askere gitmeden önce verdiğim son pozAskere gideceğim ben. Çok ısrar ettiler. Sensiz buralar çekilir dert değil, gel gayrı dediler. Gelmem diyemedim. Madem hayatım şu an uzay boşluğunda amaçsızca dönüp duran dünya misali, o zaman geleyim de yarenlik edeyim dedim.
Ama askerlik kısalırsa karışmam dedim. Ocak diye plan yaparken kasımda falan aranızdan ayrılırım, zorunuza gitmesin dedim. Planlarım var dedim. Askerden dönüşte yeni blog açacağım dedim. Daha geçenlerde uzun ve yorucu bir blogdan yeni çıktım, zamana ihtiyacım var dedim. İkimiz de birbirimizi yıpratmaya başlamıştık dedim.
Askere gideceğim ben. "Askere gitmek" de saçma biliyorum. Necmi diye bir asker var, ona gideceğim der gibi. Ki benim Necmi'yle falan işim olmaz. Gidersem Loana'ya giderim. Fakat onun da asker olma ihtimali yok. Hop yine Necmi'ye kaldık.
Uzun zaman yazmamak bende ciddi sorunlara yol açıyor. Yani bir doktor olsam kendime bu teşhisi koyardım. Ciddi sorunlardan kastım titreme nöbetleri, ahaha ben bunu yazayım bloga deyip acı gerçeği hatırlama kaynaklı aşil tendonu zedelenmesi, ordan oraya patlatayım derken bu fikrin götümde patlaması gibi tıpta nadir görülen şeyler.
Dediğim gibi askere gideceğim. Dün askerlik sınavına girdim. Bu sene tübitak hazırlamış soruları. Çok zordu. Ve sıcaktı. Sorular sıcak değildi, hava sıcaktı. Soruların sıcak olma ihtimalini bir an bile olsa düşünebildiğine inanamıyorum.
Komutanlar falan hep güleryüzlüydü. Bilmiyorum belki de ilk günden askerlikten soğutmak istemediler. Ki isteseler de başaramazlardı soğutmayı. Çünkü çok sıcaktı.
Günler öncesinden bu sınavda çıkacak soruları araştırdım her yerde. Ama giren kimse, tek bir soru bile yazmamıştı. Neden bu sınava dair hiçbir soru göremiyordum? Gizlenen neydi? Bu soruların cevabını sınavda buldum. Soruları kimse okumuyordu. Ondan sonra eğitim sistemimiz niye berbat.
Fakat sınav gününde yepyeni bir işkence yöntemiyle karşılaştık: Beklemek. Ama hastanede doktor, durakta otobüs, kafede sevgili beklemek gibi değil. Beklemenin en hardcore versiyonu. Yaşamayan anlayamaz. Yani bir gün birisine beddua edecek olursam "Bekleyesin!" derim. Karşımdaki önce bir afallar, sonra kahkaha atar, sonra belki taş falan atar ama bir süre sonra anlar ne demek istediğimi. Rectoa der, haklıymış der. Ben onun her yerini öpmek istiyorum der. Yazarken bile bir garip oldum.
Sınav ve diğer belge işlemleri bittiğinde sınav sonuçlarının açıklanma vaktini beklemeye başladım. Hala bekliyorum. Çünkü açıklanmadı. Mantıklı dimi? Bence de.
Umarım sınav sonuçlarına şifre falan karışmaz. Adil bir sonuçla karşılaşırız.
Sonra bir de saç kestirme işi var. Askerlik değil de beni en çok o gerdi. Adana'da sınava girdiğim yerdeki komutanlara "Benim saçı kesmesem, yanımda jöle, wax falan da götürsem bişey olur mu?" dedim. Önce aralarında fısır fısır konuştular. Sonra bana dönüp "sıraya geç" dediler. Sanırım müsaade vardı.
Emir verir tarzda konuşmalara ise hazır olmam gerekiyor sanırım. Yoksa refleks olarak "Rica edin yapiyim, noluyo öyle bağırmak falan!!" diyerek hem kendimi hem de beni sevenleri üzebilirim.
Bir de bu dönemlerde askere gidip gelenler tarafından bol bol öğüt alınıyor. "Ayağın kaç numara olursa olsun botunu iki numara büyük al." da bunlardan biri. İyi de bot alacağımı nerden biliyorsun? Ağustos sıcağında bot giyecek kadar delirmedim olm. Şıpıdık şıpıdık terliklerle efendi gibi yaparım askerliğimi. Parmak arası.
Casio saat al dediler. O saat kasıyo hacım dedim. Ehehe. Ben askerde çok dayak yerim lan galiba.
