Bir fotoğrafta Çetin Tekindor, avladığı bir filin yanıbaşında duruyor. O sırada arka sıralardan bir ses duyuyorum:"Yalan lan bu!"

Evet, doğru duydun. Adamın film için gidip koca fili avlayabileceğini düşünen insanlarla aynı salonda aynı oksijeni yaktığımı farkediyorum. Dönüp "Bu keskin zekan bende gerçekten birtakım hareketlenmelere sebep oldu beybi." demek istiyor deli gönül fakat bunun için filmin ilk yarısının bitmesini bekliyorum.

Cem Yılmaz'ın filmin başlarında Kazım Koyuncu'nun Hayde şarkısını seslendirdiği bir bölüm var. Orda lokantadaki insanlarla beraber çalgılı çengili bir biçimde bu şarkıyı eda ediyorlar. Ve o sırada salondaki herkesin kafasında aynı fikir uçuşuyor:"Lan bu sahneyi filmi izledikten hemen sonra Feysbukumda paylaşayım." Bilmiyorlar ki o sahne yaklaşık olarak 147.547 kez zati paylaşılmış, Mark Zuckerberg bu videonun paylaşılmasını engelleyen bir application yazması için adamlarına emir vermiş.

Daha sonra "Cem Yılmaz'ı nerde hangi şartlar altında gördüysek görelim iki elimiz kanda da olsa mutlaka gülmeliyiz." örgütünün de sinema salonunda olduğunu farkediyorum. Cem Yılmaz'ın -bak filmi izlemeyip hala okumaya devam ediyorsan büyük pişmanlık yaşayacaksın, vakit varken okumayı bırak- öldürüldüğü sahne bile, ki kendisi filmin yaklaşık yarısına tekabül ediyor, hahahhihi sesleri arasında geçiyor. Ölüm sahnesinin bu kadar uzun sürmesine ise yine arkamdan yorum geliyor;"Ahahaha ölemedi bi türlü yavşak." Dönüp "Bu sinematografik yorumunla beni gerçekten tahrik ettin." demek istedi yine aynı deli gönül, demedi, diyemedi yine deli gönül.

Filmin çıkış noktası "Bakış açını değiştir" lafı. Kızı kimin öldürdüğünü bulamıyorlar. İtirafçı olarak buldukları kişi de öldürüldü. Ellerinde hiçbir kanıt yok. Bu sefer başka açıdan bakmaya çalışıyorlar. Şener Şen, holding patronunun evine tekrar gidiyor. Patronun kızı da evde solunum yetmezliğinden tedavi görüyor. Şener Şen kızın doktoruyla tesadüfen karşılaşıp doktor ağzından kaçırmasa hayatta aklına gelmeyecek bir detayı farkediyor.

(sohbet kızın sağlık durumuyla alakalı son derece normal seyrinde giderken)
Doktor: Kan aldılar fabrikada çalışan işçilerden, burdakilerden.
Şener Şen: Kan mı? Neden?
Doktor: Bilmiyorum, benden önceki doktor almış.

Şener Şen de hemen eski doktora gidiyor tabii. Bakış açısının değişmesine dair ibret verici, ilham dağıtıcı, mind-blowing bir sahne gerçekten de.

Sonradan öğreniliyor ki patron kendi kızına böbreğini vermesi için öldürülen kızla düzmece bir evlilik yapmış. Daha sonra ise hileyle hurdayla kızın böbreğini aldıktan sonra bakmış kız hala cıngar çıkarıyor, başında kasap misali bıçakla belirmiş ve olaylar gelişmiş.

Filmin sonları Şener Şen ve Çetin Tekindor'un kızın öldürüldüğü ormanın içinde yürüyüşleriyle geçiyor. Şener Şen, Çetin Tekindor'un kızı öldürdüğüne dair kanıtları bir sohbet havasında ona sunuyor. Bir ara sohbet o kadar koyulaşıyor ki Çetin Tekindor'un Şener Şen'in sırtına vurup "Kanka iyi bulmuşun valla ha, helal olsun senden korkulur xD" demesini bekliyorum.

