- Sondan üçüncü bu.
- Sıcaklar da nasıl da bir anda böyle diiymi diiymi?
- Feysbuk adını verdiğim oluşumun da sürekli beni rahatsız edip "Hafız iki dakkanı alıcam, şu çeviri doğru mu?" diye kapımda köle olması son zamanlarda yadırgadığım bir şey. Yani bana gelene kadar milyonlarca kullanıcın var, niye illa ki ben? Tamam o kadar kişinin arasında bir yıldız gibi parlıyor olabilirim ama benim de bir yaşantım var yani. Birtakım şeyleri de bensiz yapmayı öğrenmeliler artık. Na burama kadar geldi yahu.
- Geçen oturuyoruz bir çay bahçesinde. Dışarısı da görünüyor. Bi bağırışlar falan geldi, önce dikkat etmedim de sonradan anladım. Bir aile çantasını mı ne düşürmüş. Bir kız iki erkek ise arkalarından "Bakar mısınız, bu sizin mi?" diye gerçek anlamıyla böğürüyorlar. Aile zerre duymuyor, onlar duymadıkça bunlar daha da zorluyorlar sınırları. Ama tek adım atmışlıkları yok. Neyse kız olan sonra dayanamadı, peşlerinden gitti. En şirret sesiyle "Bakar mısınız!!!" diye bir bağırdı. Aile o sesi duydu nihayetinde. Ki duymasalardı o kız o aileyi gerçek anlamıyla yerdi. Bu sizin mi deyip verdi. Bir de fırçasını da çekti;"İki saattir bağırıyoruz ama arkanızdan!" dedi ve gitti. Aile de napsın, apışıp kaldı. Ulan iyilik yapacak, ağızlarına sıçtı. Aileye üzüldüm ben de, bizim eve davet ettim, iki kase çorba içirdim, yolladım bunları.
- Yukardaki anıda iki kere gerçek anlamıyla demişim. Bildiğin üzre bir gerçek anlam bir de mecaz anlam var. Benim anlattıklarım hep mecaz anlama dayalı. Ama düşünsene bir de gerçek anlamıyla yaşamışım her şeyi. Misal o kız ve erkekler hakkaten böğürmüşler, kız o aileyi ciddi ciddi yemiş falan. Nasıl vahşet lan bu? Allahtan mecaz anlam diye bir şey var ha. Yoksa ülkenin çivisi çıkardı.
- Çay bahçesi bir yere kadar da aile çay bahçesi olunca iyice delleniyorum. Aileçay nedir olm? Neyin bağı neyin bahçesi? Nasıl bir tezgah dönüyor?
- İnsanın zoruna gitmek de fena olmayabilir.
- Yukardaki cümleyi neden yazdığıma dair inan hiçbir fikrim yok.
- Bazı yavaş insanlar var. Otobüste durakta kapı açıldığı zaman yaklaşık 2 senede inen, atm'lerde arkasında ne kadar kuyruk olursa olsun takribi 15 yılda işini bitiren insanlar. Bunları gördükçe içimdeki sabırsız lavuk daha da coşuyor, sövesim geliyor. Ama bir yandan da o insanları kıskanıyorum. Aşmış gibi geliyorlar. Böyle hayatın sırrını çözmüş, yemiş bitirmiş. Yani o otobüsten erken inse ne olur, atm'de işini çabucak bitirse ne olur. Hayatın anlamını bulmuş lan herif.
- Balkanlardan soğuk hava dalgası geliyor habire. Balkanlara acıyorum ben de. Yazık lan diyorum, soğuk hava dalgası bunlardan hiç gitmiyor diyorum. Hadi bize arada sırada geliyor da bunlarda hep bir soğukluk diyorum. Gerçi suç biraz da onlarda diyorum, ya o dalgayı ordan çıkarmanın yolunu ara, ya da ülkeyi başka yere taşı diyorum. Lan bu balkanlarda da hiç pratiklik yok ha diyorum. Sonra konuyu kapatıyorum.
- Sevgiliyi eve bırakmak da candır ha. Sevgiliyi eve bırakmak başkadır. Hoştur sevgiliyi eve bırakmak.
- Ben böyle marketlerde kasaya gelince poşetlere çok hüzünlü bakıyorum lan sonradan fark ettim. Hani birazdan girişeceğim o yoğun mücadelenin farkındaymış gibi. O poşeti açmak için sarfedeceğim eforun bilincindeymiş, yaşam enerjimin anında çekileceğini biliyormuş gibi. O yüzden marketteki vaktimi çok eğlenceli geçirmeye çalışırım ki kasaya geldiğimde keşkelerim olmasın, dolu dolu yaşadım diyebileyim.
- Haydi öptüm gıdıdan.
ben nerede bir çift göz gördümse
tuttum onu güzelce sana tamamladım
sen binlerce yaşıyasın diye yaptım bunu
bir bunun için yaptım
tuttum onu güzelce sana tamamladım
sen binlerce yaşıyasın diye yaptım bunu
bir bunun için yaptım



6 yorumsal:
sevgiliyle yemek için gidilen mekanlarda girişte bazı çalışanların ''buyrun,yukarıda aile salonumuz da mevcut'' demesi...''imzasız sevişiyoruz abi biz'' desen adam hüzünlenecek,''abi şu aile mevzusunu bir masaya yatırsak'' desen ''müşteri pilav üstü kuru bekliyor diyecek''...öküzü öylece oturtuyor insanın böğrüne böğrüne bu abiler.
buyukannem derdi "su balkanlardan da hayirli birsey gelmiyor hep soguk hava dalgasi hep soguk hava dalgasi" diye :D
Balkanlar ne kadar mahzunsa yer yer akışkan olan ana arterler de bir o kadar sinsidir nazarımda.
kültablası; o çalışanların "sizi en kısa zamanda nikah masasında da görmek isteriz." deme çeşidi.
A-H; doğru demiş bence.
korhan; ana arterler gibi göz ardı edilmiş bir konuya değindiğin için şükranlarımı sunmak isterim akışkan şekilde.
Bunun sonu spontan şekilde öpüşmeye de varabilir ama.
ama önce bi sessiz bakışma olsun öncesinde. direkt yumulmaya toplum hazır değil henüz.
Yorum Gönder