Orda her şeyi çok özleyeceksin dediler. En ufak şeyin bile değerini anlayacaksın dediler. Biri ziyaretine gelince bayram edeceksin dediler. Bişey diyemedim.
Sorun şu ki ben yazmadan duramıyorum. Yazmalıyım. Yazmayınca içimde patlıyor ve hoş bir görüntü olmuyor.
Askerden(Necmi'den) dönünce yeni blog açarım. Malın Gözü'nün miladı doldu çünkü. Milat kelimesini uzun zaman sonra cümlede kullandım bu arada. Onu kullanınca daha afili görünüyor her şey. Afili de iyi mesela. Ama bir milat değil.
Bir gün görüşürüz.
"miadı dolmak"mış o bide. askere gitmeden öğrendiğim iyi oldu.
Ama askerlik kısalırsa karışmam dedim. Ocak diye plan yaparken kasımda falan aranızdan ayrılırım, zorunuza gitmesin dedim. Planlarım var dedim. Askerden dönüşte yeni blog açacağım dedim. Daha geçenlerde uzun ve yorucu bir blogdan yeni çıktım, zamana ihtiyacım var dedim. İkimiz de birbirimizi yıpratmaya başlamıştık dedim.
Askere gideceğim ben. "Askere gitmek" de saçma biliyorum. Necmi diye bir asker var, ona gideceğim der gibi. Ki benim Necmi'yle falan işim olmaz. Gidersem Loana'ya giderim. Fakat onun da asker olma ihtimali yok. Hop yine Necmi'ye kaldık.
Uzun zaman yazmamak bende ciddi sorunlara yol açıyor. Yani bir doktor olsam kendime bu teşhisi koyardım. Ciddi sorunlardan kastım titreme nöbetleri, ahaha ben bunu yazayım bloga deyip acı gerçeği hatırlama kaynaklı aşil tendonu zedelenmesi, ordan oraya patlatayım derken bu fikrin götümde patlaması gibi tıpta nadir görülen şeyler.
Dediğim gibi askere gideceğim. Dün askerlik sınavına girdim. Bu sene tübitak hazırlamış soruları. Çok zordu. Ve sıcaktı. Sorular sıcak değildi, hava sıcaktı. Soruların sıcak olma ihtimalini bir an bile olsa düşünebildiğine inanamıyorum.
Komutanlar falan hep güleryüzlüydü. Bilmiyorum belki de ilk günden askerlikten soğutmak istemediler. Ki isteseler de başaramazlardı soğutmayı. Çünkü çok sıcaktı.
Günler öncesinden bu sınavda çıkacak soruları araştırdım her yerde. Ama giren kimse, tek bir soru bile yazmamıştı. Neden bu sınava dair hiçbir soru göremiyordum? Gizlenen neydi? Bu soruların cevabını sınavda buldum. Soruları kimse okumuyordu. Ondan sonra eğitim sistemimiz niye berbat.
Fakat sınav gününde yepyeni bir işkence yöntemiyle karşılaştık: Beklemek. Ama hastanede doktor, durakta otobüs, kafede sevgili beklemek gibi değil. Beklemenin en hardcore versiyonu. Yaşamayan anlayamaz. Yani bir gün birisine beddua edecek olursam "Bekleyesin!" derim. Karşımdaki önce bir afallar, sonra kahkaha atar, sonra belki taş falan atar ama bir süre sonra anlar ne demek istediğimi. Rectoa der, haklıymış der. Ben onun her yerini öpmek istiyorum der. Yazarken bile bir garip oldum.
Sınav ve diğer belge işlemleri bittiğinde sınav sonuçlarının açıklanma vaktini beklemeye başladım. Hala bekliyorum. Çünkü açıklanmadı. Mantıklı dimi? Bence de.
Umarım sınav sonuçlarına şifre falan karışmaz. Adil bir sonuçla karşılaşırız.
Sonra bir de saç kestirme işi var. Askerlik değil de beni en çok o gerdi. Adana'da sınava girdiğim yerdeki komutanlara "Benim saçı kesmesem, yanımda jöle, wax falan da götürsem bişey olur mu?" dedim. Önce aralarında fısır fısır konuştular. Sonra bana dönüp "sıraya geç" dediler. Sanırım müsaade vardı.
Emir verir tarzda konuşmalara ise hazır olmam gerekiyor sanırım. Yoksa refleks olarak "Rica edin yapiyim, noluyo öyle bağırmak falan!!" diyerek hem kendimi hem de beni sevenleri üzebilirim.