Neyse ki aklıma gelen başıma gelmiyor ve Şener Şen, patronu vicdanıyla başbaşa bırakıyor. "Allahından bul pezevenk!" diyerek onu ormanda bırakıyor. Ormandan çıkıp ekibin çömez elemanının yanına giderken ormandan bir patlama sesi geliyor. Bir bedduanın gerçekleşme rekorunu görüyoruz burda. Şener Şen ile çömez ormandan ayrılırlerken film bitiyor.

Yazıda geçen anlamı bilinmeyen kelimeler:

Arka sıralardan bir ses: Sinemaya tesadüfen gelmiş mısıryiyici.
Çömez: Film boyunca kendisine "Sen burda bekle." denilen ibiş.

02:13

İsmael

Kim: rectoa |


"Beraber blog açak mı la?"

Her şey onun bu cümlesiyle başlamıştı. O zamanlar ayrı bloglarımız vardı. Güçlerimizi birleştirmenin zamanının geldiğini ilk dile getiren İsmael olmuştu. Malın Gözü koyduk blogun adını.

O zamandan bugüne çok değişti blog. İsmael ile el bebek gül bebek büyüttük blogu. Zaten birbirimizi önceden de tanıyorduk. Beraberken de çok eğlenirdik. Yazarken de eğlenelim dedik. Biz çok eğlendik yazdıklarımızla. Herkesi de eğlencemize ortak edelim dedik.

Fakat her şey değişiyor. Gidenler oluyor.

İsmael bloga tamamen veda ediyor. Artık sadece Rectoa kalıyor.

2 senedir blogun yazarı olan İsmael'e bir veda töreni düzenlemek isterdim fakat aceleye geldi. Malın Gözü'ne çok emeği geçti. Okurları kah güldürdü kah eğlendirdi.

Ayrıca bloga veda etmekle kalmıyor, bir de asker oluyor bu pazar kendisi. Orda, ben Malın Gözü'nden İsmael'im de, askerliğin kebap geçer dedim. Bi deneyecek bakalım. Hayırlı tezkereler olsun.

Verdiğin tüm emekler için teşekkürler İsmael. Nickin blogun dehlizlerinde yaşayacak hep. Şu kış günü daha da üşüttün beni reyiz.

Ve son olarak;

See you in another life brada!

10:41

Tarihte Bugün

Kim: rectoa |


9 Aralık 1948: Bir cenazede ilk defa "Eee ne kadar paran pulun da olsa sonunda geleceğin yer burası." diyerek hayat dersi verildi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Z.A. , o gün caminin önünden tesadüf eseri geçtiğini, ölen kişinin kim olduğunu çevredekilere sorarak öğrendiğini söyledi ve şunları ekledi:"Valla yavrum baktım herkes sus pus olmuş, cenazenin kaldırılmasını bekliyor. Bir kişi de çıkıp dünya malının önemsizliğine dair kallavi bir laf etmemiş. Ortamdaki tek yaşlı da benim, e daha ne duruyorsun dedim kendi kendime. Tam vaktidir dedim ve söyledim söyleyeceğimi."

Halkı aydınlatma çabaları Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından da farkedilen Z.A., uzun yıllar camii bahçelerinde görev yaptıktan sonra 1962 yılında hayata gözlerini yumdu.

