- Merhaba alayını kucakladıklarım.
- Bu memlekette birilerini kucaklamak tüm yaptıklarını affettiriyor, onu anladım şu genç yaşımda.
- Kucak kelimesi de söylendikçe anlamını yitiren kelimelerden biri. Kucak dediğinde ilk anda bildiğin sarılmayı anlıyorsun fakat tekrarladıkça bir otomobil markası gibi, bir çikolata ismi gibi bir şey oluyor. Nasıl oluyor da oluyor işte o noktada bu iş için görevlendirdiğim 36 kişilik Malın Gözü ekibi devreye giriyor.
- Balkon Konuşması deyince de böyle saksılı, iki sandalye bir masalı bir balkon hayal ediyordum. Bildiğin teras çıktı.
- Neyse seçim muhabbetini bırakayım, zaten tarzım değil. Konuşulsa da fayda yok.
- Sen o kadar dünya semalarında ufo dolaş. Yeri gel kabile halinde dolaşın. Ulan biri de diğerine yanlışlıkla bir çarpsın, ne bileyim en azından sürtünsün, arıza çıksın dünyaya mecburi iniş yapmak zorunda kalsınlar. Nasıl ultrasüpersonik teknolojiyse bir buji bile meme yapmaz mı lan. Ya da uzun yolculuktan geliyorlar muhtemelen, ceketi arka koltuğa asmak için falan da mı duraklamıyor bu ibişler? Nasıl ot gibi bir yaşam ya, kusursuzluk da sıkıcı lan.
- Benim bir arkadaşım vardı, halay çekerken halaybaşılığı kimseye kaptırmazdı. Başlardı halaya, elinde mendiliyle, tey tey diyerek. Sonradan halaya dahil olup bir de halaybaşı mevkisine ulaşmak isteyen insanları başarılı bir şekilde savuştururdu. Adeta "Ben halaybaşlığa kolay gelmedim olm." der gibi bir yüz ifadesi olurdu. O derece ciddiye alırdı işini. Sonra bir ara ortadan kayboldu. Ara sıra bilgiler geliyor işte, halaybaşlığını yaptığı bir halay en son Dalca köyü Obruklar mevkiinde görülmüş. İyice kontrolden çıkmış belli ki.
- Bardağın dolu tarafının da ne ekmeği yendi arkadaş. Böyle bildiğin popüler oldu bardağın dolu tarafı. Kendi halinde yaşarken her tartışmanın odak noktası oldu. Biri de demedi ki hafız ben bunu içerim. Su lan bu. Neyi tartışıyonuz.
- Yüzeysellikte sınır tanımayışım beni bazen endişelendiriyor. Şaka lan şaka, ne endişelendirecek. Bildiğin hoşuma gidiyor.
- Çok afedersin ama bana sorsalar ki bildiğin bir işkence yöntemi var mı deyu, derim ki Fransız filmi.
- Geçen gün sinemaya gittik, bilet alacağız. Para alışverişi yaparken kasadaki kız dedi ki;"2 elliniz var mı?" Ulan bi garip geldi, niye 1 lira istemiyo ki dedim kendi kendime. Neyse açtım cüzdanı, 1 lira da var, iki ellilik de var. Çıkardım iki ellilik verdim. Kız şaşırdı, "2,50 lik demiştim." dedi. Meğer 2 buçuk lira istemiş. Ha dedim ben de siz öyle söyleyince dedim öteki türlü anladım dedim. Gülmeye başladı, dedim ağzına çarptırma, açık konuş, ibiş konumuna düşürme beni dedim. Bi ağlamaya başladı falan, çektim aldım bileti elinden. Nereye kadar doğru bu anlattıklarım bilemiyorum.
- "Böyle bir dünyaya soluk getirmek istemiyorum." Off güzel oldu lan.
- Gerçi kelimesi hep eksik kalmış, hep yarım bırakılmışcasına.
saçların beyazına mı sakladın alevini
yoksa güneş sende mi batıyor geceleri
yoksa güneş sende mi batıyor geceleri



2 yorumsal:
finaller ve seçim sonuçları sayesinde şiddetli elem ve kederlere gark olmuşken -gark çok tatlı bi kelime değil mi gurk gibi ya da öyle bir şey :)- yeni bir ordan oraya görmenin verdiği coşku nasıl bir şeydir! evettt..bu cümleyi hazmetmem lazım..
ben de her ordan oraya'da neş'e dolar, gökkuşağı kusarım adeta.gark ise esasen "- gark git lan!" şeklinde kullanılır. fakat halk arasında anlamı değişmiştir.
Yorum Gönder