Bir de bu dönemlerde askere gidip gelenler tarafından bol bol öğüt alınıyor. "Ayağın kaç numara olursa olsun botunu iki numara büyük al." da bunlardan biri. İyi de bot alacağımı nerden biliyorsun? Ağustos sıcağında bot giyecek kadar delirmedim olm. Şıpıdık şıpıdık terliklerle efendi gibi yaparım askerliğimi. Parmak arası.
Casio saat al dediler. O saat kasıyo hacım dedim. Ehehe. Ben askerde çok dayak yerim lan galiba.
Orda her şeyi çok özleyeceksin dediler. En ufak şeyin bile değerini anlayacaksın dediler. Biri ziyaretine gelince bayram edeceksin dediler. Bişey diyemedim.
Sorun şu ki ben yazmadan duramıyorum. Yazmalıyım. Yazmayınca içimde patlıyor ve hoş bir görüntü olmuyor.
Askerden(Necmi'den) dönünce yeni blog açarım. Malın Gözü'nün miladı doldu çünkü. Milat kelimesini uzun zaman sonra cümlede kullandım bu arada. Onu kullanınca daha afili görünüyor her şey. Afili de iyi mesela. Ama bir milat değil.
Bir gün görüşürüz.
"miadı dolmak"mış o bide. askere gitmeden öğrendiğim iyi oldu.


24 yorumsal:
kullanmışın ama yanlış kullanmışın. miladı dolmak değil miadı dolmak çünkü o. hıhhh. sen böyle bırakıp gidersen ben de açığını ararım :/
hayırlısıyla git gel inşallah..
Güle güle git, güle güle gel Rectoa ve fekat bizi yeni blogdan haberdar et mutlaka
rectoa dan yeni bi yazı! malın gözü veya değil, yaz ve okuyalım yeter.
sağ sağlim git sağ sağlim gel inşallah.. iftarı bekler gibi beklicez :D
hafızcım şimdiden hayırlı tezkereler dilerim, ayrıca littleiv'la dönüşümlü gitmeniz de çok hoşuma gitti, esprilerin tamamından eksik kalmıyoruz :D
hayırlı teskereler dilerim rectoa reis :)
sen git gel, biz bekleriz rectoa. (:
Hayırlı teskereler rectoa, sağ salim git sağ salim gel. Bu arada madem senin "milad" kelimeni düzeltemedim, içimde ukde kaldı (kıçımda patladı), yorumcularınkini düzelteyim bari: serpil: sağlim değil, salim yazılır :)
loananın babası askerlik yapmayan adama kız vermeyeceği için mi gidiyorsun yoksa? Hacoli bir erkeğin fani ömründe görebileceği en fantastik ortama gidiyorsun. fizik kuralları bile kışla içinde değişiyor o yüzden ruh sağlığını korumak için 6 aylık bir halüsinasyonun içinde olduğunu düşün.beklemek: en çok bu güldürdü beni müdür sen o andan dolayı beklediğini sandın ama emin ol beklemek çok daha derin anlamlı bişey ilerde öğrenirsin.
güle güle git güle gel.
''Sayılı gün çabuk geçer'' derler bakalım saymaya başladık şimdiden rectoa reyiz . Dikkat et kendine oralarda güle güle git güle güle gel
OHA YENİ YAZI !
diye atladım bloga.
Yazı yazmana sevindim, askere gidecek olmana ne diyeyim bilemedim -askere gidene ne denir bilemedim.- ama yeni bir blogtan da olsa tekrar yazacak olduğunu bilmek kadar güzeli yok be Rectoa ! (:
Sen yaz biz seni her yerden okuruz. (:
sağolunuz dostlar, varolunuz yoldaşlar.
günün birinde hep beraber gülüp adeta karnımızı tuta tuta kahkahalar atmaya devam edeceğiz.
askere gitmen, yeni bi blog açmaya karar vermen, bu blogu önce miladının sonra miadının doldugunu düşünüp sonlandırman, miladını dolgurmak deyiminin aslının miadını doldurmak olduğunu öğrenmen de senin miladın olsun o zaman. asker sonrası küllerinden doğarsın belki...
hadi kal sağlıcakla. hayırlı teskereler..:))
olm! amanın kim gelmiş! kim gidiomuş askere!!! vay! vala bila Kabuto dedi rectoa yazı yamış, yamadan duramıyormuş diye, bi heyecanlandım bi heyecanladım, dedim hüüüoop atlamak gerek! sivil hayat kıymetini bildi mi bilmiyorum ne hissediyorsun, bakalım askeri hayat bilecek mi? bilirler di mi? ama bak gözünü seveyim, sen çok fazla doğu mantık kuruyorsun, demek istediğim 'dümdüz' olandan (seviyoruz o ayrı), askerde yokmuş öle şeyler...aman bi şey derlerse 'hafız ama..' diye atlama gözünü seveyim...lakin kıymetlimizsin, kıyamayız..ben de böle çocuğunu askere gönderen ve askere gitmiş anne şeklinde bi şeyler karaladım, uzun oldu...ii bak kendine rectoa'cım..döndüğünde biz burda olacağız bebeeem...hadi görüşürük!