01:08

Paragrafsız

Kim: rectoa |


Mevsimler geçerken havalar soğurken çok istedim kar altında gökyüzüne bakmayı. Bakarken de bir şeyler görmeyi. Zaten gökyüzü maviyken herkes bir şeyler görürken kar altında herkes başını önüne eğmişken bir şeyler görebilmekte marifet. Uçmayı hayal olarak gören insanlar varken ne kadar anlatabilirsin ki uçmak istediğini onlara. Ayakları sağlam bassın isterler yere. Bilmezler ki asıl macera göklerde. Gelmişin geçmişin boğabilir seni bir anda. Şu ana bakarsan anlarsın her şeyi aslında. Geçmişin içi boş su şişesi, geleceğin içi dolu su şişesi. Şu anda içip bitirsene artık şu şişeyi. Sitayiş kelimesinin övgü anlamına geldiğini öğrendiğimden beri sitayiş beklemez oldum hayattan. Böylesine kibirli bir kelime için çok da uğraşmamak gerekmiş zaten. Mütevaziliğin diplerinde daha güzelmiş hayat. Ama ne bilsin bunu Kaf dağındaki saltanat. Kafiyelerle bir yere varmaya çalışıyor sanma beni. Oku işte, ben bile bilmiyorum cümlelerin gideceği yerleri. Okumak demişken hiç bir insan gözünü okumaya çalıştın mı sen? Yoksa hiç sallamadın, geçip gittin mi o anlamların dibinden? Hep de başkalarını seyrettin. Hiç olmadın başrolünde kendi filminin. Oysa görecektin içindeki cevheri. Ne ara kaçtı gitti o yaz günleri. Bak geldi işte ebenin kış günleri. Bekle de gelsin şimdi tekrar o sıcak yaz günleri. Uyurken üzerini örten birisini istersin hayatta. Büyüdükçe o kişiyi bulamazsın etrafında. Uyanıp kendi üstünü örtersin kendine acırcasına. Hayat dediğin şey kendine yetmektir unutma. Yaşadığın her deneyimden öğrendiklerin var hatırla. Sen iyi ol, sen adam ol, ulaşırsın belki arş-ı ala'ya. Burda sakın ahkam kestiğimi sanma. Seninle aynı yoldayız, seninle biriz, en sonunda anlayacak olsan da.

01:37

Tarihte Bugün

Kim: rectoa |


7 Aralık 2005: Feysbuk'ta profil fotoğrafı değiştirilerek ilk dikkat çekme eylemi gerçekleştirildi.

Dafi Dak isimli vatandaş, şimdi hatırlayamadığı bir sebepten profil fotoğrafını o protesto ettiği şeyle alakalı bir şey olarak seçmişti. Bunu gören arkadaş listesi ise o şeye dikkat çekmek için kendi profil fotoğraflarını da değiştirdi. Ondan ona, ondan ona derken bu protesto, bu dikkat çekme eylemi bütün yurttaki feysbuk kullanıcıları arasında yayıldı. Binlerce kişi, o dikkat çektikleri ama bugün hatırlayamadıkları şeyi birkaç gün profil fotoğraflarında kullandıktan sonra tekrar yukardan çekilmiş fotoğraflarına dönüş yaptılar.

Bu akımın öncüsü Dafi Dak'a yıllar sonra duyguları sorulduğunda ise şu acı cümleler çıktı ağzından; "Olm gerçekten hatırlamıyorum lan."

00:44

Bir Mail ve Anlattıkları

Kim: rectoa |


Merhaba, herşeyi seninle nasıl, i e-posta gördüm seni faiz almak. birbirimizi daha iyi tanımak için Yani benim kimlik üzerinden bana geri alabilirsiniz Eğer gerçekten seninle açıklamayı bir şey çok önemli olması better.Beside bilmek isterseniz, ben, çok mutlu olacak ve ben de vermek Bana ok hakkında benim resimler ve aynı zamanda size daha fazla bilgi başarı

Yukardaki cümleler bana mail yoluyla geldi. Ben işin içinden çıkamadım bir de buraya yazıp cümle cümle anlamaya çalışayım dedim. Bu kutsal çabamda bana yardımcı olursanız gerçekten sevinirim. Tamam gerçekten sevinmeyebilirim ama en azından sırıtırım.

herşeyi seninle nasıl, i e-posta gördüm seni faiz almak: Sanırım burda "Senin her şeyinle faiz aldığını e-postanda gördüm." demek istiyor. Ben öyle anladım. Fakat her şeyimle nasıl faiz alacağıma dair mantıklı bir açıklama geiremedim.

birbirimizi daha iyi tanımak için Yani benim kimlik üzerinden bana geri alabilirsiniz: Burda da kimlik, daha iyi tanımak falan dediği için bana yazışa geçtiğini farz ettim. "Birbirimizi daha iyi tanımak için kimliklerimizi birbirimize göstererek daha iyi tanışabiliriz." gibi bir anlam çıkardım. Kimlik gösterme yoluyla tanışma teklif ediyor. Tekin değil bence.

Eğer gerçekten seninle açıklamayı bir şey çok önemli olması better: "Sana açıklayacağım çok önemli şeyler var." diyor. Sondaki better'ı anlayamadım. Çikolata markası sanırım. "Gelirken better almayı unutma." demiş olabilir. Bence ilk mail için kötü bir başlangıç. Çok pahalı değilse kendin al. Hayret bişey.

Beside bilmek isterseniz, ben, çok mutlu olacak ve ben de vermek: Beside sanırım kardeşinin ismi. "Beside'yi tanımak isterseniz o da çok mutlu olacak." demiş. "Ben de vermek" kısmında ise afalladım desem yalan olmaz. Hem Beside'yi çağırıcam hem de vermek diyor kendisi. Çok afedersin insanlar artık çok geniş. Nasıl bir ailede yetişmiş bilemiyorum ama Beside'ye acıyorum ben.

Bana ok hakkında benim resimler ve aynı zamanda size daha fazla bilgi: Burda alakayı kuramadım ama okçulukla ilgileniyor sanırım. Okla alakalı resimler istemiş. Bir de kendi resimlerini yollayacakmış. "Onlar fotoğraf, resim değil!!" diyerek çirkinleşmeyi planlıyorum bu kısımda da.

başarı: Sanırsam ismi bu.

İşte bana da böyle garip gurabe mailler geliyor. Bak nasıl mesai harcadım şuncacık şeye. Ne bileyim bu kadar sürede daha yararlı işler yapardım ben. Mesela...

Bulamadım şimdi bişey ama vardır kesin bişeyler.





KLOZETTE KAKASI SUYA DÜŞÜNCE KIÇINA SU SIÇRAYANLAR (23 üye): Uzun süredir yapmıyorum ya bu bölümü, döner dönmez nasıl gudikliklerle karşılarız rectoa'yı diye bütün gruplar sıraya dizilmiş. Böyle insanlar arıyorlar. Bu kadar kalifiye eleman bulabileceklerini zannetmiyorum. Günümüzde kakasını yaparken kıçına su sıçrayacak yiğitlikte bir adam bulurlarsa alınlarından öperim. Bide açıklama yapmışlar:"Sifonu çekmeden evvel.." Erkek adaylar için askerliğini tamamlamış der gibi yani.

Anti-Mason, Anti-Rihanna (3.342 üye): Bu grup hakkında yapabileceğim yorumlar, grup açıklamasının yanında o kadar sönük kalacaktı ki sadece açıklamayı yayınlamaya karar verdim ben de: "Kliplerinde masonik ifadeleri bolca kullanan,iblis adına çalıştığını ve ona taptığını söyleyen,Beyonce,Britney, Xtina, Lady GaGa gibi simge olmuş sanatçıları özenerek bir şey olduğunu zanneden,kedi sesli,selülitli,dans edemeyen,hem makyajlı hem makyajsız bir halta benzemeyen,ufaklık,hiçbir seksiliği olmayan,k.ltak olan,dünyalar yakışıklısı başarılı sevgilisi Chris Brown'u aldatarak ondan güzel bir dayak yiyen.RIHANNA adına açılan ANTI-RIHANNA sayfasıdır.Lütfen arkadaşlarınıza önerin.Daha da büyümeliyiz.Tüm Breezy takımını bekliyoruz.Ayrıca diğer sanatçıların fanlarını da.Yeterki apt.l Rihanna fanı olmasın.Onun haricinde herkesin katılmasını istiyoruz."

malatya'ya genel ev açılsın istiyenler... (20 üye): Sebep olarak da insanların eşek veya tavuklara atlamasını örnek gösteriyorlar. İnsanları hayvanlarla seviştirmeye iten sebepleri araştırıp o hayvanlarla romantik dakikalar geçiren danaları incelemek yerine genel ev açılsın istiyorlar. Ya da yediği tavukların daha önceden sevişilmiş olup olmadığından emin olmak isteyen biri açmış galiba lan bu grubu. Açıklamaya bak:"(Tüm tavuk döner,pilav üstü tavuk,tavuk gögsü,kanat,but gibi tavuk mahamüllerini sevenler ve tüketenler tavuklarımıza sahip çıkalım...)"

ALLAH KESİN VAR (17.756 ÜYE): "Şerefsizim var lan niye inanmıyosunuz olm!" diye devam edecek sandım açıklamasında ama neyse ki yok öyle bir cümle. Aslında grup bilinen dini gruplardan biri, yani garip gurabe bişey yok. İsmi ilginç geldi, ondan şaapiyim dedim. Neyse alttaki gruba geç sen.