iyi ki yazmadan duramıyorsun iyi kii :D malın gözü veda edeli blogspota girmiyodum bile yeminle . Güle güle git güle güle gel güle güle yaz :)
ben uzaktan takipçisiyim de bu yazıların askerliği duyunca dayanamdım hadi 1 cümlede ben kurayım dedim ve lakin bir baksam ki burası aile gibi, kankalar gibi, daha dün akşam gece geç saatlere kadar oturmuş eğlenmişsiniz de , dağılınca sabah birer yorum atmışsınız gibi . Kendimi toplantıya en son gelen kimsenin tanımadığı bön bön bakılan yabancı gibi hisstim. En başta niyetlendiğim cümlemi de eklesem de çıksam inş. 'Rectoa hayırlı tezkerekeler olsun!, seni çok özlicez!' (te(z)mi te(s)mydi o?
şimdi askerdesin. biliyorum. bak kaç gün geçti şimdiden. şimdiden geçmiş olsun...
Güle güle git gel. Yeni blogundan da haberdar et bizi.
Şimdi sen beni bilmezsin. Eski blogumdan arasıra yorum bırakıyordum ama bu blogdan hiç bırakmadım. çoğu yazını yorum bırakmadan 'sinsi takipçi' modunda okudum.
O yüzden bi yere not al bak. Yeni blogundan da haberdar et
sevgiler
Hell yeah.
rectoa is back bitchez!
Hoşgeldin bebeyim, seni bekleyeceğiz.
Hayırlı tezkereler olsun.
Biriciğim;
Senden sonra blog okumadım ben. O kadar okumadım ki bu yazıyı bile yeni gördüm. Ha dersen ki "ulan ibiş okumayan adam hiç okumaz bunu nasıl gördün?" işte buna verecek cevabım yok sarmısaklı cacıktan sonra çiğnenen karanfilim. Sen yeni blogu açtığında bende yancı olmaya karar verdim şu an.Tekstil sektöründe de "ortacı" diye bişi var yazarken aklıma geldi. Sordum ama topu ortalamıyomuş. Bildiğin temizlikçiymiş ama tekstil sektörü demiş ki "ulan biz şaane sektörüz neden kendimize has terimlerimiz olmasın".Yani tam olarak bu olmasa da benzer bişidir. Öperim çok çok...
Sevgili Rectoa,
Sensiz geçen günlerde vita kutularına şiir yazdım, sigarayı tersten içmeye kalktım...
Askerlikle ilgili nasihatlar vermek için geç bir zamandayım zaten ben askere de gitmedim ki. Ben destek olsam Loana'ya olurum. Onun da şimdilik böyle bir talebi olmadı. Mis gibi geçsin askerliğin.. Loana'ya da sabır diliyorum.
Askerden dönünce yeni blog açarım demişsin, dememiş ol!
Ben bunları yaşadım, senin de yaşamanı istemem kardiş. Eriyorsun bir anda. Kankaların dönüp bakmaz oluyor, selam vermez oluyorlar. Hiç tanımadığım, görmediğin insanların arasında kalıyorsun. -"Hey benim ben" demek için bile kırk takla atıyorsun. Değer verdiğim eski arkadaşlarımı bir yere toplamak çok zamanımı aldı, işte o arada da erdim ben resmen. Uygun bir felsefi akım ismi bulursam bu meseleyi patlatmayı düşünüyorum.
Şimmmmdiiii sen askerliğini yapıyorsun sonra miiiiiiiiisler gibi geliyorsun. Gelince de buradan rectoa olarak devam ediyorsun.
Ya da illa başka bir blog açacaksan 1 bunu kapatma 2 adam gibi bir nick al kendine pippi haşmet'e benzemesin. Değiştiremiyorum da böyle kaldım iyi mi poff
Seni seven pippi okuyana selam eden haşmet
şafak kaç?
özledik rectoa reyiz.
özledik valla...
Çok güzel bir siteniz var, hazırlayanların ellerine sağlık. Benim internette dolaşırken bulduğum http://www.tabloal.com diye bir site var, sizlerle paylaşmak istedim :)
Yorum Gönder