İZMİR DE EVİNE ERKEK ATMAK İSTEYENLER (140 üye): Bu grup da İzmirli cevval delikanlıların iletişim adreslerini verip "hijyenik" partnerlerle sevişme isteklerini belirttikleri bir yer. Şöyle bişey var mesela;"Selam izmirden full pasifim, ilgilenenler mesaj atabilir." Full Pasif diye nick alasım geldi bi yerlerden. Ya da Komple Aktif falan, bilemiyorum kafam karışık.

K@RT@L-N€T İNT€RN€T C@F€NİN YAKIŞIKLISINI S€CİYORUZ. (172 üye): Sanırım 24 saat bir internet kafeye kapatılan gençlerin can sıkıntısından aralarında uydurdukları bir yarışma çeşidi. Kafe Yakışıklısı seçmek için nasıl bir kafa lazım, ne içmek lazım bilmiyorum ama ben de istiyorum.

Yozgat Punk Hareketi "Anadolu'da Anarşi" (50 üye): Yozgat'tan ayaklanıyorlar. Onlar Punkseverler. Anarşikler. Herkeslere örnek olacak nitelikte dev bir adım. Yozgat'ı bir punk başkenti olarak seçtiklerini söylüyorlar. Grubun duvarında paylaşılan bir haberle ciddi duruşlarının ne kadar da sağlam olduğunu göstermek istiyorum:"Yozgat'ta kurban olmayı reddeden koç, yakalanarak idam edilmiştir. Diğer koyunların bilgisi olsun."

"Şuan" yazanlara uyuz olan en azından listemi bulabilirim (12 kişi): İşte beni can evimden vuran, tam da derdime derman olmaya çalışan bir grup. "Şuan" yazılmasına ne kadar karşı olduğumu, bu uğurda çocuğumu kesebileceğimi belirtmiştim. İşte böyle duyarlı gruplara katılım ne yazık ki günümüz Türkiye'sinde çok çok az. Yazık.

HaYat BoŞ SaLLa CoŞŞ xD (25.311 üye): Bu grubun profil resminde gökyüzünü komple kaplamış bir Türk bayrağı altında silahıyla duran bir asker olması beni endişeden endişeye gark ediyor. Bu bildiğin abidik gubidik paylaşımlar mekanı, farklı pek bir şey yok. Neyse hayat boş sonuçta. Ben sallayıp coşayım biraz.

Mınakoyim (852 üye): Bir tepki olarak doğmuş. Ha neye tepki, onlar da bilmiyor. Toplaşmışlar 852 kişi, ona küfür buna küfür. Gerçi deşarj olmak için uygun olabilir lan. Dene istersen. Gidersen rectoa yolladı deme.

01:03

Tarihte Bugün

Kim: rectoa |


2 Aralık 1505: Tarihteki ilk adres sorma vakası yaşandı.

Bir adam, davetli olduğu ev partisinin yerini bilmediği için bir bakkala girip sormaya karar verdi. Bakkal ise adamın sorduğu adresi öylesine detaylarla anlattı ki, adamı önce Hindistan'a, ordan Baharat Yolu'na, ardından o dönemin Osmanlı kıyılarına, Kanarya adalarına, Brezilya'ya, Büyük Okyanus'a yollayayım derken neredeyse tüm dünyayı dolaştırdı. İşin içinde bir gariplik olduğunu sezen adam hem bakkala küfürler yağdırıyor hem de sorgusuz sualsiz bakkalın tarifleriyle ev partisinden fersah fersah uzaklaşıyordu. "Şimdiye kustuydum bile!" diyerek partiden ne anladığını alayımıza gösteren adam sonunda sıkılıp evine döndü.

O adamın adı Macellan'dı.



DUYURURUM:

Gençler ve Malın Gözleri! Ordan Oraya-100'e geldik dayandık. Ordan Oraya- 100'de tam 100 tane madde olacak. Sen de "Benim de tuzum olsun." dersen, nickinle beraber Ordan Oraya maddeni rectoa@gmail.com adresine meylet. Ordan Oraya- 100'de senin de bir madden yayınlansın, annenlere, Zonguldak'taki halanlara selam yolla!

Subscribe